Hayat Bana Yine Yalan Söyledi

Gece Gündüz
A A

Hayat Bana Yine Yalan Söyledi

Nereden başlanır ki hayatı anlatmaya, neyinden başlanır ki, çocukluktan değildir ki bu başlangıç, hem hayat ki kime çocukmuşçasına davranır ki sürekli…

Herkes; takvimler yapraklarını döktüğü için büyüdüğünü zanneder belki… Oysa büyüyenin sadece hayat olduğunu, benliklerinin ki hep aynı kaldığını acaba kaç kişi bilebilir ki? Ve bilen kaç birey bu yazgıyı değiştirebilir ki, zira kaçı hayatını değiştirmiş veya değiştirebilir ki…

Hayat… Büyür ve kirlenir, tıpkı hafta sonlarından kalma o sokaklar gibi.
Hayat… Sinsidir, tıpkı gece gibi.
Hayat… Yaşlanır ve çirkinleşir, ihtiyar bedenler gibi.
Hayat… Kaşarlanır ve yalanlar söyler, büyüklüğüne sığamayan o her acizlik gibi.
Hayat bazen çok ağır yalanlar söyler, birçoğu ki nasıl da gerçekçidir.

Hayat, bana yine yalan söyledi… Ben, çok kişiye yalanlar söyledim, en çok da kendime… Ama hayata hiç yalan söylemedim. Buna rağmen hayat, bana yine yalan söyledi…

Yazgımı kabul edeli de çok oldu, sonra yalanlarla dolu olmasına rağmen o hayatı da… Hep kabul ettim. Ben en çok hayatı kabul ettim. Ve onu bitirmek için her yeltendiğimde bile inandım yalanlarına o hayatın. Hani her şeyin ne de güzel olacağının… Güzel olmadı hiçbir şey. Bunu ben bildim, hayat da bildi, bildik ve üç maymunu oynadık o hayatla… Ve bunca farkındalığa rağmen, yine yalan söyledi hayat, bir yetişkini aldatmaya çalışan aptal bir çocuk gibi…

Yaşadığım şehirleri de terk ettim ben, hani bu aslında güzel olmayacak her şeyler için… Ve zamana bıraktıklarımı da geri bıraktı yine bana zaman. Zaman zaman o hayata küfür ettim. Ben en çok hayata küfrettim…

Alışmaya, tanımaya çalıştığım her yeni şehre aylarımı verdim ben. Yıllar ve hatta on yıllar verdiğim o diğer şehirler gibi… Hani hayatımı bitirmek yerine yeniden yaşamaya çalışmak… Ben sonra çok sevdim bu hayatta birilerini, bir şeyleri, oysa ben en çok hayatı sevdim bu hayatta… Ve onca sevdiklerimin söyledikleri yalanlar gibi, hayat da bana yine yalan söyledi, hiçbir şey olmamış gibi…

Beton bir şehrin metal raylarında yol aldım yine bugün, bir demir yığını metroda… Uzun zaman olmuştu o metal yüzlerini görmeyeli insanların… Ray seslerini dinlediğim o yolda, camdaki yansımamı seyrettim… Kendime hayata tutunacak yeni kapılar aradım çünkü yine bugün, kapılar ve yollar eskittim, çünkü ben bugün bir kapımı daha kaybettim… Oysa içecek birkaç dal sigara, yutulacak biraz yemek, biraz da sıcak bir haneydi bütün gelecek kaygım, hedefim… Çünkü çırpına çırpına açtığım yeni bir kapıyı daha aldı benden yine hayat, bana yine yalan söyledi… Kapadı bir araladığım kapıyı daha yüzüme, ben bugün biraz da kendimi kaybettim. Ve ben bugün, bir kez daha, aslında nasıl da yalnız olduğumu fark ettim…

Akşamlar ettim bugün yine o hayatta, belirsizlikler edindim o yollarda, aradığım kapılarda. Ben bugün yeni insanlar tanırken, belirsizliklerime de yeni belirsizlikler ekledim… Geceler ettim sonra bugün yine hayatta, yine ceplerindeydi o hep üşüyen ellerim. Ben bugün gecemi de kaybettim… Ve hayat bana yine yalan söyledi…

Sonra bir başka yalnız insana gideceği hanesine kadar eşlik de ettim ben bugün… Geceydi, sessizdi o sokaklar, parklar, caddeler. Onu yalnızlığına terk etmek istemedim… Hayat ona da yalan söylemişti, o da aynı benim gibiydi… Ben bugün kendime yeni bir ben gibi de edindim… Yalnızlıklarımız o yokuşlarda önümüzde koştururken ben onunla ufak adımlarla seyrettim. Pili bitmek üzere bir oyuncak gibiydim, o da öyleydi, bundan emindim…

