İçimdeki Masum Tilki

Gece Gündüz
A A

İçimdeki Masum Tilki

Hemen hemen tüm insanlarda bir parça da olsa kurnazlık vardır. Başkasının aklını kendi aklına katarak yol almak, onları manipüle ederek kendi amacına odaklanmak, birçok insan için bazen bir görev, bazen bir zevk ve bazen de kaçınılmazdır. Bu, birçok zaman ve birçok insan için oldukça da kolaydır hem… Zira koyun sürüsü insanlar arasında kırk tane tilki dolaştırmak kadar kolay ne vardır ki…

Benim içimde masum bir tilki var. Kafama doğru yöneldiklerinde kırk sayısına ulaşmaları çok da zor değildir. Çabuk çoğalan tilkilerim vardır çünkü benim içimde ve oldukça hızlı, hoplaya zıplaya hareket eden tilkiler… Karşımdakinin aklını, savunmasını, koruma güdüsünü hızlıca yoklayan, ona yaptırılabileceklerle yaptırılamayacakların muhasebesini oldukça çabuk toparlayan, onları ipte yürüyen cambazı seyretmeye yönlendirdikten sonra; ceplerini, duygularını, düşüncelerini, kalplerini, sevgilerini, sadakatlerini çalan, masum bir tilki var içimde… Peki bunca kurnazlığı ve hırsızlığı yapan bir olgu nasıl masum olsun ki? Tam da onu diyorum işte, bir tilki ne kadar masum olabilirse, benim içimde de o kadar masum bir tilki var işte…

İçimdeki tilkiyi bazen bir çifteyle vurup, postuna pamuk tıkasım gelir… Diğerlerine ibreti alem olsun diye yapmak istesem de bunu, tam da bu sebepten değildir de sanırım bu isteğim… Zira o tilkiyi şatomda sergilemek ister egom, zira dersin ki ununu elemiş de eleğini asmış bir bilgeymişim gibi, sanki elimi ayağımı çekmişim gibi bu tilkiliklerden ve sanki her şey güllük ve de gülistanlıkmış gibi gelir bazen bu tilkiyi itlaf etmek isterken ben… Oysa gerçekte olan, bir hırsızın vakti çoktan geçmiş emekliliğinin kesilmesidir muhtemelen, hem başka da ne olabilir ki… Hem kaç para eder ki içimdeki tilkinin postu, hem üzerinde barut kokulu bilye delikleri olan kanlı bir postu kim ne yapsın ki?..

Benim içimde masum bir tilki var… Postunu delmeye kıyamadığım için şu sıralar küsüz, konuşmuyoruz kendisiyle. Zira bazen kurnazlık yaparken, kendine çıkarımlar yaptığı kadar karşısındakilere zarar da veriyor içimdeki tilkim. Zira bu hayatta bazen; o merdiven basamağından hedefe doğru tırmanırken bastığımız şeyler, sıralı tahta çubuklar değil de insanların omuzları oluyor ve özellikle de değer verdiğimiz insanların… Ve benim içimdeki bu tilki de ne değerden, ne vefadan, ne dürüstlükten ve ne de adaletten hiç mi hiç anlamıyor. Hep burnunun dikine ve hep bir kendi çıkarlarına göre hareket ediyor ve ettiriyor… Belli ki ruhuna işlemiş, belki yaratılışı böyle, belki sonradan edinmiş, bence sonradan edinmemiştir, hem edinse de bu neyi değiştirir… Peki bunca adiliği yapabilen bir kavram, nasıl saf ve masum olsun ki? Tam da onu diyorum işte ya, bir tilki ne kadar saf ve masumsa, o kadar saf ve masum benim içimdeki tilki de…

Bazı insanların kötülüğe, hinliğe olan becerisi ve kabiliyeti, iyiliğe olan becerisinden ve gayretinden daha fazladır… Bazı insanlar kötü ve zarar veren kurnazlıklara daha yatkındır. Peki diyorum işte, bunun için içimdeki tilkiyi mi suçlamalı, yoksa o tilkiyi yaratan tanrıyı mı?.. Zira ona bu hinliği, kurnazlığı, manipülasyon yeteneğini veren onu yaratandan başkası mı? Sonra diyorum ki bunun için neden tilkiyi ya da tanrıyı suçluyorsun ki, aynaya baksana… Ama hayır, katiyen kabul edemem… İçimdeki tilkinin kurnazlığından dolayı kendimi niye suçlayayım ki? Ben masumum, hem de bir tilki ne kadar masumsa o kadar masumum işte…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...