Merhaba İçimdeki Boşluk

Gece Gündüz
A A

Merhaba İçimdeki Boşluk

Birçok insan yalnızlığı hayatında birinin olmayışı zanneder. Sonra yine o insanlara “düzen” kelimesi nedir diye sorsalar; bir ev, bir araba, iyi bir iş veya hayatın tadını çıkarabilecek kadar varlıklı olmak vs. diye devam ederler…

Merhaba dik yokuşlu sokağım, merhaba paslı apartman kapısı, merhaba görevini yapmayan merdiven otomatı, merhaba o karanlık merdivenleri her çıktığımda havlayan köpek, merhaba sidikli aromatik kokular, merhaba kilidini görmeden açmaya çalıştığım kapı, merhaba çıkarmaya çalıştığım ayakkabılarımın altında gıcırdayan fayanslar, merhaba düğmesini aradığım koridor ışığı; yine ben geldim.

Biliyor musunuz; size böyle geldiğim o yıllar boyunca, yalnızlığımı giderecek o kadar çok insan tanıdım ki… Sonra, düzen kurdum zannederek; çok evler, arabalar, eşyalar da kullandım. Ama…

Evet, merhaba hayatımdaki boşluk, merhaba yerçekimsiz düşüncelerim, merhaba aklımdaki yanılgılar; yine ben geldim.

Merhaba sigara paketimi bıraktığım masa, merhaba üzerindeki çakmak. E hani küllüğüm neredeymiş, hah buradaymış, size de merhaba; yine ben geldim. Amanın, bakın da kimler buradaymış, doğalgaz faturası yine masada kalmış, sana da merhaba; yine gelmiştin…

Biliyor musun sevgili fatura, zoruma giden şey üzerindeki rakamların ondalık basamakları değil. Zoruma giden şey; senin beni ısıtmak için sarf ettiğin çabayı bir montun da yapabiliyor oluşu… Senin amacın bir evi ısıtmak elbette; tamam da benim evim nerede? Demin kapısını açtığım girişi gösterme bana. Evet, betondan bir şeyler var orada; odalar, koridorlar falan… Tamam da benim düzenim nerede? Biraz konforsuz olabilir ama birkaç kat montla bir bankta da idame ettirebileceğim bir hayatı, senin ev diye gösterdiğin o odalarla ve kâğıt yüzeyinin üzerindeki rakamlarla tasvir etmen; saçma değil mi sence de? Neyse…

Merhaba cevapsız sorularım, merhaba bıkkınlıklarım; evet, yine ben geldim.

Merak etme, seni unutmadım elbette sevgili damlayan musluğum; yanındaki bulaşıklık, içindeki bardaklar, tabaklar, kaşık ve çatallar… Size de merhaba; ben geldim, buradayım, bir sigara yaktım, nefesleniyorum…

Evet sevgili tencerem, nasılsın görüşmeyeli; karnım aç ama yemeyeceğim. Bir insan neden yemek yer ki zaten; yaşamak, hayatta kalmak için elbette. Gücüm nispetinde dışarıdan da yiyebilirim, biliyorsun; yaşarım da hayatta kalırım da… Yani tenceresin diye kendini nimetten sayma; senin görevin bir aş olmak, bir düzeni tamamlamak. Tamam, sen buradasın da benim düzenim nerede? Bir nizam yoksa neden ihtiyaç duyayım ki sana; hem bak, doğalgaz faturası biraz da sana kızıyor orada…

Merhaba duvarlar, merhaba altımdaki sandalye; homurdanmayın, sizi de unutmadım… Cildindeki boyalar da yeni, neyin serzenişindesin anlamadım ki; üzerinde birkaç tane de tablo olsa, neyi güzel gösterebileceğini zannediyorsun ki hem bana… Sen de kasılma hem sevgili sandalyem; sert yüzeyine oturmaya çok da meraklı değilim; yumuşak bir koltukta tek başına oturmak pek de bana göre değil, daha kaç kere söyleyeceğim. Yoksa sen de mi burayı bir ev zannedenlerdensin? Yok yani, dediğin gibi burası bir evse; hani benim düzenim nerede?

Merhaba evsizliğim, merhaba içinde büyümüş çocuk; yine ben geldim…

O uzaktan seslenen sen misin yoksa pek muhterem yatağım? Merak etme lütfen, seni de unutmadım, sana da merhaba; evet, mutfaktayım, oturuyorum eşyalarımla… Üzerine iki kişiyi sığdırabileceğinden olsa gerek bu havan lakin lüzumsuzdur heyecanlanman; sadece ben varım ve sana uğramayacağım… Farkındasın, biliyorum; uykuya oldukça açım ama seninle uyumayacağım. Zaten sen de burayı ev zannedenlerdensin. Doğrudur, herkesle uyuyabilirim bu evde, senin üzerinde; peki sabahları uyandığımda yüzüne gülümseyeceğim düzenim nerede?

Merhaba gece, merhaba uykusuzluğum, hazırla yastığını yorganını; yine ben geldim.

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...