Eylül ve Götürdükleri

Gece Gündüz
A A

Eylül ve Götürdükleri

İçimde, her daim cümle olmayı bekleyen kelimeler var. Bulunduğum ruh hâlinin şeklini alan, kimi gaz ve kimi de sıvı sözcükler. Dağınık bir hâlde, yüzlerce, binlerceler…

Tam olarak hayal ettiğim bir yerdeyim, tam da sırası gelmişken ve içimdeki o kelimeleri bir bir cümlelerken… Bir Eylül gecesi, yarısı kemirilmiş turuncu bir Ay, Eylül geldiği hâlde susmayan Ağustos böcekleri, hafif esintili bir balkon, küllükte tüten bir sigara tanesi, yıldızsız bir gecenin sessizliği ve uykusuz gözler…

Lakin hep hayal ettiğim o hâlde yine değilim… Yeni bir sonbahar mevsimi, yarısı kemirilmiş ve sararmış bir ben, Eylül geldiği hâlde susmayan düşüncelerim, ait olmadığım bir balkon, küllükte unutulmuş izmarit taneleri, sabahı belli gecenin boş vermişliği, kızarmış gözler, yepyeni bir Eylül ve benden götürdükleri…

Ne istediğimi, ne beklediğimi bile unuttuğum bir hâldeyim. Sürüklenip gitmişim yine bir yıl boyunca. Daha önce neydim, neredeydim, niyeydim, niceydim ve ne, nerede, niye veya nice olacaktım… Her şey silik; tam da adı Eylül olan bir kadının tebessümü kadar… Sadece, olduramadığım hayallerim var aklımda; bir tek bundan eminim. Gözlüksüz baktığım objeler kadar bulanıklar belki ama oradalar. Olduramadığım o hayaller, yepyeni bir Eylül ve benden götürdükleri.

Arkamda, kelimelerimden başka kimseye bir şey ifade etmeyen yıllarım var. Bulunduğum şehirlerin tozunu alan, kimi varoş ve kimi de kirli semtler, sokaklar, caddeler. Dağınık bir hâlde, yüzlerce, binlerceler. Ve yine takvimlerin tekerrür ettiği bir yerdeyim; bir Eylül gecesinde ve benden götürdüklerinde…

Yazmakla avutuyorum yine kendimi. Yazmak, durmadan yazmak ve susmak, bir yıl daha susmak. Adı Eylül olan bir kadın kadar mutlu, adı Eylül olan bir çocuk kadar umutlu, adı Eylül olan bir ay kadar kederli ve üzerinde Eylül yazan bir takvim yaprağı kadar değerli… Yani bir Eylülde ve benden götürdüklerinde.

Eylül…

Ne kadar uzun kelime…

Yepyeni bir sabaha daha uyanacağım sonra bu gece… Hiçbir şey olmamış, bunları hiç yazmamış gibi. Ağustos böcekleri yine susmayacak, sanki Eylül hiç gelmemiş ve benden hiçbir şey götürmemiş gibi. Çantama, itinayla bir yıl daha sıkıştıracağım sonra; sanki hiçbir anı boşa geçmemiş gibi. Yollarıma birkaç cadde daha ekleyeceğim sonra, sanki yürümeyi yeni öğreniyormuş gibi. Takvimler yine yapraklarını düşürecek sonra bir bir ve ben, yeni kelimeler biriktireceğim içimde; bulunduğum ruh hâlinin şeklini alan, kimi gaz ve kimi de sıvı sözcüklerden…

Yine de mutluyum; adı Eylül olan bir kadın ne kadar mutluysa o kadar hem de. Belki de hayallerim yine Eylüle düşecek bu sene. Olsun, yine de Eylül…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...