Teyakkuza Geçmek

Gece Gündüz
A A

Dün anladım. Hâlihazırda bırakılmış ve yine ortada kalmış yüreğimin, neden başını kaldırıp etrafına bakamadığını. Neden hüznü halimi içimden söküp alamadığımı… Ayaklarımın, aynı sokaklarda gezme talebinden neden ısrarla vazgeçmediğini…

Dün ilk kez anladım. İçimde büyütmeye çalıştığım bir öfke var. Hayatta kalabilmek için ihtiyacım olduğuna inandığım, ileri atılmam gereken zamanlarda gözyaşlarımı yakarak harlayacağım, sevgisizliğin yerini onunla doldurmaya çalıştığım bir öfke. Bu öfke, benim hayat enerjim. Bu öfke, senin yaz akşamlarını serinleten esintilerinden beslenmek isteyen ama varlığını gösterdiğin her an sönmeye yüz tutan bir ateş.

Dün ilk kez anladım ben, öfkeye sığındığım bu zamanlarımın beceriksizliğini. Benimkisi, acını unutmak için dağlamak yüreğini ya da itiraf edememek aşkın hâkimiyetini. Bütün bedenim sana ibadet ederken aslında yalanlamak varlığını. Olmuyor, bir kez daha âşık olacağıma inandığım zamanların ilk güneşi. Senin, ufuktan kaybolduğun her an tekrar doğacağını, karanlık geçirilen her saniyenin biteceğini bilerek; afaktan yükselerek içimi ısıtacağın, semamı aydınlatacağın anı bekleyerek yaşıyorum ben.

Dün gece ilk kez anladım ben. Gidemedim senden. Gitmeye yemin ettiğim her sefer gibiyim şimdi. Biraz kızgın, biraz kırgın, biraz da tereddüt içinde… Elimi uzatsam, hâlâ dokunabileceğim kadar yakınımdasın sanki ama aramızdaki kilometrelere insan ömrü yetmez, belli. Aşamayacağım bir yolu arşınlıyorum anlayacağın, ulaşamayacağım bir hedefe gidiyorum. Arada ufak molalar veriyorum; çok uzatıyorum sanma sakın, hemen kalkıveriyorum. Sana gelen sonsuz yolda zaman kaybetmemenin anlamsızlığı, varlığı hikâyeyi değiştirmeyen bir kahraman olarak kendi anlamsızlığımla yarışsa da hayatımdaki her şeye bir anlam verebilmemi sağlayan, benim ve hayatımın yegâne sebebi olan sana gecikmemek için, bana ihtiyacın olabilecek ufacık bir anı bile ıskalamamak için bir saniyemi dahi israf etmediğimden emin olabilirsin. Çünkü ne yaparsam yapayım, senden gidemedim ben. Ne bir anım oluyor bu yolda seni unuttuğum ne gülüşünü başkası gördüğünde mersiyeler dizdiğim ne de bir kaçamağım oluyor bu yoldan vazgeçtiğim.

Anlamıyorsun, buselerinden bir tanesi için ömrümü verdiğim; ben, senden hiç gidemedim. Sende bir şeyler var, bu senden kaçışlarımın yönünü sana çeviren. Sende bir şeyler var, beni her gece kapına getiren. Ben, sırtımı dönerim sen, gözlerimi kaparım sen. Bitmiyor boynundan göğsüne inen benlerini sayışım. Bitmiyor şişelerin dibini yoklayışım. Yine de sen anlamıyorsun; her şeyini, her şeyimle sevdiğim. Ben, gözlerini kovalıyorum; sen, bakmıyorsun. Ben, aklımı kaçırıyorum; sen, rüya sanıyorsun. Ben, senden gidemiyorum aşkına meylettiğim; sen ise hiç “Kal.” demiyorsun.

Mehmet Zeki Zeray

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...