Sevgili Arsız Ölüm: Dirmit

Gece Gündüz
A A

Merhaba Tiyatro Sever Dostlarım;

Geçtiğimiz günlerde Latife Tekin’in güzel romanı “Sevgili Arsız Ölüm”ü sizlere tanıtmaya çalışmıştım. Bugün de huzurlarınıza naçizane bu oyun eleştirisi ile çıkıyorum. Lakin meslek itibariyle eleştiri, uzak olduğum bir şey değilse de tiyatro eleştirmenliği, ne uzmanlık ne de sözümün geçtiği bir alandır. O yüzden buna, bir tiyatro oyununun tanıtımı gözüyle bakabilirsiniz pekâlâ.

“Sevgili Arsız Ölüm: Dirmit” oyununu, Mersin Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde, Mersin 3. Uluslararası Tiyatro Festivali esnasında izleme fırsatı edindim. Tiyatro seyircilerinin kafasında tek kişilik oyunlara karşı her zaman bir “acaba” sorusu vardır. Bu tabiidir. Tabiidir çünkü tek kişilik bir oyun, her tiyatro oyuncusunun altından kalkabileceği bir yük değildir. Bazen de oyuncu çok iyidir fakat metin yeterli niteliklere sahip değildir.

Karşımızda yaklaşık olarak bir buçuk saat süren ve Dirmit’in monologlarından ibaret bir oyun var. Haliyle ben de oyuna kafamda bir “acaba” ile gittim. Tüm samimiyetimle söylemem gerekir ki çok uzun zamandır terk ettiğim tiyatro alışkanlığımı küllerinden doğurdu bu oyun. En başta, Nezaket Erden ve Hakan Emre Ünal’ın metin düzenlemesi oldukça başarılıydı. Özellikle romanı da okumuş olan seyirci, bunu daha net hissedecektir. Üstelik romanda olmayan fakat ince bir işçilikle aralara yerleştirilmiş bazı ayrıntılar ve süslemeler, metne ayrıca bir renk katmış. Bunların haricinde eğer romanı okumayan bir seyirciyseniz oyunun ilk on dakikası, sizin için “Tam olarak şu an ne oluyor?” sorusuyla geçecek. Ama çok geçmeden Dirmit Kız, sizi o büyülü dünyasına çekecek ve kâh duygulandıracak kâh gülümsetecek. Hatta romanda daha sönük ve kıyıda köşede kalan Dirmit’i, öylece karşınızda canlı kanlı, meselelerin odağında ve anlatıcı olarak görmeniz, dinlemeniz size apayrı bir keyif verecek. Burada başarı, kuşkusuz ki Nezaket Erden’in. Benim naçizane fikrime göre kusursuz bir oyunculuk sergiliyor kendisi. Söz gelimi; o an Dirmit’e çok dokunmuş, onun gözlerini yaşartmış bir anı anlatıyorsa gözlerinin dolduğunu, sesinin titrediğini görüp onun duygularına ortak olabiliyorsunuz. Çünkü Nezaket Erden, adeta Dirmit’i yüreğinden yakalamış. Haliyle doğaçlamaları da artık Nezaket Erden’in doğaçlamaları olmaktan çıkıp Dirmit’in olağan konuşmalarına dönüşüveriyor.

Sevgili Dostlar; Nezaket Erden ve Hakan Emre Ünal’ın emeklerini ve yüreklerini verdiği bu oyunu mutlaka ama mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Hayatınızdan giden seksen dakikaya kesinlikle değecek. Zaten şu hayatta kaç tane güzel seksen dakika yaşıyoruz ki? Okunacak onca kitap, izlenecek onca oyun ve film varken hayat çok kısa. Siz iyisi mi aradan bir tanesini daha çıkarıverin.

Dirmit hiç durur mu? Durmasın… Koynuna, koynumuza kuşlar konsun.

Lord W. A. Sivrius

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...