George Eliot – Silas Marner/Tadımlık Tanıtım

Gece Gündüz
A A

George Eliot – Silas Marner/Tadımlık Tanıtım

Merhabalar dostlar. Bugün şiir yazmak ya da usta şairlerin yazdıkları kelimelerle boğuşup ortaya bir şeyler çıkarmaya çalışmayacağım. Bugün, sizlere okuduğum ve bana oldukça samimi gelen bir romanı tadımlık tanıtacağım. Peki, bu roman ne zaman yazıldı? Kim tarafından yazıldı? Evet, romanımızın ismi Silas Marner. Kitap ismini; kendisini yakından takip edeceğimiz, tüm çıplaklığı ile göreceğimiz, biraz gariban, biraz gözü dönmüş ama bir o kadar da naif olan Silas karakterinden almış. Evet, kitabın başlığı pek de ilgi çekici değil, kabul ediyorum. Kitap, George Eliot tarafından 1861 yılında yazılmış ve büyük eserler arasında yerini almayı başarmıştır. George Eliot yani diğer adıyla Mary Ann Evans çıkardığı eserlerde “George Eliot” erkek kimliğini kullanmayı tercih etmesinin sebebi ciddiye alınmak istemesi ve Victoria döneminin kadın yazarlarının genellikle romantik kategoride eser vermesi idi. Hadi gelin bu enfes romana küçük bir giriş yapalım.

Bir adam düşünün oldukça naif, dindar, dürüst, alçak gönüllü ama bir o kadar da şansız. Peki bu adamın başına neler geldi, bu gariban adam nelere maruz kaldı, ne gibi tepkiler gösterdi; bunlara şöyle küçük küçük değinerek gün yüzüne çıkaralım.

-Spoiler-

Silas Marner, Lantern Yard adlı kentte yaşamakta ve dine olan yakınlığından ötürü kasabadaki insanlar tarafından oldukça saygılı bir adam olarak görülmekteydi. Kilisede bulunan William Dane, Silas Marner’ın en yakın arkadaşı, dostu idi. Ayrıca, bu içi ve yüzü güzel adamın, Silas’ın bir de Sarah adında minnoş mu minnoş bir sevgilisi vardı. Gariban Silas başına geleceklerden habersizce neşeli, sosyal ve mutlu bir hayat sürüyordu. Ne olduysa en yakın arkadaşı William Dane’in iftiraları yüzünden oldu. Kilisede çalınan parayı Silas Marner’ın üstüne atan William Dane, bununla kalmayıp bir de Silas Marner’ın sevgilisini de elinden aldı. Bunlara katlanamayan Marner, Raveloe adlı bir kasabaya taşındı. Her şeyini kaybetti Silas Marner, Tanrıya karşı olan inancını bile; ne Raveloe sakinleri onu tanırdı ne de Silas onları. Kendisi bir dokumacıydı ve insanlarla sadece iş için çağrıldığında beraber olurdu. Peki, Silas Marner karakteri inancını, neşesini, sosyalliğini toprak altına gömdükten sonra neleri kendine huy edindi? Silas Marner kimseyle konuşmaz, yatar kalkar mesleğini icra eder ve kazandığı altınları biriktirirdi. Artık onu hayata bağlayan tek madde kazandığı altınlardı. Bütün yaşama sevincini bir madde üstünde toplamıştı Silas Marner; parasını güzelce saklar ve göz kulak olurdu. Kendisine altından oluşan hayatlar sunan Silas ruhsal zenginliğini, yıpranmış ve üstü hafif küf tutmuş kalbinin derinliklerine gömdü ve maddeye bağımlı hale geldi. Fakat garibim Silas Marner yine ve yeniden hayatın sillesini diğer yanağında hissetti. Bir akşam eve döndüğünde biriktirdiği tüm altınları çalınmış olan Silas Marner kendisini yine enkaz altında buldu ve ördüğü bu yeni hayat biçimi bir kez daha elinde patlamış oldu.

-Spoiler-

George Eliot sadece Silas Marner karakterini değil, birçok karakteri bizlere detaylıca anlatmış ve neredeyse bütün karakterlerin düşüncelerine ulaşmamıza olanak sağlamıştır. Ben, bu tanıtımda sadece birazcık Spoiler ile sizlere bu harika edebiyat kokan kitabı tanıtmak istedim. Edebiyata düşkün, kendi çıkarımlarını yapmayı, kelimelerle dans etmeyi seven arkadaşlar mutlaka bu kitaba göz atmalıdır. Silas karakterinin altınları çalındıktan sonra uğramaya başladığı değişim ve kitabın ilerisinde tanık olacağımız birçok olay benim size anlattığımdan çok daha derin olacak. Kitabı bitirdiğinizde sadece Silas Marner’ın hayatına dair izleri değil, birçok karakterin düşüncelerini ve tecrübelerini de cebinize koymuş olacaksınız. Ve sonunda kendinize soracağınız, sorgulayacağınız bir sürü soru ile baş başa kalacaksınız.

Mert Feyzioğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...