Çaresizliğini Kabul Etmenin Dayanılmaz Hafifliği

Gece Gündüz
A A

Çaresizliğini Kabul Etmenin Dayanılmaz Hafifliği

Sürekli bir kaçış halinde yaşar dururuz… Yıllarca, çocukluktan ihtiyarlığa kadar. Kimi yaşanan bir olay olur bu kaçış, kimi bir aile, kimi çevre, kimi insanlar, kimi eğitim, kimi bir iş, kimi bir eş, kimi geçmiş, kimi yaşlılık, kimi ölüm, sürekli kaçarız bir şeylerden. Kaçışımızın da bir amacı vardır elbette kaçmaya devam ettiğimiz o her an. Bunun ya farkındayızdır ya da bihaberizdir. Lakin her insan gibi, arzularımız gereği daha iyisine ulaşmak için kaçarız aslında bir şeylerden. Belki onu kendimize yakıştırmadığımız için, belki bizden bir şeyleri koparıp alacağı için, belki bizi bir şeylere mecbur bırakacağı için veya belki de bizi yok edeceği için kaçar dururuz önümüze çıkan her şeyden…

Lakin, ölümüne mücadele verdiğimiz bu her kaçış içerisinde, bir de ‘Kaçınılmaz Olandan’ kaçışımız vardır… O ki hepsinden başka bir kaçıştır mesela. En kaçtığımız olgu olan o en kaçış. Ondan kaçmayı bıraktığımız an, her şeyi çoktan kaybettiğimiz andır zaten mesela. Ve biz yaşamaya, yani nefes almaya canı pahasına sadık insanlar ki her şeyimizi kaybetmeyene kadar o kaçınılmaz olandan kaçmayı asla bırakmayız.

Sonra an gelir; artık mücadele edecek bir şey kalmaz hayatta, yani kaçacak, evet, kaçmak ki en büyük mücadelemizdir aslında yaşadığımız o hayatta… Kabul ederiz bir şeyleri, lakin klişe bir kabul ediş değildir bu. Bir daha olmayacağı için de değildir bu kabul ediş, bu koşmaktan vazgeçiş. Hatta tekrar kaçmaya devam edilen o yolda karşılaşılan, tekrar olabilecek o güzel şeylere; olmamış olan güzelliklerin günahını ödetmek için yapılan, o basit istemiyorumlar da değildir bu kabul ediş, istemeyiş, vazgeçiş…

Bazen artık canın ki örselenmekten can olma özelliğini yitirmiş olur mesela. Umutların ki lastik gibi esnemekten lateks özelliğini yitirmiştir mesela bazen. Yani seni sen yapan her şey inanılmaz bir dezenformasyona uğramıştır ve hatta bazen sen bile sen olma özelliğini yitirmiş olur işte…

İşte o zaman bırakırsın koşmayı artık… Adımlarından başlar bu kabulleniş, bırakış ve tüm vücuduna kadar yayılır bir anda, o ana dek hiç olunmamış derecede kuvvetli bir orgazmla boşalır bütün ruhun. Ve kaçtığın o olgunun; tüm ihtişamı ve ürkütücülüğüyle yaklaşırken savurduğu o korkunç sesleri duymaya başlarsın o anda. Belki ensende soğukluğunu bile hissetmeye başlamışsındır, lakin işte ah o hafiflik… O hafiflik ki yaşadığın en nitelikli gerçekliğin olur. Belki de kaçarak geçirdiğin o koca ömründeki tek hafiflik, tek huzurundur…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...