İçimdeki Zararsız Yılan

Gece Gündüz
A A

İçimdeki Zararsız Yılan

Hemen hemen tüm insanlarda bir ısırmalık da olsa yılanlık vardır. Karşısındakilerin o tatlı dillerinden akan şekerli kelimelerle sindiği yerinden kalkmak, onlara dostmuşçasına yanaşmak, ardından da hunharca ısırmak nasıl da sıradandır… Bu, birçok zaman ve birçok insan için oldukça kolaydır da hem. Zira bir insanı zehirlemek kadar kolay ne var ki…

Benim içimde zararsız mı zararsız bir yılan var… Pustuğu köşesinden sıçrayıp da karşısındakini gafilce avlaması işten bile değil. Bunun için onu hiç mi hiç suçlamam hem. Zira bir yılanla dans etmek elbette akıl kârı değil… Hem adı üstünde yılan bu, zehirlisi de zehirsizi de yılan işte… Hem kim bir yılana yakın olmak ister ki? Bir çantayı veya bir kemeri süsleyen bir yılandan daha zararsız bir yılan olabilir mi ki? Hem kaç para eder ki başı ezilmiş bir yılan…

Evet, benim içimde duyguları ezilmiş bir yılan var. Öncesinde tatlı mı tatlı bir tırtıldı oysa. Belki bir kelebek olabilirdi o tırtıl, lakin yılan olmayı seçti başı ezilince. Evet, kendi seçti… Tıpkı anne ve babasını kendi seçme özgürlüğü misali seçti. Tıpkı bir kırlangıç mı, yoksa bir insan mı olmak istediği sanki kendisine sorulmuşçasına seçti… Tıpkı her gün aynı vahşi ormanda uyanıp da hayatta kalmak için avlanma zorundalığı kendisine sunulmuş gibi seçti… Yani evet, bir bebek ki annesinin sol memesini sağ memesine nasıl tercih ettiyse; içimdeki yılan da o kadar bilinçli ve o kadar farkındalıklı bir şekilde seçti yılan olmayı… Bunun için onu hiç mi hiç suçlamam hem. Zira bir bebek ki emdiği meme seçiminden ötürü ne kadar suçluysa, içimdeki tırtıl da bir yılanı bir kelebeğe tercih etmekten o kadar suçlu işte…

Benim içimde zararsız mı zararsız bir yılan var demiştim oysa… Evet, fazlasıyla zararsızdır o yılan. Çünkü yılanlık yapıp da hak edenlerle beraber hak etmeyenleri de zehirlemesin diye dilimi ısırtmıştım bir ara ona. Bu aptallığı neden yaptım bilmiyorum, zira kendi zehrinde can vermek oldukça acı vermişti bana, bunu ormanda sakın denemeyin… Lakin iyi birkaç insanı yaşatmak uğruna kötü birkaç insanı da yaşatmak ne kadar mantıklı olabilirdi ki? Tamam, elbette kötü tecrübelerin bedelleri iyilere ödetilmemeliydi, lakin iyi şeylerin devamlılığı için kötüleri yaşatmak da trajik değil miydi ki…

İçimdeki zehri alınmış yılanı bir sirke kiralamaya karar verdim sonra… Seksi ve çıplak bir kadının parfüm kokulu boynunda gezmek ki her yılan için bir ütopya olsa gerek… Zira yılanların sürtünme yoluyla seviştiği bilinen bir gerçek. Umarım sirkteki o kadınlar bunu bilmiyordur… Lakin bunun için kiralamadım elbette onu. Sanırım palyaçoluk ruhuma işlemiş. Hem zehri alınmış bir yılan kime ne ifade eder ki? En fazla bir çanta, bir kemer kadardır ederi. Bu yüzden ne kadar yılan da olsa öldürmek istemedim onu. Evet, daha önce de söylemiştim bunu. Fazlasıyla hayvanseverimdir de ben. Hem bir çanta olsa o yılan, zengin bir kevaşenin parfüm kokulu boynuna sürtünmeyecek mi yine derisi? Bu yüzden böylesi daha iyi… Hiç olmazsa aptal insanlara palyaçoluk yapıyor, arada kafesine bırakılan farelerle kendine ziyafetler çekiyor.

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...