Kar Tanelerinin Arasından Süzülen Duman

Gece Gündüz
A A

Kar Tanelerinin Arasından Süzülen Duman

Büyük ama küçük bir şehir. Tarihi ama yapay binalar. Üşüyen birkaç insan. Yürüyen birkaç insan. Konuşmayan birkaç insan. Yere bakan birkaç insan. Şemsiyeli birkaç insan. Elleri cebinde birkaç insan. Büyük ama uyanmamış bir şehir. Yer yer karanlık bir sokak. Çekingen bir sokak kedisi, turunculu beyazlı. Çekinmeyen bir sokak kedisi, siyahlı beyazlı. Çekinmeyen bir diğeri daha. Kar taneleri, sulu ve sessiz. Islak taşlar, sulu ve sessiz. Yanmayan bir çakmak, kuru ve çıtırtılı. Dudakta bir sigara, yavaş yavaş ıslanmakta…

Hayat böyle zamanlarda daha bir anlamlı… Zira çıt çıkmıyor, her şey tam da olması gereken kadar sessiz. Kimseler bağırmıyor, birbirine çarpmıyor, kavga etmiyor, gülmüyor ama en azından ağlamıyor… Böyle zamanlarda şehir de daha anlamlı. Zira kar yağıyor, her yer tam da olması gereken kadar ıslak. Taşlar su içiyor, sokaklar duşta, son ışıklarıyla sokak lambaları kar tanelerine yol göstermekte…

Sigaralar belki de ilk kez tatlı… Dumanı hem ürkek hem de aşikâr. Kar tanelerinin arasından süzülüyor, üflenilen nefesin buharıyla pek bir samimi, ısıtmıyor ama en azından üşütmüyor. Böyle zamanlarda büyüklü küçüklü şehirler tam da olması gereken kadar güzel…

Sonra bozuluyor büyü. Küçük ama kalabalık bir şehir. Tarihi; suni ışıklarla yok olan yapay binalar. Konuşan birkaç insan, birbirlerine pek de güzel bakmayan birkaç insan, şemsiyelerini silkeleyen birkaç insan. Büyük ve uyanmış bir şehir, gürültüyle esniyor, ağzı kokmakta… Her yeri aydınlık sokaklar. Korkan kediler, pek bir kaçmakta bir oraya bir buraya. Islanmış sigaraya çakmak uzatan bir el. Dudaktaki sigara yavaş yavaş kurumakta…

Hayat böyle zamanlarda daha bir anlamsız… Zira her bir kafadan bir ses çıkmakta. Her şey hiç olmaması gereken kadar gürültülü. Herkes bağırıyor, birbirine çarpmakta. Kimi münakaşa ediyor, kiminin ağzı gülüyor, kiminin bakışları ağlıyor. Üşüyen eller ceplerinden bir anahtarla çıkarken sokağa düşürüyor birkaç demir parayı… Kar yağıyor, her yer hiç mi hiç olmaması gereken kadar vıcık vıcık, bol miktarda ayak izleri, büyüklü küçüklü, kirli ve pisli… Taşlar çamur içiyor, sokaklar kirlenmekte, ışıkları sönmüş sokak lambaları artık kendisine bile yol gösteremiyor…

Sigaralar bir kere daha tatsız… Dumanı hem kuru hem de kokuyor. Kar taneleri bile öksürmekte, üflenilen nefeste tiz bir kanser hırıltısı, ısıtmıyor, üşütüyor. Böyle zamanlarda büyüklü küçüklü şehirler hiç mi hiç olmaması gerekecek kadar pis, insanlar da…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...