Teşekkürler!

Gece Gündüz
A A

Teşekkürler!

Arkadaşımla sabahın köründen beri koşturuyorduk. Sigorta işlemlerimizi halledebilmek için muhtarlıktan sağlık ocağına, sağlık ocağından adliyeye, oradan kuruma derken baya yorulmuştuk. Karnımız da epey bir acıkmıştı. Zaten öğlen arası da yaklaştığından, geri kalan işleri öğleden sonra halletmek üzere yemeğe gittik. Gözümüze ilişen ilk esnaf lokantasına girdik, boş bulduğumuz yere oturduk. Esnaf lokantasını bilirsiniz, öyle boş masa bulmak neredeyse imkânsızdır. Boş gördüğünüz yere hemen oturmanız gerekmektedir. Biz siparişlerimizi verirken yanımıza iki kişi daha oturdu. Daha önce buralarda pek görmediğim, iyi giyimli iki kişi. Onlar da siparişlerini verdiler, hep birlikte yemeklerimizi beklemeye başladık. Yemeklerimizi beklerken yanımıza oturanlardan birisi konuşmaya başladı:

– Selamünaleyküm abiler.

– Aleykümselâm kardeşim.

– Hayırdır abi, kıpkırmızı olmuşsunuz. Yorulmuşa benziyorsunuz.

– Öyle… Birkaç yere uğramamız gerekiyordu. Epey yordu bizi.

O esnada yemeklerimiz geldi, başladık yemeye. Arkadaşlar hoş sohbet insan çıktılar. Hem yemeklerini yiyorlar hem de anılarını anlatıyorlardı. Benim yanımda oturanın bilmem kaç bin lira alacağı varmış. Çok kişi onu mağdur etmiş.

– Dürüstlük çok önemli abi bu hayatta. Dürüst olacaksın, namuslu yaşayacaksın. Benim pederle arkadaşın peder, ticaretle uğraşan insanlar. Bilirsin ki abim, peygamber efendimiz de ticaretle uğraşmıştır. O yüzden biz kimseyi dolandırmamışızdır. Kimsenin günahına girmemişizdir. Az kazanmışızdır ama öz kazanmışızdır. Layığı da budur zaten abi. Benim felsefem dürüstlük; dürüstlük, bir daha dürüstlük, hep dürüstlük.

– Doğru söylüyorsun kardeşim. Takdir edilecek insansın vesselam.

– Eyvallah abi. Bak mesela, herkes birbirini kandırsa, ayıptır söylemesi düdüklese, toplum yozlaşır mı yozlaşmaz mı abi sen söyle.

Tam cevap verecektim ki diğeri söze girdi.

– Bir kere dinimiz buna müsaade etmez. Müslüman dürüst olmalı, doğru olmalı. Müslüman Müslümana kazık atar mı hiç?

“Tabi atmamalı.” dedi benim arkadaşım.

“Haklısınız,” dedim. “İnsan dürüst ve saygılı olmalı. Yalnız Müslümanlara değil herkese karşı öyle olmalı.”

– Hay ağzını öpeyim be abi! Keşke herkes sizin gibi olabilse ama din-iman, ar-namus kalmamış kimselerde. Siz çok güzel insanlarsınız. Bırakın vallahi size bir tatlı ısmarlayayım.

“Tabi, tabi…” dedi diğeri. “Getir tatlıları. Bu devirde böyle güzel adamlar bulmuşuz bir tatlı da söylemeyelim mi?”

Biz, “Olmaz öyle şey…” diye ısrar ettiysek de adam coştu bir kere. Tatlılar söylendi ve önümüze geldi bile. Biz tatlılarımızı yerken onlar bir yandan tatlılarını yiyorlar bir yandan da konuşmaya devam ediyorlardı. O kadar konuşmaya rağmen tatlıyı çarçabuk bitirdiler.

– Güzel ağabeyler, bizim mesai başlayacak, biz kaçalım artık. Siz çok güzel insanlarsınız, her şey için teşekkürler.

– Estağfurullah. Asıl biz teşekkür ederiz. Sizin gibi temiz insanlarla tanıştık.

Kalktılar, gittiler. Kapıdan çıkarken bir kez daha “Teşekkürler!” diye bağırdılar. Adamlar, hem bizimle sohbet etti hem de bize tatlı ısmarladılar. Üstüne bir de teşekkür ediyorlar. “Ne güzel insanlar var…” diye kendi kendime düşünüyordum. Biz de tatlılarımızı yedik ve kasaya gittik.

– Afiyet olsun hemşerim.

– Sağ olun. Ne kadar bizim hesap?

– 74 lira güzel hemşerim.

“74 lira…” deyince aklım yerinden çıktı. Bir an kendime gelemedim. Bu kadar fazla hesap gelemezdi.

– Aman kardeş, iki az kuru fasulye ile iki az pilav mı 74 lira? Başkasının hesabı olmasın o, sen iyi bak.

– Yok hemşerim, aha hesap burada. Arkadaşlarınız, onların hesabını da sizin ödeyeceğinizi söylediler.

“Arkadaşlarınız…” deyince iyice şaştım kaldım.

– Bizim yanımızda oturanlar mı?

– Evet onlar ya, başka kim olacak?

Böylesi bir olay ne duydum ne de gördüm. Ulan bunlar bize bir saattir martaval anlatıyorlarmış ya! Biz herifleri din, iman, dürüstlük aşkıyla yanıp tutuşur zannederken meğer onlar bizi yakıp tutuşturuyorlarmış. Ben iyice ağlamaklı ve çökmüş bir ses tonuyla durumu anlatmaya çalıştım:

– Kardeş onlar bizim arkadaşımız değil, biz ilk defa görüyoruz. Bir yanlışlık olmasın?

– Yok ya! Birader sen beni keriz mi sandın? Hem yemeği ye hem derin sohbet et, üstüne bir de düzenbazlık yap. İyi iş be! Herkes böyle yapsın o zaman. Sizin gibi dolandırıcılar yüzünden biz de taş yiyelim.

Adam öyle bir bağırıyordu ki lokantadaki herkes bize bakıyordu. Garsonlar etrafımızı sardılar. Hepsi de iri yarı maşallah. Daha fazla ısrar edersek dayağı yiyeceğiz. Kaçarı yok, parayı ödedik, paçayı zor kurtardık.

Ulan ne insanlar var be! Hem dürüstlük hikâyesi dinle hem bir sürü para öde hem de üstüne dolandırıcı yaftası ye iyi mi! Gerçekten teşekkürler!

Kemal Kaçamak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...