Rağmen Sevmek

Gece Gündüz
A A

Sevmek dediğin nedir ki…

Birçok şey gibi sevmek konusunda da çok aceleciydim… İlk kez ilkokulda sevmiştim mesela, hem de daha birinci sınıfta; adı önemli değildi… Çalışkandan tembele göre oturulduğundan ve en önde o oturduğundandı belki de derslerime çok çalışmam; bu yüzdendi belki de zamanla sınıf birincisi olmam… Çocukluk işte…

Evet, büyüdüm… Belki fazlaca büyümüş de olabilirim, bilemiyorum. Aynalar yaşımı bulanık göstermekte artık…

Sevmek diyordum…

Sevmek dediğin ne ifade eder ki? Evet, bir şeylere rağmen sevmek değilse; sevgi dediğin nedir ki? Çocukların bile sevdiği, sevgilicilik oynadığı bir dünyadan bahsediyoruz sonuçta… Yaşı çocuk olanları da kastetmiyorum sadece… Ah o çocuklar… Zaten herkes birbirlerini “çoook” sever bu dünyada… Bir şeylerden bıktığı, hatta nefret bile ettiği hızda sever hem de… Fiber hızında…

“Seni seviyorum…”
“Aaa! Hmm, şey, zaten ben de seviyorum ya sanırım, e hadi sevmişken sevgili de olalım…”
“E sevgili olmuşken sevişiriz de… Zira sevgili olmak -sadece- bunu gerektirir…”

Her şey bu kadar basit mi? Genelde böyle, genelde basit; sevgiler artık çok basit…

Çok sevdiğim bir şair, hiç edilen sevgiler için şöyle der:
“Ne zaman eskiyor sevgiler? Ödenen bedellerin acısı geçince mi?”
Umarım o şair bir gün, günümüz sevgileri için de bir şeyler dizeler…

Evet, sevgi bedel ister, bir şeylerden feragat etmeyi… Belki kendini değiştirmeyi, belki görmezden gelmeyi, belki olmazsa olmazlarını bir kenara bırakıp boyun eğmeyi, belki ona rağmen sevmeyi, belki buna rağmen “Olsun…” demeyi… Belki biraz büyümeyi, belki biraz küçülmeyi, belki çocuklaşmayı, belki yaşlanmayı… Belki bir kariyeri ertelemeyi, bırakmayı. Belki de bir şehri terk etmeyi, egolarının tırabzanlarından atlamayı…

Pek de samimi olmadığım, birbirleriyle sevgilicilik oynayan iki arkadaşım vardı bir ara, konuşuyorlardı aralarında… Çok da kalmamış okullar bitince, ayrı şehirlerde mecburi görevlere gidilince; kim işini bırakıp diğerinin yanına gidecek diye… Anlaşamamışlardı saatlerce. Sonra bana döndüler. “Kim daha çok seviyorsa o gidecek ya da ayrılırsınız.” demiştim… Rağmen sevemeyen iki kişiydiler. Yine çok sevdiğim bir şair der: “İkimizdik, iki kişi değildik.” diye… İkisiydi ama iki kişiydiler…

Sevmek; bir şeylere rağmen sevmekse sevmektir… Herhangi bir şey olabilir, ama olabiliritesi oranında sevmektir sadece…

Her insan bir şeyler için bedel öder bu hayatta. Su içmek için bile ve hatta neredeyse nefes almak… Her insan ödediği bedelin fazlasıyla karşılığını da ister ya; bir bardak çay bile olsa… Lakin sevmek, ah o sevmek; hiçbir bedel ödemeden mahsulünü bekler yine insan…

Hayatımda her zaman “Seni sana rağmen seviyorum…” demek istediğim biri olsun isterdim… Düşünsene; “Ne demek bana rağmen!” Evet, sanırım yürek ister böyle demek. Evet, zaten yürek ister böyle sevmek…

Ve yine hayatımda her zaman “Seni sana rağmen seviyorum…” denmesini de isterdim… Düşünüyorum, haklı, bana rağmen…

Karşınızdakileri “rağmen” sevmiyorsanız, oynamayın, bırakın… Zira başlarken dedim ya; çocukken severdik böyle. Hem çocukken oynardık da… Evet büyüdük, geçti birçok şey gibi oynayacak yaşımız da. İnanmazsanız bakın aynalara, yalan söylemez o yansımalar bulanık da olsa…

Hem başlarken yine söylemiştim ya; “Adı önemli değildi…”
“Adı önemli değildi…” kadar ağır bir cümle var mıdır acaba…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...