Çok Sensizleşti Buralar, Çıt Çıkmıyor…

Gece Gündüz
A A

Çok Sensizleşti Buralar, Çıt Çıkmıyor…

Nasıl da sensizleşti şimdi buralar… Çıt çıkmıyor…

Uzun zamandır sensizliği dinliyorum, sensizlik seslerini, nasıl da çınlıyor kulaklar… Bir odadan bir diğerine yürürken terliklerimin çıkardığı o sesler kulaklarımı tırmalıyor mesela. Ya da caddeden geçen arabaların asfaltta bıraktığı o uğultular ve en çok da tavana baktığım sıralar, nasıl da sensizleşiyor buralar… Bazen bir sigara yakıyorum, çakmağın taşından ve o kuru tütünden nükseden çıtırtılar ki aralarına alıyorlar beni, iki öfkeli serseri gibi… Nefesimin kesildiği anlar oluyor onların ortasında kaldığım zamanlarda, hırpalıyorlar beni… O bir alevlik çakmak ve bir dal sigarayla bile, sanki bir ay yürümüş gibi yorgun ve bitkin düşüyorum baktığım o tavanın altına, sere serpe. Ve sensizlik, çıt çıkarmıyor yine… Şimdi çok sensizleşti buralar…

Oysa senin sesini duyduğum zamanlarda nasıl da sessizleşiyor her şey… Sürüdüğüm terliklerim, caddedeki arabalar, çakan çakmak, kuru sigaralar, dışarıdaki ağustos böcekleri, lambanın cızırtısı, bozulmuş musluktan düşen su damlaları, sokak kedileri, ıslıklayan sıcak rüzgarlar, hele o duvarlar, o geveze duvarlar… Nasıl da sessizleşiyor her şey.

Sonra, anlamını yitirmiş bir kelime gibi hissettiğim oluyor bazen, odam sensizleştikçe. Sanki kimsenin anlamadığı bir dil, birkaç nesildir unutulmuş bir kelime… Kim olduğum, nereden geldiğim, nereye gideceğim, gayelerim, hedeflerim… O ağustos böceği kadarlık bir anlamım oluyor o sıralar, kendi çalıp kendi oynayan bir böcek gibi hissettiğim o anlar, şimdi nasıl da sensizleşti buralar…

Sonra, sesini anımsamaya çalışıyorum bazen. Bildiğim tüm şarkılar, şiirler, hikayeler, replikler dökülüyor bir bir uzandığım tavandan üstüme doğru. En çok da kuş sesleri dökülüyor, parlak tüylü, narin ve ürkek kuşlar… O her şey ki; kabarmış bir sıva gibi dökülüp geliyor ama, bir tek sesin gelmiyor işte… O her şeyi ki; sıcaklamış vücudumdan tekmeleyerek savurduğum bir örtü misali hışımla üstümden atıyorum ama, o sesinin serinliği bir türlü süzülmüyor işte o tavandan aşağıya… Oysa sırtımdan, alnımdan, yanaklarımdan, kollarımdan sıcak damlalar süzülüyor durmadan. Ve o tuzlu damla kadarlık bir anlamım oluyor o sıralar… O bozuk musluktan düşen su damlaları kadarlık bir anlam işte… Oysa… Oysa şimdi nasıl da sensiz buralar, çıtım çıkmıyor…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...