Laptopsal Travmalar

Gece Gündüz
A A

Neresinden başlanır ki bir Laptop’ı anlatmaya… Her tarafı demirden olsa, iki üç kilogramlık bir şey zaten. Hem teknoloji kanalı falan da değilim, altı üstü blog yazıyorum. Yani bir Laptop’ı anlatırken Ram’inden, işlemcisinden, SSD’sinden falan bahsetmeyi hiç mi hiç düşünmüyorum bu yüzden. Kendilerinin yalnızca dizlerime ve beynime yaptığı ağırlıktır benim uzmanlık alanım.

Hayatımı devam ettirebilmek adına, iş hayatıma da bilgisayarla başlamıştım. Bilgisayarları bir de özel hayatımızda kullandığımızı eklersek, yani hayatımın her anında mutlaka bir bilgisayarla uğraştım, uğraşıyorum… Dolayısıyla kendileriyle insanlardan daha yakın ilişkiler kurmam çok da yadırganmasa gerek. Tamam, yadırganacak bir şey elbette, yani insanlar varken bir makineyle ilişki yaşamak elbette kulağa tuhaf geliyor ama bu denli yakınlığın adına bir ilişki denmesi konusu ile ilgili yadırganmasa iyi olur diyorum. Sonuçta eminim ki bir bilgisayardan “Şimdi biz neyiz?” tribini hiç yememişsinizdir. Zira ben onu da yedim…

Şu sıralarsa hayatımda Laptopsal Travmalar yaşıyorum. İnsanın bazen saçını sakalını yolası geliyor. Bana küstü mü ne bilmiyorum. Hayır yani kendisini ne ihmal ettim ne de incittim. Kasıp duruyor. E doğal olarak ben de kasılmıyor değilim. Bu arada kendisiyle ilişkimizin elle tutulur hiçbir yanı da yok, etik de değil. Bir başkasının Laptop’ı. Sahibini benimle aldatıyor, hatta sahibi bu duruma göz bile yumuyor, sahi bu durumda ben kimi neyle aldatmış oluyorum, onu da bilmiyorum. Resmen Swinger partisine dönmüş ortalık, başımıza Mouse yağacak…

Kendisiyle başlarda çok renkli bir ilişkimiz vardı oysa. Yazılar yazdık, grafikler çizdik, hatta Gece Dergi diye bir platform bile kurduk. Gece gündüz kod yazdık, Banner’lar çizdik… E tabii para da harcadık haliyle, sonuçta bu bir aşk işi dedik. Lakin bir de dünya işleri vardı, kendisiyle geceleri harcadıklarımızı gündüzlerimizde kazanamadık. Bu yüzden ek işler aldığımız olurdu bazen, akşamları kucağıma alırdım, takılırdık. Kendisi sigara falan içmez, lakin üflediğim dumandan rahatsız olmayan tek kişidir diyebilirim. Kazandığımız paraları genelde sigaraya yatırırız zaten… Her şey nasıl da güzeldi, lakin triplerde işte ve beni de sinir krizlerine sevk etmekte. Hayır yani klavyesine tek parça kül dökmüşlüğüm bile yoktur, sebebi neydi ki?.. Resmen travma…

Zamanında bu travmaların en ağırlarından birini de askerliğimde yaşamıştım ama o biraz başkaydı, Desktopsal bir travmaydı. Alt tarafı Word’de yazdığım bir satır yazıyı ekranına yansıtmak için bile birkaç dakika beklerdi alet. Dersin ki sevgilisiyle dışarı çıkmak için saatlerini harcayan bir afet… Bazen birkaç satır yazdıktan sonra elimi klavyeden çeker, pencereden ağaçlara falan bakardım, ben hayatı sorgulayıp geldikten sonra bilgisayar da işlemini tamamlamış olurdu. Tamam, kaç yıl önceydi, o bir Desktop’tı, eskiydi, ama şimdiki? Sen nasıl yaparsın ki böyle bir şey?..

Bu arada kendisinin sahibi de şu sıralar bilgisayarını fazla sormaya başladı. İlişkimiz travmasal da olsa, ilişki ilişkidir yani ama sanırım sahibi bizi artık kıskanıyor. Yakın zamanda bana travmasal anılar yaşatamayacak olmasından dolayı üzüleceğim aklıma bile gelmezdi bu yüzden. Sevinmem gerekirdi oysa ama daha çok üzülüyorum. Son projemiz Gece Dergi gittikçe büyüyor çünkü, onsuz ben bu yükü nasıl taşırım?..

Zamanında da buna benzer durumlarda internet kafelere falan gittiğim olurdu. Sonuçta işler bir şekilde yürümeliydi. Leş gibi Mouse’ları ıslak mendille siler başlardım kod falan yazmaya, grafikler çizmeye… Yan masada çocuklar Counter atarken “PHP atma oç!” diye bağırasım bile gelirdi bazen. Gençlik işte… En kötü ihtimal yine böyle yaparız artık ne diyeyim…

O değil de neden benim bir Laptop’ım bile yok ulan! Söylesenize kaç para ulan bi’ Laptop! Dergisine bir Laptop bile alamayan adama “Adam” mı denir Faik Baba?..

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...