Okumak Güzeldir

Gece Gündüz
A A

Okumak, her daim güzeldir…

Okumak deyince genelde aklımıza; bir kağıdı veya bir ekranı okumak gelir. Siyahlı grili puntolar, pikselli renkli fontlar, Billboard’lar veya tabelalar; metinleri okumaya o kadar çok kaptırmışızdır ki kendimizi, belki de gerçekten okumamız gereken o nice değerli şeyler öylece geçmiş gitmiştir yanımızdan.

Belki de okumamız gereken ilk şey bir bakıştır bu hayatta… Belki bir dokunuştur, belki bir ses tonudur, belki bir kelimedir, belki bir tat, dudaklarımızdaki nemli bir ıslaklıktır… Metinleri okumakla cahilliğimizi kapattığımız da elbette aşikar ve yadsınmaz… Ya peki bizi biz yapan olguların eksikliğini sadece metinsel verilerle kapatabilir miyiz? Şahsen kapatamadığımı fark ettiğim günden beri okuma alışkanlığımı da biraz değiştirdim, naçizane tavsiye de ederim…

Gözler diye devam da etmeyeceğim. Gözleri okumak… Malum, fazla şiirsel, işin içinde aşk varsa; kimse okuduğunu anlamaz zaten, sadece hayran kalır. Aşk da yoksa; bir insanın gözlerinde okuyacağınız tek şey genelde yalanları olacaktır… Dokunmak diye devam edelim, belki o da fazla cinsel, mi? Tabii ki değil. Braille alfabesini kast etmiştim. Bana göre en salt okuma, dokunmak gibi geliyor… Okumak için gözlerim olsa da dokunmak; hep daha bir anlatmıştır bana yaşamı… Bunun için mesela; kapısı hızla kapansın diye durmadan bastığınız asansör düğmesinin üzerindeki o noktalara, bu defa dokunmayı deneyin. O noktalar elbette gözleri olanlar için değil lakin eminim ki size de oldukça farklı gelecektir. Dokunmak gibi bir evrenselliği elbette bir asansör düğmesinden ibaret de saymamak gerek. Tokalaştığınız bir insanın elini tutmak yerine dokunmayı deneyin; o avuçlarda saklı bir söylenememişliği keşfedebilirsiniz… Parmak uçlarınızla sevdiğinizin sırtında gezinin; kürek kemiklerinde sıkışıp kalmış bir yalnızlığı daha yok edebilirsiniz…

Duymak diye devam edelim. Duyacağımız her seste bir hikaye daha okuyabiliriz mesela bu hayatta. Bunun için her zaman anlatılanın ne olduğunu bilmeye de gerek yok; o ses tonunda saklı yüzlerce şey bulabiliriz. Ve aslında anlamamız gereken şey de tam olarak o tonlarda gizli, anlatılanlarda değil… Tatmak mı? Elbette o da bir okumak. Yaratıcının bir elmaya yazdığı bir öyküyü okuyabildiğiniz gibi, bir sevgilinin dudaklarına yazılı bir aşk masalını da tatmış olabilirsiniz. Tatmak da güzel bir okumak, en az dokunmak kadar…

Duyguları okumak var bir de… Lakin onları kelimelere dökmeyi beceremeyeceğim. Zira bu biraz fazla içsel bir olgu; tam karşılığını bir literatürde genelde bulamayız, yaşar ve öğreniriz. Öğrendiklerimizi uygular, sever ve seviliriz…

Evet, okumak, en güzel şeydir bu hayatta ve okumak; bir kağıda yazılı siyah puntoları veya bir ekrandaki pikselli fontları değil, bir insanı okumaksa güzeldir.

Yeni yılda sevdiklerinizi daha iyi okumanız dileğiyle.

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...