Ekin Sapı Devrimi

Gece Gündüz
A A

Ekin Sapı Devrimi

Merhaba Sevgili Dostlarım;

Bu yazımda sizlere bir dostun önerisi ile okumaya başladığım, okudukça da ruhumu dinginliğe kavuşturan, zihnimi açan Ekin Sapı Devrimi isimli kitaptan bahsetmek istiyorum. Açıkçası bir kitabı tanıtırken onun künyesinden, basım yılından veya yayın evinden vs. bahsetmek gibi bir kitap ırkçılığım hiçbir zaman olmadı. Zat-ı alim meselelerin genelinde olduğu gibi kitabın da özüyle ilgilenmiştir daima.

Kitap; her ne kadar sadece doğal tarımın inceliklerini anlatan bir yapıt gibi duruyorsa da, muhteviyatında bundan fazlası var. Kitabın yazarı Masanobu Fukuoka, gerçekleştirdiği doğal tarıma “Hiçbir şey yapma tarımı” adını veriyor. Ancak burada hiçbir şey yapmamadan kastedilen mutlak bir hareketsizlik ya da tembellik değildir. Gelin hiçbir şey yapmamadan kastın ne olduğunu Pek Değerli Fukuoka Beyefendiden dinleyelim:

“Bir çok ebeveyn, çocuk yetiştirirken, benim en başta meyve bahçesinde yaptığım hatayı yapar. Örneğin, çocuklara müzik öğretmek, meyve ağaçlarını budamak kadar gereksizdir. Çocuğun kulağı müziği yakalar. Derenin şırıltısı, ırmak kenarından vıraklayan kurbağaların sesi, ormandaki yaprakların hışırtısı, bütün bu doğal sesler müziktir – gerçek müzik. Ama çeşitli rahatsız edici sesler kulağa girip onun kafasını karıştırdığı zaman, çocuğun saf, kendiliğinden var olan müzik beğenisi yozlaşır. Eğer bu yolda devam etmeye bırakılırsa, çocuk bir kuşun çağrısını ya da rüzgârın sesini birer şarkı olarak duymaktan mahrum olacaktır.”

Bay Fukuoka doğa ile savaş ya da barış halinde değildir. Doğa onun için olduğu gibidir ve o doğada olduğu gibi var olmaktadır. İnsanoğlu ise genelde bir şeylerle ya savaş ya da barış halinde olmayı seçen, tamamen kendi hastalıklı zihninin ucube bir yavrusu olan düalizmin kölesidir. Fukuokaya göre “İnsanlar saldırmayı ya da savunmayı seçerler. Mücadeleyi sağlamak için, birbirlerini anlaşmazlığı kışkırtmakla suçlarlar. Bu el çırpıp ardından sesi hangi elin çıkardığını, sağ elin mi yoksa sol elin mi çıkardığını tartışmaya benzer. Bütün münakaşalarda ne doğru vardır ne de yanlış, ne iyi vardır ne de kötü. Bütün bilinçli ayırdetmeler aynı zamanda ortaya çıkarlar ve tümü hatalıdır.”

İnsanoğlu binlerce yıldır bilinçli veya bilinçsiz olarak doğayı tahrip ediyor. Daha sonra bu tahribinin sonuçları çekilmez bir hâl aldığında bu sefer de tüm enerjisiyle bunu düzeltmeye çalışıyor. Fukuoka Sensei bunu aptalın tekinin damda yürürken tüm kiremitleri kırıp, kış geldiğinde ve çatı çürümeye başladığında telaşla çatıya koşup onu tamir etmesine benzetiyor.

Ekinleri her zamankinden daha verimli olsun diye toprağı süren, onu suni gübreye boğan, herbisitlerle ayrık otlarını, ilaçlarla böcek ve hayvanları öldürerek kendi içinde daima dengeli ekolojik sistemi alt üst eden dünyanın en vahşi hayvanı insanoğludur. Fukuoka Sensesi, “Eğer bir yiyecek krizi yaşarsak bunun nedeni doğanın üretkenlik gücünün yetersizliği değil, insan arzularının müsrifliği olacaktır.” diyor.

Ne acıdır ki insanoğlu doğayı günden güne yok ediyor fakat onu istese de yaratamıyor. Zira bu uğrunda ne kadar çaba harcanırsa harcansın mümkün olan bir şey değildir.  Açıkçası insanoğlunun acilen bir şeyler yapmayı durdurması gerek. Belki de hareketsiz kalıp hiçbir şey yapmaması bir şeyler yapmasından çok daha iyi olacaktır.

Sevgili Yaprak Tırtılları; her şeye rağmen umut her zaman var olacaktır. Ekin Sapı Devrimi, bir bakıma tek bir pirinç sapından doğan bir devrimin bir umut hâlesinin öyküsü…

Bir kendi kütüphaneniz bir de sevdiğiniz bir dostunuza hediye etmek için bu değerli kitabı satın almanızı salık veriyor, huzurlarınızdan ayrılıyorum.

Koynunuza kuşlar konsun…

Lord. W.A.S.

Lord W. A. Sivrius

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...