İçimdeki Nankör Kedi

Gece Gündüz
A A

İçimdeki Nankör Kedi

Hemen hemen tüm insanların hamurunda nankörlük vardır. Kimi kendini belli eden, kimi ustaca gizlenen, kimi yeri geldiğinde ve kimi de yerli yersiz sergilenen bir nankörlük vardır hemen hemen herkesin içinde. Zira bu hayatta, nankör olmak kadar kolay ne var ki…

Benim içimde de nankör mü nankör bir kedi var, tam doksan dokuz canlı… Yavru olduğu dönemler, büyüdüğü dönemler, yaşlandığı dönemler, öldüğü dönemler, çürümüşlüğünden tekrar doğduğu dönemler, tekrar büyüdüğü dönemler ve de her daim nankörlük yaptığı o onca seneler…

Kedileri bilirsiniz zaten, bir sokak kedisi mesela. Ne kadar da masum, ne kadar da çaresiz bakar, miyavlar, mırıldarlar, özellikle de aç ve muhtaç oldukları zamanlarda… Hiç herhangi bir sokak kedisini alıp evinizde beslediniz mi bilmem, lakin ben çok besledim… Zaten içimdeki nankör kediyle tanışmamız da böyle oldu hem. Her kedi ilkin oldukça sakin başlar bu yeni hayata, hareketleri yavaş, dokunuşu yumuşak, arkadaşlığı sıcak olur… Yediği, içtiği hiçbir şeyi yadırgamaz mesela bir kedi o ilk zamanlarda, hatta açken bile gelir önce sürtünür size biraz. Sizin onunla oynama arzunuzu tatmin etmeden, kendi açlığını veya susuzluğunu tatmin etmez mesela, sonrasında gidip önüne koyulmuş o yemeğini yer. Ve her kedi, her daim kendini tatmin edecek kadar sever ve sevdirir kendini, tıpkı bizler gibidirler. Lakin bu her daim zaman alır, ilkin hiçbiri böyle yapmaz, bizler gibidirler ya, önce yer edinmeyi, sahiplenilmeyi, sevilmeyi beklerler. Sonra da sahiplenmeye, yer işgal etmeye, hırçınlaşmaya başlarlar, bizler gibidirler… Önlerine konulanı bir hak olarak görmeye, kendilerine sunulanları kendilerindenmiş gibi zannetmeye, sizin bir köle ve kendisinin de bir efendi olduğunu size empoze etmeye başlarlar…

Benim içimde, işte tam da böyle, nankör mü nankör bir kedi var… Bazen içimden tekmelemek gelir içimdeki o kediyi, ama yapamam, o kadar da hayvan düşmanı değilimdir hem, belki de o kadar da egoistimdir, bilemem… İlkin ne de sakin, ne de yumuşak, ne de sıcağımdır mesela, özellikle de muhtaçken… Karşımdakinin sevme ve sevilme arzusunu tatmin etmeden, hiçbir şeyini tüketmem mesela. Bana yapılan hiçbir ikramı teşekkür etmeden almamam gibidir bu biraz ve de dizlerine, bacaklarına dolanmam sonrasında öpmem gibidir bu biraz da… Ve sonra bana uzatılan her eli bendenmiş, benimmiş gibi zannederim hep… Bunu ilkin tanrıya karşı yapmaya başlamıştım hem, kendimi bir efendi onu da bir köleymiş gibi görmekle başlamıştı nankörlüğüm…

Herkesin hamurunda nankörlük vardır demiştim, doğrudur, lakin karşımdakinin nankör oluşuna bir misilleme de değildir bu nankörlüklerim. Benim içimde duyguları kör olmuş, nankör mü nankör bir kedi var her daim, nevi şahsına münhasır bir nankörlük… Süreklilik içeren iyilikleri bir görev gibi görmeye başlayan bir nankörlük… Kendisine sunulanları kendisindenmişçesine tüketen bir nankörlük… Muhtaçken miyavlayan, tokken tırmalayan bir nankörlük…

Ve amansızca tekmelemek gelir düşündükçe içimdeki bu nankör kediyi, ama yapamam, yapmam, zira hayvanseverimdir de ben nankör olduğum kadar.

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...