İş Var Mı İş?

Gece Gündüz
A A

İş Var Mı İş?

– Dostum görüyorsun! Kaç zamandır eleman arıyorum ama bulamıyorum. Hayır, iş var yahu, neden kabul etmezler anlamıyorum.

Pek bir sinirliydi ve hararetle anlatıyordu. Kendisini ziyarete gelmiş olan arkadaşına konuşuyordu. Koltuklara yayılmışlar, bir yandan da kahvelerini içiyorlardı. Arkadaşı da onu onaylarcasına konuştu.

– Bizim insanlarımıza iş beğendiremezsin birader. Çalışmayı sevmez bunlar.

– Ya, ya haklısın.

O esnada kapı çalındı. Sekreter girdi içeri.

– İş görüşmesine bir bey geldi efendim, napayım?

– Al içeri kızım, al içeri.

Genç bir erkek girdi içeriye. Biraz heyecanlı gözüküyordu. Başıyla selamladı içerdekileri. Biraz ilerledi ve masanın önünde durdu. İş verecek olanı, onu baştan aşağıya süzdükten sonra başıyla, oturması gereken yeri gösterdi. Bir süre sessiz kaldılar. Genç adam heyecandan ve stresten konuşacak güç bulamıyordu zaten. Öteki ise genç adamın heyecanını anladığı için olaya biraz daha gerginlik katmak istiyordu. Nihayet sessizlik bozuldu. İş verecek olanı konuşmaya başladı.

– Demek iş için geldin evlat!

– Evet efendim. “Çevirmen Aranıyor” ilanını görünce başvurmak istedim.

– Güzel, güzel! Ver bakalım dosyanı neler varmış sende.

Genç adamın elinden, içinde öz geçmiş olan dosyayı aldı, incelemeye başladı. Genç adam heyecandan terliyordu. Sırılsıklam olmuş, gömleği üzerine yapışmıştı. Ötekisi “hım hım”layarak dosyayı inceliyordu.

– Hımmm, dil bölümü mezunuymuşsun. Hımmm İngilizce, Rusça, Çince; hımmm fena değil evet.

– Eksik olmayın efendim.

– Yüksek lisans yapmışsın, çevirmenlikte deneyimin de var. Güzel bir şey.

– Sağ olun efendim.

Onun ağzından çıkan her kelime genç adamın kalbini hoplatıyordu. Yanlış bir şey söylememek için sağ olundan başka bir şey söylemiyordu.

– Bizim için uygundur bu durum.

– Sağ olun efendim. Bu kadar işsizliğin içerisinde benim için çok iyi oldu.

– Orda dur bakalım delikanlı. İş var, başvuran yok! Bu ülkede istihdam var istihdam! Refahı yüksek bu ülkenin. Sen gazete okuyor musun?

– Okuyorum efendim.

– Hangilerini mesela?

Genç adam birkaç gazete ismi saymıştı. Öteki, bu isimleri duyunca suratını ekşitti. Zira genç adamın saydığı gazeteler onun görüşüne tersti. O gazeteleri de sevmezdi, o gazeteleri okuyanları da.

– Bu olmadı şimdi!

– Neden efendim?

– Sen Allah bilir özgür düşünmeyi de savunuyorsundur.

– Savunmayayım mı?

– “Cıks!” savunma! Bunlar ülkeye bela getirir. Hem bak onları okuyorsun, ülkede işsizlik var sanıyorsun. İşte sana iş!

– Anlıyorum.

– Anlamana sevindim. Zeki çocuksun vesselam. Sadede gelirsek, asgari ücret veriyoruz. Hafta sonu yarım gün izinlisin. Öyle sendika mendika bilmem ve de hoşlanmam. Senin hakkını ben veriyorum, ben ne yapacağımı bilirim. İlk üç ay sigorta yapmam, seni bir denemem lazım. Bu da demek oluyor ki ilk üç ay maaşın asgari ücretten biraz düşük yatacak. Yol ücreti falan hiç sevmem. En önemlisi de ben ne dersem o olur.

Saydıkça sayıyordu. Genç adam ne diyeceğini bilemedi ilk başta ancak sonra bu işin kendisine göre olmadığını anladı. Sadece kendisine değil, böyle bir iş kimseye göre olmazdı.

– Ama bunlar ağır değil mi?

İş verecek olanın arkadaşı araya girdi. Bacak bacak üstüne atmış, laubali bir biçimde oturuyordu. Keza konuşması da öyleydi.

– Deminden beri karışmayayım diyorum ama dayanamadım. Senin karşına iş çıkmış ve sen beğenmiyorsun. Sonra dışarıda iş yok diyorsun. İnsafsızlık etme delikanlı. Ben iyice bir düşün derim.

– Hay sen dediğinle çok yaşa be!

– Ben maalesef kabul edemem böyle şartları.

– Eh, napalım! Sen bilirsin. Sana iş vermek için de ısrar edemem ya. İşte iş, işte sen! Karar senin.

Genç adam dosyasını aldı ve canı sıkkın bir şekilde odadan çıktı. Diğer ikisi sohbetlerine devam ettiler.

– İşte dostum durum ortada, kendi gözlerinle gördün. İş var ama beğendiremiyoruz, kimseye beğendiremiyoruz.

– Yahu sen ne takıyorsun kafaya! Beğenmezler tabii, onlar ekmek elden su gölden yaşamak istiyorlar da ondan.

Kemal Kaçamak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...