Her Şey Çok Güzel Olmayacak

Gece Gündüz
A A

Her Şey Çok Güzel Olmayacak

“-Nasılsın?..
– Süper, çok iyiyim ya, harika, Sen?…
– Nasıl yani ya? N’oldu ki?..”

Bu diyalog ki aslında bütün bir hayatı özetlemeye yetiyor bazen… Evet, parodi de değil bu, elbette yaşanmış ve hemen hemen herkesin de yüzlerce defa yaşadığı bu diyalogdan bahsediyorum…

Sonra soruyorum kendime, acaba genelde herkese “Pek iyi değilim” dediğimiz için mi iyi oluşumuz şaşırtıyor insanları diye… Sonra yine bakıyorum hayatıma, hayır, ilk defa veya birkaç defa gördüğüm insanlar dahi şaşırıyor iyiyim dememe, birilerinin iyi olmasına… Sonra tekrar soruyorum kendime, hani ‘her şey çok güzel olacaktı?’ diye…

Bu her şeyin ki bir türlü güzel olmayışı ve hakeza olsa bile, bizlerin ki bir şeylerin güzel olmasına olan inancımızı kaybetmiş oluşumuz ne de acı verici bir kabulleniş…

Acıyla beslenmişiz demek ki yıllardır, ben, sen, o, hepimiz… İyi veya kötü olmak, öyle hissetmek fark etmiyormuş demek. Hepimiz kötü hissetmeye meyilliymişiz demek… Hem bizler ki sadece trajedi istiyoruzdur belki de veya öyle öğrettiler, öyle kabullendirdiler bize. Hem istemek derken, arzulamak da değil bu istemek. Hani bazen akşam olsun istersin ya, hem zaten sen istesen de istemesen de olacaktır ya, öyle bir istemek gibi bu trajediyi istemek de biraz… Hani Murathan Mungan da diyor ya, o yine güzel bitmeyen bir şiirinde; “Acı çekecek yerlerimi yok etmeden, acıyla baş etmeyi öğrendim.” diye. Bunun gibi belki de biraz… Acıyı sevmesek de acıyla doymayı öğrenmişizdir belki de…

 

“-Nasılsın?
-Kötüyüm, hiç iyi hissetmiyorum kendimi, Sen?
-Aynen ya, durumlar iyi değil bende de… Ee günün nasıldı? Halledebildin mi o…
-…
-…
-…”

İşte yine bu diyaloglar da aslında bütün bir hayatı özetlemeye yetiyor daima… Evet, hepimizin binlerce, on binlerce defa yaşamış ve yaşatmış olduğu bu diyaloglardan bahsediyorum… “Hava nasıldı? İşe zamanında yetişebildin mi? Aa sizde de mi öğlen o yemek vardı? Sonuçlar bugün mü açıklanacakmış? Akşam biraz gecikebilirim. Gelirken su alır mısın? …” gibi uzayıp giden yüzlerce cümleye gebe olan o diyaloglar… Başlangıcını ki nasıl da kaçırdığımız, ama aslında bütün sıkıntılarımızın başlangıcı olan o diyaloglar…

Sonra soruyorum işte yine kendime… Filmi bile vardı yahu bunun, hani ‘her şey çok güzel olacaktı?’… Evet, aynen o filmde de denildiği gibi… “Benzin döküp adam yakılır mı ya!?”

Aynen öyle… İşte yaşadığımız o hayat da benzin döküp yakıyor bizleri bir bir… Birer çöp gibi… Ve biz sadece o benzini tutuşturacak çakmak yanmadığı zaman şaşırıyoruz bu duruma. Yani kurtulduğumuza, yani yaşıyor olduğumuza, yani iyi oluşumuza…

Her şey hiç de çok güzel olmayacak…

 

“-Hey, nasılsın?..
-Boktan… Sen?
-Ben de boktan. Gel bir şeyler içelim…
-Olur…”

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...