Tarafınca Sevilmek

Gece Gündüz
A A

Tarafınca Sevilmek

İnsan yaşlandıkça, sevgiye olan bakış açısı da diğer her şeye olanlar gibi değişiyor… Mesela daha seçici olmalar, her hoşlantıya sevgiymiş gibi atlamamalar veya vakti zamanındaki o bol miktar ayrılıkları, saçma davranışları, toylukları tecrübe ettikçe gelen “Kalsın, oynamıyorum”lar falan… İnsan yaşı ilerledikçe biraz tuhaflaşıyor sanırım. Lakin güzel bir tuhaflık…

Yine de sevgiye veya aşka olan inancın kaybolması diye bir şeye de inanmıyorum ben. İnsan sadece, gerçekten sevmiyorsa veya sevilmiyorsa, yani aşk yoksa; dahil olmak istemiyor bir hikayeye, hepsi bu. Yıllar geçtikçe eskimiş kendinden bile sıkılıp nasıl ki değişiyorsa; insan yıllar geçtikçe aynı şeyleri tekrar sevmekten veya kaybetmekten de öyle sıkılıyor işte. İstemiyor, uzak duruyor, dahil olsa da bağlanmıyor falan…

İşte bunca farkındalığa rağmen sevebiliyor insan… Hatta çok sevebiliyor ve o sevgi elbette hayatındaki tek gerçeklik oluyor. Zira insan yaşadıkça, kalbi de atmaya devam ediyor. Kalp de o insan kadar tuhaf bir şey, lakin güzel bir tuhaflık… Ve o kalbin filtresinden zor da olsa geçmeyi başaran o sevgi, o sevgili; bir peygamber Tanrı ilişkisi gibi. İbrahim’in Tanrısını araması gibi bu biraz hani. Her türlü mükemmelliğe uğraması, sorgulaması, yanılması, uzağından veya yakınından yoluna devam etmesi, sonunda da gerçek olanına kavuşması gibi… İnsan böyle sevgileri sokakta da aramıyor zaten, dedim ya bir peygamber Tanrı ilişkisi gibi; bir seçilmişlik, zaman ve mekandan münezzeh bir arayış, mükemmele varış…

“İnsan yaşı ilerledikçe biraz tuhaflaşıyor sanırım” demiştim az önce. Evet, insan yaşı geçtikçe sevilmeyi de sevmeyi de unutabiliyor. Unutmak dedim ama çok iyi bilinen bir şeyi unutur gibi tabii, hani hatırlamak için bir miktar düşünmek gerekli, yeterli… Yıllarca bisiklete binmemiş birinin ilk pedalları gibi hani, tuhaf geliyor, sendeletiyor, düşer gibi oluyor ama konuyu biliyor, gayet iyi biliyor hem de… Artık çocukluğundaki zayıflıklarından arınmış güçlü kaslarıyla asılıyor pedallara, daha kararlı, daha dikkatli, daha seri…

Peki, böyle bir sevmek mi, böyle bir sevilmek mi? Ben sevilmek diyorum. Zira böyle sevilen biri, Tanrı tarafınca sevilen bir İbrahim gibi… Sen onu yücelttikçe onun sana yaklaşması gibi. Sen ki yaşının getirisi o evlat misali sahiplendiğin bencilliklerini birer birer kurban ettikçe, onun sana meleklerini sunması gibi. Sen ki taşlaşmış, putlaşmış egolarını birer birer baltaladıkça onun sana kendini bahşetmesi gibi…

Evet, insan yaşı ilerledikçe tuhaflaşıyor biraz… Bencil olmadan kendini koruyamazken, sencil olmadan da gerçek bir sevgiye veya sevilmeye ulaşamıyor. Ama demiştim, bu biraz bir peygamber ve Tanrı ilişkisi gibi. Mutlak bir özümseme, sualsiz bir teslimiyet; barınma ve üremeden münezzeh, yeniden doğmuş gibi çocuk gibi. İnsan yaşı ilerledikçe bu yüzden çocuklaşıyordur belki… İşte onun tarafınca sevilmek de bir Tanrının çocuğu olmak gibi…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...