Omuzları Üşümüş Bir Metro Penceresi

Gece Gündüz
A A

Omuzları Üşümüş Bir Metro Penceresi

Omuzları üşümüş bir metro penceresine yaslandığım zamanlarım vardır benim.

Oysa bir nilüfer misali hayatımın tam merkezine yerleştirip, suyunu köklerimden vererek yetiştirdiğim, bir tutam kuruluk, soğukluk ve de burukluk dahi yaşamasın diye tüm hücrelerimdeki son ısı kaynağı tükenene kadar şefkatler gösterdiğim; lakin o kaçınılmaz zamanlar geri geldiğinde, artık boş kalmış o omuzlar da sevdaya dâhil olduğunda, bir soğuk hava metrosunun o buz gibi pencere camı kadar bile yumuşaklık ve de sıcaklık vermeyen omuzlarım vardı çünkü bir zamanlar…

Şimdilerde başımı o cama her yasladığımda; bazen artık var olmayan bir annenin dizlerinde uzanır gibi, bazen bir sevgilinin saçlarına sarılıp uyur gibi, bazen ayaküstü yaşanmış bir aşkın kuğu boynuna burnumu yaslar gibi, bazen eski bir dostun kararlı omuzlarına abanır gibi ve bazen de yitirilenlerin yerini almış sıcak bir yastığa gözlerimi kapatır gibi yumuşacık ve de şefkat dolu gelir bana, üşümüş o metro pencereleri…

Ve ısınmış yolcusunu indirip de paslı raylar üzerinde geceye doğru yol alan o metroya, kaybettiğim o eksikliklerimin ardından bakar gibi baktığım olur bazen… Bir sigara içimi kadar buruk, derince çekilmiş bir nefes kadar soğuk, henüz kopmuş bir yaprak kadar sarı, lakin bir kış uykusu kadar da tatlı, o yumuşacık omuz hissiyatıyla kalakalırım öylece o istasyonlarda.

Omuzları üşümüş bir metro penceresine yaslandığım zamanlarım çokça vardır. Hem kendi omuzlarımın üşümüşlüğünden de hiç mi hiç şikayetçi değilim. Sadece kendimi bir insanın omuzlarına fazla alıştırmanın yoksunluğundandır belki de sitemim. Gittiğinde yerini cansız metro pencerelerinin omuzlarına bırakan yoksulluklarım çokça vardır çünkü benim…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...