Çiçekli ağaçların kokularının estiği köprülerden, biraz su seslerinden, serserilerle dolu sessiz sokaklardan geçtim onunla, o biraz durup dinlendi sonra o yokuşlarda, benden daha çok yormuştu onu hayat demek ki, ben de biraz durup dinlendim ve o yokuşlarda uzun uzun onu dinledim ilerlerken… Dinledim onu ve yeni yalanlarına şahit oldum hayatın… Hayat bana da ona da yine yalan söylemişti…

Sonra yalnızlıklarımıza tekrar bürünüp yolcu ettim onu Yalnızhane’sine… İkimizin de yalnızlığı hiç diretmedi bize, onlar ki bizden daha yorgundu, buna da eminim… Sonra hep tekerrürden ibaret o hayat gibi, yine aynı yola geri döndüm ben, yolum inişli çıkışlıydı yine, adımlarım daha bir sürüdü kendini asfaltlara, taşlara, gözlerim yalnız banklar aradı yine ahşaptan, ben bugün yalnız kalmış ahşap banklarımı da kaybettim biraz, bir soluk almaktı oysa tek derdim…

Loş ışıklı, mis kokulu bir parkta rastladığım, hurda yığını bir arabaya selam da çaktım sonra dönerken ben… Hayat, ona da yalan söylemişti, eminim. Yoksa neden orada öylece beklesin ki… Yalnızlığı bile onu terk etmişti belki de, yoksa niye öyle sessiz ve de sakindi ki… “Yalnız mısın?” dedim, “Yok” dedi, hayat gibiydi o da biraz… O araba da bana yalan söyledi, eminim…

Boş sokakları adımladım sonra ben, mis kokulu ağaçların yerini kaldırım taşları aldı benden. Ben, yoluma devam ettim… O mis kokular da bana yalan söyledi, bırakıp gitti o mis kokulu tüm sevdiklerim gibi, oysa onların çoğunu ben terk ettim… Belki de ben onlara yalan söyledim. Ama demiştim, ben hayatta herkese yalan söyledim, en çok da kendime… Ama ben hayata hiç yalan söylemedim. Oysa hayat, bana yine yalan söyledi…

Sonra o kir kokulu kaldırım taşlarında topuk sesleri yankılanan fahişelerle de karşılaştım ben o yolda… Keskin parfüm kokuları bastırdı o kaldırımların kir kokularını. Sonra hani o hafifmeşrep ve şuh kahkahaları, fazlasıyla çıplak vücutları, kırıtan kalçaları, aranan o bakışları… O fahişeler de yalan söylemişti hayat, bundan emindim… Orospu olmuş ruhumu da gördüm sonra biraz onlarda. Hayatın onlara yalanlar söylediği gibi, onlar da kendilerine yalanlar söylemişlerdi, aynı kendime söylediklerim gibi…

Bir Baro Lokalinden yükselen, Aşık Mahzuni Şerif’i dinledim sonra ben o yolda… “İşte gidiyorum” diye çağlıyordu, fazlasıyla canlı ve de hüzünlü bir ses o Lokalde… Hani sokaklar, o fahişelere ve yalnızlara ev sahipliği yaparken, o pahalı kıyafetleri ve nazik kahkahalarıyla o Lokaldeki nezih konuklara… Hayat, o Lokaldekilere de yalan söylemiş miydi emin değilim, lakin onlar da kendilerine çokça yalanlar söylüyordu işte, çünkü buna kulaklarım şahitti…

Hayatın yalanları kadar hüzünler de teptim ceplerime sonra o yolda. Hani kulaklarımda o Lokalden yükselen Aşık Mahzuni Şerif yankılanırken ve adımlarım hala ısrarla yürümeye devam ederken… Ve hayat, Aşık Mahzuni Şerif’e de yalan söylemişti… Aynı bana söylediği gibi…

Bir paket sigara bitirdim sonra ben o yolda… Sigaram da bana yalan söyledi, tıpkı o hayat gibi… Ciğerlerim ki o yorgun adımlarım gibi ıslıklar çalarken, ben yürümeye devam ettim… Yürüdüm ve kendime yeni yalanlar söyledim. Tıpkı hayatın bana söyledikleri gibi… Her şeyin güzel olacağından bahsettim biraz, sonra güçlü olduğumdan biraz, sonra bunları da aşacağımdan, biraz biraz söyledim her şeyden… Yürüdüm ben o yolda Yalnızhane’me varana kadar…

Ve hayat, o yol boyunca da bana yalanlar söyledi, ben dinledim, dinledim o hayatı ve yoluma devam ettim.

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...