Endüstriyel İnsanlık

Gece Gündüz
A A

Endüstriyel İnsanlık

Merhaba Sevgili Dostlarım;

Yeryüzünde kendisine verilenlerle yetinemeyen, sürekli daha fazlasını isteyen, hırsıyla önce etrafında ne varsa en nihayetinde de kendi kendini yiyip bitiren insanoğlu; evrenin geleceğini tehdit edenlerin -bilinen türler arasında- belki de en dehşetlisi, en tehlikelisidir.

Rockefeller Üniversitesi araştırmacıları geçtiğimiz aylarda, insan embriyolarını laboratuar ortamında 13 gün boyunca bir rahim astarı olmadan yetiştirmeyi başardılar. Üstelik bu yaptıkları sadece etik kaygılar sebebiyle 13 günle sınırlı kaldı. Yani aslında daha ileri gitmemeleri için hiçbir bir sebep yoktu. Benim Sevgili İnsancıklarım; öyle endişeleniyorum ki sizler için… Haberi okur okumaz aklıma ilk gelen şey Aldous Huxley’in 1932 yılında yazdığı “Cesur Yeni Dünya” isimli romanı oldu. Sizlerin birer Alfa, Beta, Gama, Delta ve Epsilon şeklinde tasnif edilişi, hayalen gözlerimin önüne geldi. Bu romanda bahsedildiği gibi insanların bir fabrikada üretilip, sınıflandırılması, Dünyada gayri ahlaki hiyerarşik bir düzenin kurulması artık maalesef bir korku ütopyası olmaktan çıkıp, gerçekleştirilebilir bir idea haline geldi.

Evet, sizler için endişeleniyorum lakin; kendim için, doğa için, evren için daha çok endişeleniyorum. Zira insan kendi sonunu hazırlarken etrafındaki bir çok şeye de zarar veriyor. Bugün üretim devi olarak görülen Çin’in başkenti Pekin’de nefes almak imkansız. Bu şehirde nefes alınması günde 30 sigara içmek ile eşdeğer tutuluyor Sevgili Dostlarım. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde fosil yakıtların insanlar tarafından satın alınamayacak kadar pahalanacağı söylenirken; birkaç cılız girişim haricinde (genele vurulduğunda) alternatif, yenilenebilir, temiz enerjiye yatırım yapan neredeyse hiç kimse yok. Dünya genelinde atıkların geri dönüşümü için inşa edilen tesislerin sayısı olması gerekenin çok altında. Üretim çılgınlığı başını alıp gitmiş durumda. İnsanoğlu ihtiyacından fazlasını üretiyor ve üretilen ürünler sadece belli bir gelir düzeyine sahip insanlara arz ediliyor. Sefaletin hüküm sürdüğü topraklara bu üretimin belki de yüzde birlik dilimi bile ulaştırılmıyor. Toprakta, suda, havada kirlilik saniye saniye artıyor. İnsanoğlu henüz derinliklerine inemediği uzay boşluğunu bile kirletmeye başladı. Dünyanın yörüngesi çöplükle dolu. Doğanın üstünde kaldırabileceğinden fazla bir yük var. Endüstriyel insanlık çevre kirliliğinin yanı sıra sesin, ışığın bile kirliliğine yol açıyor. Bu önlenemez israf Dünyanın bitmez tükenmez zannedilen kaynaklarının sonunu getirdiğinde insanlık için çok geç olacak. Ne acıdır ki insanoğlu bu sona doğayı da ortak ediyor. Üstelik doğa bunu hiç arzu etmezken. Bu aç gözlü mahlukatın Dünyayı yaşanmaz bir yer haline getirme faaliyetleri devam ederken diğer yandan evrene açılma planları da sürüyor. Korkarım ki burası hakkında da çok masumane fikirleri yok. Aslında salt amacı değerli cevherleri ele geçirip, bunları Dünyaya getirip işlemekten ibaret. Hatta başarabilir de güç yetirirse sırf daha fazla kâr elde edebilmek adına kaynakları yerinde işlemek istiyor.

Kısacası Sevgili Dostlarım, insanoğlu tehdidin ta kendisidir evren için. Kendi içindeki tüm duyarlı ayrılıkçılara rağmen maalesef insanoğlunun karanlık tarafı elbet bir gün galip gelecek. Ve umudum odur ki o gün Tanrının eli hissedilebilecek. Öncesindeki tek dileğim ise, saniyede 115 kilometre hızla Galaksimize yaklaşmakta olan Andromeda Galaksisinin 4 milyar yıllık yolculuğunun, hatırı sayılır biçimde kısalması. Belki böylece insanoğlunun kökü kazınır ve evren huzur bulur.

Halen bir parça da olsa var olan güzel şeylere ölesiye, cansiperane sahip çıkmanızı diliyor, huzurunuzdan saygıyla ayrılıyorum.

Koynunuza kuşlar konsun.

Lord W.A.S.

Lord W. A. Sivrius

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...