O Tabak Bitecek!

Gece Gündüz
A A

O Tabak Bitecek!

Büyüdükçe insanın nasıl da özlediği, en az o tabak kadar duygu dolu bir serzeniştir bu cümle… O tabak bitecek!..

Çocuklukla ilgili özlenen o itemlerden ayrı bir yeri vardır bu cümlenin… Ne bakır telden o arabalar, ne çikletler, ne çikolatalar, ne o dizlerinde oturulan yaşlı insanlar, ne de o sözde eskiyen bayramlar… Hiçbiri bu özlemin yeri gibi olmaz, dolduramaz, kifayetsizdir hep bir şeyler, hep bir eksiktir, çok bir eksiktir hatta bazen…

Büyürsün bazen, çok fazla büyürsün hem de bazen, büyüyen sen ki bedenine sığmaz olur, kocaman olursun, vücudunu zorlarsın… Ve hatta bazen hayatın önüne koyduğu bir bedene zorlanır, ite kaka sıkıştırılmaya da çalışılırsın. Yarım kalırsın, kırılırsın, hatta yok kalırsın bazen…

Belki bir tabak yemek de olmaz bazen sen büyürken, aç karna öylece uyuyup kalırsın… Belki ayakta atıştırmalıktır yediğin o bir öğün, belki bir koşuşturma, bir curcunadır alıp başını giden… Belki de kirli bir işyeri mutfağında, sararmış bir masadaki soğuk bir tabakta olur bu bazen… Kimi de bir evde olur, bir başına bakılan bir su bardağıyla yutulur gider bazen…

Ve o cümlenin telif hakkını yüreğinde taşıyan anneler ki çok uzaktadır hani bazen, kulakların ki ne de uzaktır o cümleye… Mesela çatalının saydığı o makarna taneleri gibi günleri sayılan zamanlar vardır, tabağın bile özlediği bir cümledir belki de bu bazen… Ve o cümlenin tek bir harfini telaffuz etsin diye özlenen, çok özlenen, lakin o billur ses tonu ki belki bir daha duyulamayacak derecede uzakta olan melekler de vardır işte bazen. Ardında sızlayan bir kalp, solup giden anlar, anılar bırakan, o melekler vardır hani bazen…

Ve o an, ne olmayan bir tabak yemek ki aç bırakır insanı, ne dolu bir tabak ki tat verir damaklara ve ne de yarım bırakılan bir tabak ki ‘bitirilme’ endişesi taşır soğuduğu o masada…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...