Çiftlik

Gece Gündüz
A A

Çiftlik

Koskocaman bir çiftlikti. Ucu bucağı olmayan bu çiftlikte her türden hayvan vardı. Tavuk vardı, koyun vardı, inek vardı, at vardı; var oğlu var vardı. Hayvanların hiçbir derdi yoktu. Çiftliğin sahibi onlara çok iyi bakıyordu. Tabiri caizse gül gibi yaşayıp gidiyorlardı. Kendi aralarında da çok mutluydular. Birbirlerine yapacakları işlerde yardım ediyorlardı. Yani çiftlik güzeldi, çiftliğin içinde mutluluk vardı.

Gel zaman git zaman işler değişti. Çiftliğin şeker gibi sahibi öldü. Çiftliğin sahibinin çocukları bu işten anlamadıkları için çiftliği başka birine sattılar. Çiftliğin yeni sahibi gaddar adamın tekiydi. Hayvanların yemlerini azar azar verir, hayvanlara eziyet ederdi. Kendisi ise çiftlikte bolluk ve huzur içinde yaşardı. Çiftlikteki bu olumsuz hava hayvanlara da yansımız olacak ki o eski neşeli, birbirine yardım eden hayvanlar gitmiş; yerlerine somurtkan, bencil ve çıkarcı hayvanlar gelmişti. Sanki bir el bu hayvanları başka hayvanlarla değiştirmişti.

Günlerden bir gün, çiftlik sahibi karısıyla konuşurken tavuk onların dediklerini dinlemişti. Onların konuşmalarını dinledikten sonra korkuyla çiftlikte dört dönmeye başlamıştı. Bir anda koyunu gördü ve yanına vardı. Aralarındaki samimiyet artık eskisi gibi değildi ama en azından dertli zamanda birleşiriz, yardımlaşırız diye düşünmüştü.

– Merhaba koyun kardeş.

– Merhaba tavuk kardeş.

– Benim bir derdim var. Tek başına işin içinden çıkamam. Acaba bana yardım edebilir misin?

– Tabi. Söyle derdini. Yardım edebileceğim bir şeyse yardım ederim.

– Çiftlik sahibi karısıyla konuşurken duydum. Kendilerine ziyafet vereceklermiş. Bunun için de tavuk kesmek istiyorlar. Çok korkuyorum. Ne olur bana yardım et!

Koyun düşündü, taşındı. Suratını şekilden şekle soktu ve cevap verdi

– İyi dersin, hoş dersin de tavuk olan sensin. Ben bir koyunum. Nasıl olsa bana dokunmayacak. Neden kendimi tehlikeye atayım?

Tavuk baktı koyundan iş çıkmayacak, dosdoğru ineğin yanına gitti. En azından o büyük, güçlü bir hayvan diye düşünmüştü.

– Merhaba inek kardeş.

– Merhaba tavuk kardeş.

– Benim bir derdim var. Koyuna gittim çözmedi, belki sen yardımcı olursun.

– Buyur, seni dinliyorum.

– Çiftliğin sahibi ziyafet etmek istiyor. Bunun için de tavuk keseceklermiş. Yardım et de kesilmekten kurtulayım. Ben tek başıma halledemem. Benimle birlik olur musun?

İnek de düşündü, taşındı ve o da koyun gibi olumsuz yanıt verdi. Tavuk ata gitti, at da olumsuz yanıt verdi. Köpeğe gitti, köpek de olumsuz yanıt verdi. En son çaresiz bir şekilde kümesine gitmiş, beklemeye başlamıştı. Çiftliğin sahibi akşama doğru kümese geldi, tavuğu alıp kesti. Diğer hayvanlar üzülmüşlerdi tabii ama elden bir şey gelmez diye düşünüyorlardı.

Her şey normal giderken bir gün koyun telaşlı bir şekilde ineğin yanına geldi.

– İnek kardeş! İnek kardeş! Yetiş!

– Neyin var koyun kardeş?

– Çiftliğin sahibi ile karısı konuşurlarken duydum. Komşu iki çiftliğin sahiplerini yemeğe çağırmışlar. O yüzden koyun kesmek istiyorlar. Tavuğun başına gelenler benim de başıma gelsin istemiyorum. Ne olur yardımlaşalım.

İnek, başını iki yana salladı, “Kusura bakma.” dedi.

– Ben bir ineğim, koyun değilim. Bu sorun seni ilgilendirir.

Koyun bu olumsuz yanıttan sonra ata gitti, at da olumsuz yanıt verdi. Aynı şekilde köpek de yardım etmeyeceğini söyledi. Hem zaten köpek sahibine öyle bağlıydı ki kendisi yardım etmeyeceği gibi, yardım edecek birisi olursa onu ısıracağını ve sahibine şikâyet edeceğini söylemişti.

Koyun ağılına girdi ve çaresizce bekledi. Çiftlik sahibi sabah erkenden gelip koyunu kesti ve akşamına komşularına bir güzel ziyafet verdi.

Bir zaman sonra çiftliğin sahibi oğlunu evlendirmek istedi. Çok büyük bir eğlence planlıyordu. Yapacağı düğüne bir sürü insanı davet etmişti. Bir sürü insanı doyurmak için büyük bir ziyafet vermek gerekiyordu. Bunu öğrenen inek telaşla atın yanına koştu.

– Durum çok vahim at kardeş! Canım elden gidiyor. Lütfen bana yardım et.

– Olacakları duydum. Bu senin kaderinmiş inek kardeş. Yapacak bir şey yok. Sana yardım edip çiftliğin sahibini kızdıramam. Hem zaten benlik bir durum yok. İnek olan sensin.

İnek ahırına dönmüştü. Tavuk ve koyun gibi o da çaresizce çiftlik sahibinin bıçağını bekliyordu. Sabah erken vakitte çiftliğin sahibi geldi ve ineği kesti.

Artık çiftlikte kesilecek, yemeği yapılacak hayvan kalmamıştı. At ile köpek koca çiftlikte dolaşıp duruyorlardı. Ancak at da iyice yaşlanmıştı. İş göremez duruma gelmişti. Bir gün çiftliğin sahibi karısıyla konuşurken, at duyduklarına inanamadı.

– At iyice yaşlandı. Bir işimize yaramıyor artık.

– Ne yapmayı düşünüyorsun?

– Yararı yok bari zararı olmasın. Vurayım gitsin.

At bunları duyunca ne yapacağını bilememişti. Tavuğu, koyunu, ineği düşündü. “Keşke…” dedi ama nafile. Çiftlikte yardım isteyeceği bir hayvan bile kalmamıştı. O an her şeyin farkına varmıştı. Ancak iş işten geçmişti. Onun da sonu tavuk, koyun ve inek gibi olacaktı. Sıra ona gelmişti. Hâlbuki onlara yardım etseydi, ilk anda tavukla birlikte olsaydı, belki arkadaşları da kendisi de bu duruma düşmeyeceklerdi. Bunları düşündü ve “Bu sonu yaşamayı hak ettim.” dedi.

Kemal Kaçamak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...