Ayrılık Çeşmesi

Gece Gündüz
A A

Ayrılık Çeşmesi

Her geçtiğimde içime bilinmez bir hüznün çöktüğü istasyondur Ayrılık Çeşmesi…

Sadece beni ilgilendirecek derecede subjektif bir hüzün müdür bilemem. Lakin bazen inmem gerekmediği halde iner, tabelaya doğru yürür, parmak uçlarım sarı çizgilere teğetler çizedursun, ben de raylara bakarım… Genelde geç vakit olur ben orada beklerken. Ve hep yalnızlık olur sol yanımda, durduğum tabelanın karşısındaki o kocaman boş peronda da sağımda…

Düşünürüm, “Kimden ayrılıyorum şu an acaba” diye ve de cevabı bilemem birçok zaman o tabelaya bakarken. Sonra hatırlarım da bazı zamanlar, çeşmesi çoktan kurumuş ayrılıklarımın simgesidir belki de o istasyon. Biraz üzülürüm bazen. Bir sigara yakasım gelir bazen, lakin yakamam hiçbir zaman… Şiirde de dediği gibi; ödenen bedellerimizin acısı geçince gelen, o eskiyen sevgilerim gelir aklıma… Oysa belki bir bardak su dökülse dibinden, mis gibi açacak, menekşeler verecek olan o sevgiler… “Belki de çeşme suyuyla sulandığımızdan solduk” diye düşünürüm arada. Aklımı raylara düşürürüm sonra düşüncelerimde yol alırken. Bir tek tren de geçmez üzerinden, oysa kafam koca bir ray yığını, en paslı örümcek ağlarından…

Ayrılık Çeşmesi’nden her geçtiğimde duygulanırım ben. Duygularım da susuz kalmıştır belki de kim bilir?.. Oysa artık ne bir çeşme ne de bir ayrılık var o duygularımda. Bakarım öylece tabelaya, puntoları eskir bazen zamanla. Belki bir dahaki gelişimde göremem, belki de o tabela bir dahaki gelişimi göremez, kim bilir?.. Yine de özlerim o rayları, o istasyonu, o yalnızlığı, o hüznü, o ayrılıkları, o birkaç harften oluşan çeşmeyi…

İstasyonu aydınlatan ışıklar ki daha bir karartır sonra bedenimi. Ve sonra kararmış, paslı raylar da ferahlatır, dindirir yine susuzluğumu. Yine de dindirmez hiçbir ayrılık suskunluğumu…

“Trenler ne de şanslı” derim bazen o istasyondayken. “Günde belki de yüzlerce defa geçiyorlar perondaki o parlak ışıkların altından, sonra o tabelanın önünden, hem de o kara rayları ki bembeyaz metallikleriyle kapatarak ve de ezerekten…”

Ve bir tek; gecesinde raylara düşürdüğüm düşüncelerim ezilmez işte, püre gibi olmayı hak ettikleri halde… Ve her geçtiğinde o tren; bakar siyahın, pasın, gecenin farklı bir tonunda yüzüme yüzüme.

Ayrılık Çeşmesi istasyonundan her geçtiğimde ayrı bir susulurum ben… Ezilip sıyrılırım birçok zaman paslı benliğimden.

Mehmet Barış

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...