Gece Dergi 1 Yaşında

Gece Gündüz
A A

Zaman, nasıl da hızla akıp gidiyor… Bunu muhtemelen zaten biliyorsunuzdur, evet. Lakin belki bilmediğiniz bir başka şey vardır diye yazıma, öncelikle hızla geçen zamandan bahsederek başlamak istedim. Çünkü hızla geçen o zaman yüzünden Gece Dergi, bugün 1. yılını doldurmuş oldu. Bu, iyi mi oldu yoksa kötü mü, gerçekten bilmiyorum. Çünkü zamanın yaşlandırdığı her şeyin, bir gün öldüğünü de yine bilmekteyiz… Belki de Gece Dergi’nin yaşlanıyor olması, dolayısıyla da bizlerin görebileceği ömrünü öyle ya da böyle tamamlıyor olması beni biraz üzüyordur… Siz de bu paragraftan sonra aynı hüznü yaşadıysanız Gece Dergi’yi en az benim kadar benimsemişsiniz demektir… Ve bu, ölümsüz bir şey yaratmak için gereken güzel bir histir.

Gece Dergi’yi oluşturmak için ilk kod satırımı 13 Temmuz 2016’da yazmıştım. Güzel bir yer olmasını istiyordum. Bir parça siyah ekranlarda dizili komutlar, bir parça görsel tasarımlar ve bir parça da geliştirilmesi gereken hazır şablonlar… İnsanlar, edebiyata ve yazıya dair birikimlerini, kendilerini iyi hissettikleri, gözlerine güzel gelen bir yerde yazmalı veya bu yazılanları keyifle okumalıydı…

Gece Dergi’den önce, on yıllar boyunca yazılar yazıp durmuştum da. Bloglar, sözlükler, makaleler, amatörce kitap yazma girişimleri; bu yaptıklarımdan hiçbiri için elbette pişman değilim, lakin bu yaptıklarımın hiçbirinde bir nitelik bulamadığımı da itiraf etmeliyim. Aradığım şey, hem özgünlük hem de özgürlüktü. Gece Dergi’deki ilk yazımı da bu düşünceyle yazdım. Olur da yazar kadrosu gelişirse, bu site üzerindeki yazılarının nasıl bir formda olacağını görsünler istemiştim. Adını, Örnek Bir Yazı olarak belirledim. Oluşturmak istediğim şey, sadece bir şablon muydu yoksa bir düşünceyi ateşlemek mi, bundan hâlâ emin değilim… Lakin benim için ürettiğim en önemli yazıdır diyebilirim.

Akabinde Gece Dergi ilk yazarını, 17 Temmuz 2016 tarihinde kadrosuna dâhil etti. Bu sayede, fiili olarak yayın hayatına da başlamış oldu. Bu ilk yazarlık davetlerini de daha önce yazdığım platformlarda tanıştığım, -sürekli olarak- iyi, seviyeli bir yerde yazamamaktan dem vuran arkadaşlarıma yaptım. Lakin bu davetlerim, bende koca bir hayal kırıklığı yarattı diyebilirim. Çünkü bu arkadaşlarımdan pek azının dem vurduğu kavramlarda ciddi olduğunu gördüm. Bu, elbette herkesin Gece Dergi’de yazmasını beklemek de değildi. İnsanlar, yine sadece serzenişte bulunuyordu. İş eyleme gelince, elini taşın altına koyacak bir ciddiyet pek de bulunamıyordu. Beni kıran şey de buydu. Elbette yılmadım; bu Ütopya, öyle ya da böyle kurulmalıydı. Bu cümlede, Gece Dergi bir Ütopya’dır iddiasında bulunuyor da değilim. Lakin “Gece Dergi, sadece benim için de olsa bir Ütopya’dır.” diyebiliyorum…

Geçmesi, bende sürekli tuhaflıklar yaratan zaman, yine hızla akıp geçti. Dolayısıyla Gece Dergi’nin yazar kadrosu da günden güne büyümeye başladı. Öyle ki sadece bireysel olarak takip edemeyeceğim bir boyuta geldik. İlk takım arkadaşlarımızı da böylelikle oluşturmuş olduk. Benden başka insanların da Gece Dergi için aynı hislere sahip olması ve bu ortamı önemsemesi, gerçekten çok güzel bir histi. Yönetimdeki bu arkadaşlarımızın hepsi, yapabildiği oranda bir şeyleri geliştirmeye, daha iyiye götürmeye çalışıyordu. Bu hissi, her insanın ölmeden önce en az bir kere yaşamasını isterdim… Derken takım arkadaşlarımız da yazar kadromuz gibi gelişmeye ve artmaya başladı. Ve gün geldi, Gece Dergi kocaman bir aile oldu.

Gece Dergi olarak ilk basılı yayınımızı 2016 yılının Aralık ayında çıkardık. Bu, muhteşem bir histi. Daha önce birçok basılı yayının çıkmasına vesile olmuş, hatta bireysel olarak bile bu tecrübeyi yaşamıştım ama bu, biraz başka bir duyguydu. Kendi egonuzu, arzularınızı bir kenara bırakıp kolektif bir ruhla bir şeyler üretmek, dünyadaki en güzel olgu olsa gerek. Bu duyguyu da her insanın ölmeden önce en az bir kere yaşamasını isterdim…

Birinci sayımızı, ikinci sayımızın takip edişi yine pek zaman almadı. Artık mevsimde bir basılı yayın üretebilen bir oluşumduk. Yazar arkadaşlarımızın, yarattıkları bir içeriğe dokunmalarına vesile olmak, bu hayata beni mutlu eden ender olgulardan biridir diyebilirim. “İnsanlar mutlu olsun istiyorum.” klişesinden tamamen uzak olduğumdan emin olaraktan insanların, bir şekilde mutlu olmasına sebep olmak, beni daima mutlu ve motive eden bir olgudur.

Ve bugün, tüm bu hissiyatlara sebep olan, birbirinden değerli insanları tanıma ve özellikle de yazılarını okuma güzelliğini bana yaşatan Gece Dergi, 1 yaşında. Bu vesileyle, Gece Dergi’yi bir Ütopya hâline getirmeye gayret eden tüm arkadaşlarımıza, kocaman bir teşekkür ediyorum.

Bana göre yazı yazmak, bir insanın kendini en güzel ifade ediş biçimidir. Ve yine bana göre bir insanın yazılarını okumak, o insan ile kurulabilecek en sağlam bağ, en güzel iletişimdir.

Hep demişimdir; okumak güzeldir ve okumak, sadece bir kâğıda veya ekrana yazılı siyah puntoları değil, bir insanı okumaksa güzeldir. Birlikte nice yılları, nice insanları okumak dileğiyle…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...