Sabahın Sessizliği

Gece Gündüz
A A

Sabahın sessizliği çok şey anlatır insana. Müzik ve gürültüyü birbirinden ayıran kavramın, notaların arasındaki sessizlik olması gibi… Dünyanın insanlara armağan ettiği en güzel ezgi…

Derin bir nefesle uyanılan her günün, bir milat olarak kabul edilmesi gereken dünyada, yaşanılan bugünün, bir miladın devamı olarak kabul edilmesi; bu sabah çalan sessizliği daha bir anlamlı kılan tek şey sanırım. Elbette bu güzel müziği dinlemek için uyanık kalmadım; lakin uyanık kalmalarımın en anlamlısının, bu sabah duyduğum ezgiyle var olduğuna eminim. Hakeza en anlamlı şarkılar, bir seçim sonucunda çalanlar değil de bir anda kulağımıza çalınanlar değil midir?

Öncesindeki o tüm gecelerce mutsuz insanların, kendilerini mutlu etmek için çeşitli arayışlarla meşgul olduğu bir geceden geliyorum… Yüzlerce mesaj okudum, onlarca görsele baktım, birçok insanla konuştum, biriyle sarıldım, seçtiğim şarkılardan dinledik, birkaç film seyrettik; sonra birer birer hepsinin üstünü örttüm, sonra bir film daha seyrettim, eskilerden… Aslında yorgundum ama uyumak istemedim; çünkü geçen sene de yorgundum ve yarın da yorgun olacaktım. Bazı yorgunluklar uyuyunca geçmiyordu… Sonra birkaç sigara daha yaktım, biraz klavyeme baktım ve o sessizliği duydum; sabahın sessizliği, bir şeyler anlatıyordu bana. Aslında çok şey…

Bu sabaha da mutsuz uyanacak insanların, birkaç saat önce kendilerini mutlu hissettikleri bir geceden geliyorum. Yani bir miladın devamının, o en büyük sanrısından… Ve birazdan bu güzel sessizlik bir son bulacak ve bu güzel müzik, yine o gürültüye dönüşecek… Ben; yine yüzlerce mesaj okuyacak, onlarca görsele bakacak, birçok insanla konuşacak, seçtiğim şarkılardan dinleyecek, birkaç film seyredecek ve birer birer hepsinin üstünü örteceğim ve muhtemelen bir de kendimin…

Hayat; her akşam evime dönerken uğradığım o marketteki kasiyerin, daha ben söylemeden uzattığı sigaramın markasını, doğru okunuşuna kadar bilmesi; ancak adımı dahi bilmemesi kadar trajikomik… Oysa öncesindeki o renkli gecede bana, yeni bir yıl bile dilemişti…

Biz insanların anlamamakta direttiği birçok şey var. Başta kendimiz; sonra okuduğumuz o yüzlerce mesaj, baktığımız görseller, konuştuğumuz insanlar, seçerek dinlediğimiz şarkılar, izlediğimiz filmler, okuduğumuz kitaplar, üstünü örttüklerimiz, kapattığımız ışıklar… Yani bir değil, bin miladin devamıyla bile mutlu olamayacağımız o farkındasızlıklar. Oysa her şey, o notaların arasındaki duraklamalarda saklı. Lakin onu duymak adına vardığımız sabahlarda değil; uyumadığımız bir gecenin sabahında, bir anda duyumsadıklarımız…

Günaydın. Bugün, 1 Ocak 2018 Pazartesi.

Yani, bir güzel müziğin daha gürültüye döneceği o mutsuzluk belirtisi…

Hayat; yürüyen merdivenle yukarıya çıktığı için kendini şanslı hisseden bir yaşlının, yürümeyen bir merdivenden soluk soluğa, emekler gibi aşağı inmeye çalışan bir diğer yaşlıya baktığı o gözler kadar korku dolu…

Bunca realiteye rağmen hâlâ anlamadan okuduğumuz yüzlerce mesaj, baktığımız onlarca görsel, konuştuğumuz binlerce insan, seçerek dinlediğimiz müzikler, filmler, fotoğrafını çekmekten başka bir şey ifade etmeyen o kitaplar, üstünü örttüklerimiz, kararttığımız aydınlıklar…

Günaydın. Bugün, 1 Ocak 2018 Pazartesi.

Bugün, birçok miladi insan, ölürken bile mutsuz olacağı o güne bir gün daha yakın.

Ve hayat; tamamlamak için son parçayı uzatırken son nefesini verdiğin bir Puzzle kadar yarım…

Mehmet Barış İmge

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...