Çöpçü Çocuk

Gece Gündüz
A A

Çöpçü Çocuk

Bir yaşadığımız hayata ve bir de kendime küfür ettiren; kirli yüzlü, lakin altın bakışlı ve de eflatun tenli çocuk…

O çöp dolu poşetlerin ağzını sıkıca düğümlerken, içerisinde bulunan ürünleri ucuz marketlerden almak zorunda olmanın isyanı yaşardım bazen. Çünkü daha kalitelilerini isterdim hep, daha iyilerini veya daha büyüklerini. Bazen yayıla yayıla uyuduğum sırada kalkıp da o çöpü atmanın sitemini ederdim sonra…

Ve bazen çöpe attığım o teneke kutuların içerisinde henüz bitmemiş şeyler de olurdu. Hani o göz ardı ettiğim, oysa kazanana kadar kendimi dahi peşkeş çektiğim, yine de atarken gayet rahat bir şekilde “S*ktir et” dediğim şeyler… Benden daha dolu oldukları halde teperdim onları poşete, sanki bir pislikten arınıyormuşçasına… Nedense kendi çöpünden dahi tiksinir insanlar zaten…

Sonra, yarısı kesilmiş etiketi belimde sallanan o polyester bedenimden daha az kanserojen içerikli o çöp poşetini, bana bulaşmasın diye uzak uzak tutar, düşerdim konteyner yollarına, sanki hastalık bulaştıracak olan oymuş gibi… Bazen bir sigara yakar hayıflanırdım da. Neye ve niçin serzenişte bulunduğumdan bihaber veya belki de haberdar, lakin adımlarım o sokaklara ne de dar gelirdi…

Bir gün yine bir konteynere vardım bu salaş adımlarla. Çöpü tam savurmak üzereydim ki eflatuna çalan rengiyle bir çocuk koştu yanıma. Şaşırdım biraz… Kirli tenine, yırtık elbisesine, zifiri karanlığa rağmen masumca parlayan o heyecanlı, çakmak çakmak gözleri ne de aydınlıktı. Akşam eve dönen babasının elindeki sürprizlerle dolu poşetleri isteyen çocuklar gibiydi, hani şanslı diye adlandırılan o çocukluklar gibi. Hani çikolata mı yoksa dondurma mı diye kendi aralarında bahse giren o çocukluklar gibiydi biraz da…

Açıktaki ağzımı kapamaya ve bir gık dahi etmeye mecalim kalmamışken, elimdeki poşeti alıverdi çocuk… Evet, hani benim dakikalar önce tiksinerek taşıdığım o poşeti… Ben ki adıma utanç verici bu trajediyle avuçlarımı sıkarken, çocuk ki çoktan ayıklamaya başlamıştı bile poşetteki kısmetini…

Sanki doğum gününde kendisine uzatılan janjanlı bir paketi açar gibi hızlı ve mutluydu da, zira beklediğinden daha çok plastik vardı poşetin içinde. Bu sayede bir ekmek daha alabilecekti belki… Kendisini peşkeş çeken bir tüccara sunacak bir iki fazladan bozukluk daha çıkaracaktı belki… Ve belki de bir tüp uçucu madde ile mutluluk arayacaktı bir merdiven dibinde, lakin tüm bunların hangisi neyi değiştirir, ne ifade ederdi ki?.. Hem belki de bu sayede birkaç fiske daha az yerdi, hani muhtemelen ona hobi gibi gelen, lakin bir türlü de sonu gelmeyen o fiskelerden…

Belkilerin de sonu yoktur ya bazen…

İlk başta kendime lanet ettim, lakin ne değişirdi ki? Hayata ettim sonra, lakin neyi değiştirirdi ki? Parmaklarımdaki sönmeye yüz tutmuş sigaramla gerisingeri döndüm sonra, hani satıldığında çok para eden o plastik dünyama…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...