Kambur Bir Viyola

Gece Gündüz
A A

Kambur Bir Viyola

Hani bir şiirde diyor ya; “Ve bitti, şimdi Yalnız Bir Opera başladı.” diye… İşte öyle oluyor bazen hayatta; çabaladığın birçok iş, güç, yük, ağırlık, sorumluluk, dert, çile bir gün elbette bitiyor. Ve tüm bunların bittiği o gün geldiğindeyse iki ihtimal söz konusu oluyor. Ya sen artık hayatta olmuyorsun ya da gerçekten sonu gelebiliyor bazen bazı şeylerin bu hayatta… Ve o gün hâlâ yaşıyorsan sen; omuzlarındaki o ağırlık da kalkıyordur biraz, belki, bazen… Lakin artık kamburlaşmış bir sırtla yaşamaya da başlıyorsun o hayatı. Kambur bir viyola olmak da böyle başlıyor işte… Hayat; bütün yüklerini tek başına kaldıramayacağın ve de kaldırmamanı gerektirecek kadar ağır… Lakin bunu her daim bir sen, bir de yalnızlığın biliyor. Ve o Yalnız Bir Opera da böylece devam ediyor işte, yaşadıkça sen…

Hani bir şarkıda diyor ya; “Çok mu dertsiz duruyorum, uzaktan bakınca…” diye. İşte öyle oluyor bazen bu hayatta, oysa günden güne kamburlaşırken sen… Senden başka herkese, o her şeyler ki nasıl da yolunda görünüyor işte… Anlaşılmak istemeyi bırakalı yıllar da oluyor sonra bazen, zira bu hayatta mutluluktan sonra en güzel şeydir o beklentisizliklerin… Lakin seni anlamak istemeyenleri anlamaya zorunlu kalmak da yıpratıyor artık seni. Yalnız Bir Opera’daki kambur bir viyola gibi çığlıklar atarken sen, kendine bile duyuramıyorsun sesini birçok zaman. Zira bu hayatta en çok; kontrol ettiğini sandıklarını kontrol edemiyorsun…

Hani bir şiirde diyor ya; “Hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim.” diye. İşte öyle oluyor bazen bu hayatta, günden güne hissizleşirken sen… O kadar siliniyorsun ki seni mutsuz eden şeylerde bile mutluluk arayışların oluyor bazen, hani gittikçe bir sineğin kanadından yağ çıkarmaya çalışan bir Yahudi’ye benzeyip giderken. Hayatta; her şeyin her şeyliği gibi önemsediklerince hiçe sayılmak insanı tuhaflaştırıyor çünkü bazen. Kamburlaşmış sırtını onlara dönmeye mecalin kalmışsa bile kendini hala şanslı sayabiliyorsun işte. Elbette onlara arkanı dönmek için değil, biraz daha sırtına bindirmek için çabalıyorsun. Yani bir mutsuzluğun daha kanadından yağ çıkarmayı başarmış oluyorsun sen…

Hani bir şarkıda diyor ya; “Neden saçların beyazlamış arkadaş?” diye. İşte öyle oluyor bazen bu hayatta, hani günden güne çürüyorken sen… Aynadaki yansımanın yönelttiği o soruya, hani saçındaki o ilk beyaza bakarken; bir Dante kadar bile ortasında olmadığınla kalıyorsun bazen, orada öylece dikilirken. Hayatta hep eksiliyor bir şeyler. Ve bazen sen onlardan daha hızlı eksilmeye başlıyorsun. İşte sorun da burada başlıyor, uğruna eksildiklerin artarken sen azaldığınla kalıyorsun bazen…

Hani bir şiirde diyor ya…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...