Sevgisizlik

Gece Gündüz
A A

Sevgisizlik

İnsanoğlu yaradılışı gereği her daim muhtaç bir pozisyondadır. Duruma göre kendini kusuruz, eksiksiz, minnetsiz ve hatta Tanrı bile ilan etmesi veya öyle bile yaşaması bu gerçeği değiştirmez. Yaşayabilmek veya daha rahat yaşayabilmek fark etmeksizin; insanoğlu, sürekli isteyen ve daima ürettiğinin fazlasını tüketen tek varlıktır, yani muhtaçtır.

Hayatta bazı muhtaçlıkların yokluğu insanı yaşatabilir veya bazılarının yokluğu da öldürür. Bu durum bünyelere ve bireylere göre değişkenlik gösteren bir etkendir. Bir de bünyesi, milliyeti, yaşı, ekonomisi fark etmeksizin; insanı süründüren noksanlıklar vardır bu hayatta, sevgisizlik gibi… İnsanoğlu sevgisizlikten ne yaşar ne de ölür, sadece sürünür. Değişebilecek şartlarla da süründürür.

Bir gecelik bir açlık mesela; insanı öldürmez, süründürmez de. Susuzluk da öyledir; kurutmaz, tüketmez… Bir değil bin gecelik yalnızlıklardan bile ölmez insanoğlu. Çünkü sevgi ihtiyacı karşılanan bir insan, en fazla birkaç gece aç veya susuz kalır; sonunda bir şekilde karşılanır. Yalnızlık için de bu böyledir. Sevilen bir insanın bedeni tekil bile olsa ruhu her daim çoğuldur. Zira yalnızlık bedeni değil fikri bir olgudur. Bu yüzden sevilen insanlar aslında yalnız da değildir.

Herhangi bir insanın nasıl ve ne şekilde sevilebileceği, herhangi bir bireye göre değişkenlik gösterebilen bir olgu olsa da; herhangi bir insanın nasıl sevilmediği veya sevgisiz bırakılabileceği ise değişkenliği olmayan tek niteliktir. Dünyadaki bütün kötülük ve olumsuzlukların temel prensibi sevgisizliğe dayanır diyebiliriz.

Bir insan sevgisiz bırakılarak bir Şeytana bile dönüştürülebilir. Zira her insan bir melek olarak doğar; kusursuz ve kötülüksüzdür. Daha sonra karşılanan veya karşılanmayan sevgi ihtiyacına göre şekil alır ve son kişiliğini kazanır. Yani bir insanı var etmek veya yok etmek sadece Tanrının elinde bile olsa; bir insana olumlu veya olumsuz bir şekil vermek, sadece insanların elindedir.

Buraya kadar tüzel bir şekilde ilerledikten sonra, biraz da bireysele inersek; kendimize en son ne zaman bir canlıyı sevdiğimizi sorarak devam edebiliriz. Canlı, evet; zira bir insanı bir hayvandan ayıran tek şey düşünme yetisidir. Vahşi yaşamından ayrılmış ve bir ev, bir sevgi ortamında doğup büyümüş bir yırtıcıyı ele alalım mesela. Aynı çatı altında yaşadığı insana zarar vermeyişinin tek sebebi sevgiyle büyümüş olmasıdır. Bitkilerden de örnek verebiliriz. Saksınızdaki bir menekşenin çiçek vermesini istiyorsanız onu sevmelisiniz. Veya sistemli bir şekilde ona bağırmayı ve kötü davranmayı deneyin, sonucu göreceksiniz.

Dünyadaki her canlının sadece biraz sevilmeye ihtiyacı var, hepsi bu… Neyi, nasıl ve ne şekilde seveceğimiz bize kalmış bir değişkendir. Lakin bu bir elzemdir…

Sevin, bir daha sevemeyebilirsiniz. Sevin, bir daha sevilmeyebilirsiniz. Sevin, değişimi görebilirsiniz. Sevin, bir iz bırakın. Sevin, aldığınız nefes son nefesiniz olabilir. Sevin…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...