Samimi

Gece Gündüz
A A

Samimi

Yaşadığıma bir delil sunmak adına günaydın diye sesleniyorum birkaç tarafa. Bir çoban köpeğiyle işini hafifleten çobanın, hiç anlamayacakları türküyü koyunlara savurduğu gibi savurduğu sözleriyle sabah haberlerinde, programlarında seslenen adamların yüzlerini ezberlemek lanettir. Sosyal zekamı uzun süreli hafızamdan bir daha çıkarmamak üzere, nöronlarımın öğrenmeyi reddine şahit ediyorum kendimi. Öyle ki bu öğrendiğim haberlerdeki bilgileri unuttuğumda. Sinapsisler arası uçurumları geçmek, öğrenme eylemi için Extreme spor olacak artık. Ve yükseklikten korkmayı öğrenecekler unuttuklarında, düşüncelerim…

Gün içinde iki kişiyle daha güncel ve klişe dertleri dinlemekten vazgeçmek adına ölü iki adamın sözlerini okumayı tercih ettiğim bir gün daha. Eğer Tanrı vegan değil ise. Ve eğer bizler gerçekten bir ahirette ceza çekme müsabakası için toplanacaksak, korkarım yanacağız. Çünkü kendimize söylediğimiz yalanları uyguladığımızı düşünürsek sadece. Ki ben en son altı yıldır uyku düzeni kurmayı, her akşam onu takip eden diğer günde değişeceğimi söylüyorum kendime. Hamurumun kabarması öğlen güneşi ile gerçekleşiyor. Ve aynı adam olarak devam ediyorum söz verdiğim akşamın kopyası olan diğer akşama. Ve bazen doğru koşuyu bitiş çizgisine sadece yumurtaya koşarken yaptığımı fark ediyorum. Öyle çok edinilmişlik cümlem arasından bir tek öğrenme çıkmadığını ifade edercesine aşağılamalara karşı durmak, her an yıkılmaya yüz tutmuş bir baraj gibi durmak resmen. Su sesinden çişim geliyor üstelik!

Masada oturan adamın refleksleşmiş obsesyonları, tekrar eden cümlelerde, tekrar eden kelimeleri. Sabah ışığında gelen sesle kaçan uyku gibi. Üstelik aynı adam yetişkin bir insanın gün içinde kullanabildiği farklı iki yüz kelimenin yüz ellisini dağarcığında bulunduramıyor. Altmış yaşına gelmiş bir amcaya dünyanın sırrını biliyormuş gibi davranılıyor durağıma gelmeden biraz önce. Kitap rafları arasında asgari ücrete çalışan bir reyon sorumlusunun oradaki tüm kitapları okuduğunu farz eder gibi. Zaten dünya bir yansıma. Her şey eder gibi, dikkat et. Dünya bir gerçekliğin veya tam sırtına yapışmış ve hatta ayna karşısından yansırcasına simetrik bir yansıması olası başka bir evrenin. İşte içinde hediye paketi gibi süslenerek gidiyoruz sevdiğimiz yerlere. Ben, en sevdiğim kadını sabah pijamamın altına annemin terliğini giyerek bakkala giderken görmüş gibiyim.

Dünya, ruh olarak gezindiğimiz diyarlardan yaşayarak öldüğünde başlayan bir süreç olsa idi daha mantıklı olurdu. Bu naçizane Tanrı görüşüm. Yani aslında hepimiz, sanal gerçeklik gibi oluşması olası bir yerde yaşıyor olsak ve ölümümüz bu dünyaya düşerek olsaydı. İşte o zaman bu gerçek bir ceza ve ödül algoritmasını açıklardı, bu adaletsizlikte. Çünkü, elle tutulur bir materyali açıklayamayacağın yerlerden buraya düşmek oradaki iyiliğe ya da kötülüğe yorulamayacaktı. Ve sen kura seçer gibi fakir veya zengin doğacaktın. İşte bu da buradan bir yere gidemeyişini açıklayacaktı. Hatta kazanma hırsını kaybedişini bile.

İçine düştüğü yaşam üçgeninin iç açılarını toplayamayan kişiler olarak, dünyanın çapını ölçen insanları alkışlamaktan bıkmayacağız. Hayat A şehrinden B şehrine geçen süreç gibi. Ve sanırım sonuç kişiye göre değişen bir şık. Ve Tanrı, çeldirici şıklar arasına cevap gizlemekten haz alıyor!…

Kerem Cinel

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...