Bu Yazıya Başladığımda Nerede Şimdi Neredeyim

Gece Gündüz
A A

Bu Yazıya Başladığımda Nerede Şimdi Neredeyim

Bu yazıya aslında sadece aklımdan geçenleri yazmayı istemiştim… Lakin klavyeye dokunana kadar aklımdan o kadar çok şey geçti ki; ilk düşündüğüm kelime nerede, ben neredeyim…

Zaman; su gibi akıp geçiyor, evet, klişeler güzeldir… Saat gece bir oluyor bazen, iki oluyor, üç oluyor, üç olunca kulağımda bir Teoman şarkısı çalınıyor, yüzüm resimler gibi buruşuyor. Dört oluyor sonra, beşe geliyor, geçiyor, gidiyor… Zaman geçtikçe; aslında sadece geçmiş zamanı unuttuğunla kalıyorsun, bir de paketinden sigaralar eksiliyor, biraz da sağlık sıhhat falan, başka da bir şey olmuyor… Elbette saatler önceki bir geçmiş zaman da değil bu; bazen aylar, bazen yıllar oluyor geçen o zaman… Bazen bir yıl, üç ay oldu diyorsun; bir yıl, bir ay oldu diye düzeltiyor. Kasım… Kasımda aşk falan değil, ayrılık bir başka oluyor…

Şiirlere sarıyorsun bazen böyle zamanlarda; okuyorsun, yazamıyorsun… Çünkü lirik sözcüğü en çok onun yüzüne yakışıyor. Zaman geçtikçe şiirlerin de anlamı değişebiliyor sonra bazen, bak bir de bu varmış değişen; ayrılığa yazılı sandığın dizeler, aslında kabul etmeye ayarlı oluyor. Aslında zaman geçtikçe şiirlerle beraber değişen o kadar çok şey var da; bunun için biraz düşünmen gerekiyor… Tamam, düşünüyorsun da; ilk düşündüğün o düş nerede, sen neredesin…

Kış zor geçiyor bazen o geçmiş zamanlarda. İlkbahar yeşeriyor da; sana her yer turuncu geliyor… Yaz oluyor sonra; hayat seni dışarıya çağırırken, sen karanlık odanda güneşleniyorsun. Sonbahar oluyor; takvimler yapraklar gibi dökülüyor, sen botlarınla ezdiğin yaprakların çıtırtısıyla sabahlıyorsun. Sonra yine kış oluyor, kış çok zor geçiyor bazen; o geçmeyen zamanlara rağmen bir daha ve bir daha gelince… Saat yine gece bir oluyor, ikiye varıyor, üçte kulağında yine Teoman şarkısı çalınıyor, karlar eriyor, sabaha varıyorsun…

Elbette böyle olsun istemiyorsun, kimse istemiyor; lakin istediğin nerede, sen neredesin… Kabullenmeye yazılı o şiirler sana çok şey öğretiyor ya işte geçtikçe o zamanlar… Alışıyorsun, kabul ediyorsun, alışınca ve kabul edince; geçmiş zamandan sadece güzel şeyler kalıyor hatıralarına. Acılarını da öfkelerini de nefretlerini de unutuyorsun. Hepsi o anda gösterilmiş bir refleksmiş gibi geliyor, artık kimseyi suçlamıyorsun, kendini bile, yani artık kendin de ayrılığa dahil oluyor… Mutlu olsun istiyorsun, çok mutlu olsun diyorsun; lakin mutluluk nerede, sen neredesin…

Bu yazıyı aslında böyle bitirmeyi de istememiştim. Lakin bu yazıya başladığımda nerede, şimdi neredeyim…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...