Birinci Tekil Şahsın Bayramı

Gece Gündüz
A A

Birinci Tekil Şahsın Bayramı

Bayramlara inansanız da mitolojik bir ayrıntıysa da,
O bayramlar ki bir bayram tadında geçse de ya da şekersiz bir gerçekse de,
Hayatın penceresinden dışarıya birinci tekil şahıs olarak bakıyorsanız;
Bir yılı daha yalnız devirdiğinizin işaretidir bayramlar…

Yılbaşılar için de bu böyledir mesela, doğum günleri için de… Ama bayramlar; belki de çocukluktan kalma bir item olduğundan daha bir dikkatimizi çeker, sadece o bayramlar… Büyümüşüzdür zira, artık çocukluktan kalma değilizdir, akşamdan kalmayızdır, hem artık hiçbir şey ilgimizi de çekmez. İlgisizlik de büyümüş gitmiştir… Yanından öylece geçip gittiği renklerle değil de gri asfaltlarla ilgili olduğu için yalnızdır zaten birçok birey…

Peki yalnızlık nedir ki? Ailesizlik mi? Arkadaşsızlık mı? Bir ilişkinin olmayışı mı? Yo hayır, bunlar yalnızlık değildir. Yalnızlık; sabah uyandığınızda baktığınız yatağın sol tarafıdır mesela, yoksa isteseniz de yalnız kalamayacak kadar kalabalıksınızdır… Evet, bayramlar diyordum… Hem mesela marketlerde, pazarlarda kilogramlarca şeker bulabilirsiniz de bayramlarda. Veya hiç tanımadığınız bir insanın çaldığınız kapısında… Ama oysa… Oysa öyle değildir işte. Bir bayramda daha yalnız olmak; evinizde hâlâ bir şekerliğinizin olmamasıdır mesela…

Ben yalnız kalınca yazılar yazarım birçok zaman. Hem hiç kendi adıma yazılar da yazmadım ömrüm boyunca. Bir başka karakterin arkasında yaşayıp gittim yazdıkça, yıllarca… Bu da yalnızlık gibi bir şeydi mesela benim için, lakin güzeldi, belki de ben bu hayatta en çok kendim olmamayı sevdim… Yazılar yazdım başka yalnızlıklarımın adını kullanarak işte… Yazdıklarımdan unuttuklarım da oldu sonra, dün gibi hatırladıklarım da. Hani o birikip de dışavurumsuzlaştıkça, ‘içimden atmazsam ölecekmişim’ hastalığına yakalandığım onca yazı… Yazdım gitti…

Hem hani O’na, Bu’na, A’ya, B’ye ithafen yazılar yazarız ya; bu bayram yazılarını hiç kimseye ithafen yazasım da gelmiyor benim mesela, ‘öylesine’ bile yazasım gelmiyor hatta… Diğerlerinden farklı olarak okunup okunmadığı, sevilip sevilmediği de umurumda olmuyor sonra bu yazıların. Kime ne ifade etmiştir ki hem, gerçekten hissettiklerimizi yazdığımız o yazılar… İnsanlar, sadece içinde kendilerini buldukları şeyleri severler. Bu yazılarda ben bile kendimi bulamayıp da kaybederken, kim kendini bulup da sevsin ki hem…

Bu yazıya da yanlışlıkla yalnızlıkla mı başladım ne… Oysa yalnızlığımdan hiç mi hiç şikayet ettiğim için değildi… Zira hiç mi hiç yalnız değilim, kalabalığım çoktur. Sadece, yalnızlığımı hissedemiyorum artık. Hepsi bu…

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...