Mandalina Kabukları

Gece Gündüz
A A

Mandalina kabuklarını tüketilmiş ilişkilerden artakalan insanlara benzetiyorum… Biçimsiz, şekilsiz, paramparça bir halde; bir yığın artık gibi duran o insanlara… “Neyin var?” dercesine dokunulduğunda sarı bir yapışkanlık bırakan, azıcık damarına basıldığında asidini püskürten, tadılmak istendiğinde sabun tadı veren; içini çoktan tüketmiş, dışı kuru bir çöp olmuş o insanlara…

Bir mandalina; vücutta ne kadar barınabiliyorsa, birbirlerine o kadar dayanabilmiştir o insanlar ve bir posa gibi atılmışlardır vücutlarından… Mandalina, güzel bir meyvedir. İlişkiler de öyle; kimi tatlı, kimi de ekşidir. Kabuğunu soymadan bilemezsin, dilimlerine ayırmadan tadamazsın… Çekirdeklidir bazen o ilişkilerde sarf edilen sözler; kimi fark edilip atılır ağızdan, kimi neyse denir ve yutulur boğazdan… Ayrılıkların habercisi olan o anlar; henüz soyulmuş mandalina kabuklarıyla yapılan şakalar gibidir, komik de değildir, sadece göz yakar, alttan alınan bir tebessümle geçilir…

İnsanlar; mandalinalar gibidir. Bir oturuşta bir kilo insan tüketebilirsin mesela bu hayatta veya tüketilirsin… Kimi özlemle veya kimi de gözü aç bir şekilde… Lakin her ne sebeple tüketilirse tüketilsin, o kadarını sindiremeyeceğini bilirsin… Ve tüketilmiş o insanlar; mandalina kabukları gibidir. Mesela, sanki demin ondan hiç tat alınmamış gibidir… Hemen olmasa da bir an önce kurtulmak istenen o kokusuz çöpler gibidir… Gün geçtikçe kahverengileşip katılaşırlar; yontulmuş ağaç kabukları gibi kıymıkları batar…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...