Dar Alanda Kısa Paslaşmalar

Gece Gündüz
A A

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar

Bana hitap eden herhangi bir yanı olmadığı için kendimi bildim bileli futboldan hazzetmemişimdir. Bu filmi de belki yalnızca bu yüzden çok seviyorumdur işte, hayatı futbola fena halde benzettiği için…

Çok yaşanmışlık az farkındalıkla geçen hayatıma hâlâ bile baktığımda, koca bir toprak sahanın içindeki patlamış, çamurlu bir top gibi görürüm kendimi. Bir avuç eşrafın üzerinde ter döküp eğlendiği, güneşler batıp geceler olunca da o sahaya terk edilen yıpranmış bir top. Pek kızamıyorum kimselere artık, sebebi de o az bir miktar sindirebilmiş olduğum farkındalık… Belki yanlış bir mahallede doğmuşumdur, lakin kendimi onların ayaklarına teslim eden, bir parça da olsa benim boş vermişliğim.

Kendi dar alanımda sıkışmış kalmışım. Şansımın yuvarlağı doğru pasları hep yanlış kapıların altından sallamışım, bir mektup gibi, hani o ahşap zeminlerin tozlu kapı altlarına… Sevdiklerim ki kelimeleriyle bir cam gibi tuz buz kırdıkça, çözümü kalbime demir korkuluklar takmakta aramışım… Sevmişim sonra, çok sevmişim, çok ağlamışım sevdiklerimin, bırakıp, bıraktırıp gidenlerimin ardından. Yine de köşe başındaki orospularıma uğramışım her kaybettiğim mücadelenin akşamında, zil zurna sarhoş kafamla. Düştükçe çizilmiş her yanım beni itip duran hayatın altında, çizildikçe üşümüşüm, üşüdükçe hırslanmış, çizilmedik yerlerimi de sunmuşum ona, yaralanmaktan hep bir zevk almışım aptalca… Bana ait olmayan hayatların arasında, onlardanmış gibi yaşamışım da sonra yaşanmışlığım boyunca, hiç falso da vermemişim direğine sarıldığım soğuk metal yalanların gölgesinde. Ve herkes bana yüklenirken, ben yine ısrarla kendimi tekmelemişim, oysa…

Oysa hayat işte, futbola benzer fena halde ya…

Yine de düşünüyorum da… Belki de benimle paslaşacak bir arkadaşı gerçekten bulamamışımdır, deli gibi bakındığım onca mücadele sırasında… Dostlarımı rakiplerimden seçmişimdir ısrarla. Sonra da tek başıma top oynamak zorunda kalmışımdır, betondan duvarlara plaseler çekip çekip durarak…

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar;
2000 yapımı bir Serdar Akar dramıdır…

Bazen içinizdeki Suat’ı görürsünüz, olduramadığınız aşklarınız aklınıza gelir, dökülür gözleriniz…

Bazen ruhunuzdaki Hacı olursunuz, suskunluklarınız söylediklerinizden ağır gelir…

Ve bazen Aynur’larınız gelir aklınıza, bir geceyi daha uykusuz geçirirsiniz…

 

“Ne kadar acı çekersen çek şunu hiç unutma çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer. Ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya ya da resim olurlar senin gibi kazına kazına.” -Hacı

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...