Çaresi Var Ama Yok

Gece Gündüz
A A

Çaresi Var Ama Yok

O dönemde köyün başına dediğim dedik, astığım kestik bir muhtar gelmişti. Böyle despot bir herif ben hayatımda görmemiştim. Muhtar değil, sanki kral mübarek. Köydeki her şeye karışıyor, ondan izin alınmadan kimseye adım attırmıyordu. Allah sizi inandırsın helâda geçirdiğimiz vakte bile karışıyordu. Bütün köyü korkudan tir tir titretiyordu. Kimse muhtara sesini çıkartamıyor, o sinirlenmesin diye de ne derse desin boyna destek oluyorduk.

Bir gün kahvede oturup lak lak yaparken, bizim muhtar da kahvenin önünden geçiyordu. Biz geçtiğini gördüğümüzden bir anda muma döndük. Aziz Efendi görmemiş olacak ki gazetesini okumaya devam etti. Gazete de bizim muhtarın gıcık olduğu gazete. Gıcık olmasının sebebi de kendi görüşüne muhalif şeyler içermesiydi. Hoş, zaten bir tane öyle gazete vardı. Aziz Efendi de tutmuş kahveye o gazeteyi getirmiş. Bizim muhtarın gazeteyi görmesiyle köpürmesi bir oldu.

– Ulan densiz! Ben size bu gazete okunmayacak demedim mi?

Aldı gazeteyi Aziz Efendi’nin elinden, parça pinçik etti. Aziz Efendi de dâhil kimseden çıt çıkmadı. İstersen bir şey de. Muhtar çıktı gitti kahveden. Ben, gittiğinden iyice emin olduktan sonra ortaya bir laf attım.

– Arkadaş nedir bu çektiğimiz? Herif höyt dese hık diyemiyoruz. Neredeyse tuvalete gitmeyin dese gitmeyecek kıvama geldik. Yok mudur bundan kurtulmanın bir çaresi?

Bizim çaycı Recep destek çıktı bana. O da benim gibi muhtara karşı dolmuş. Bir anda herkes Recep’e döndü. Demek ki herkes dolmuş. Cesaretleri beni sevindirdi.

– Aynen abi, sana katılıyorum. Bundan kurtulmanın vakti geldi de geçiyor bile. Hayatımdan bezdim. Kendi evimde rahat oturamıyorum, acaba bu oturuşuma kızar mı diye.

– Ne yapabiliriz Recep, dedi Mustafa.

– İlgili yerlere dilekçe yazalım, ihbar edelim bunu. Tekrar seçim yapılsın, başkasını muhtar seçelim.

– Doğru söylüyorsun, dedim. Gel beraber girelim bu işe Recep. Birlikte gidip dilekçemizi verelim.

– Aman abi beni karıştırma. Fikir benden halletmesi sizden. Maazallah bir de halledemeyiz, kahvemi kapattırır bu deyyus.

Recep böyle söyleyince diğerleri de kafalarını öne eğdiler. Ben, illaki bir çaresi vardır diye düşünüyordum ama bir türlü aklıma bir şey gelmiyordu. Ben derin derin düşünürken Muhittin birden “Buldum” diye bağırdı. Bizim Muhittin, köyün okumuşlarındandır. Kafası basar, cesareti sağlamdır diye beni bir umut sardı.

– Ne buldun Muhittin?

– Bizim Aziz Efendi’nin okuduğu gazeteye halimizi anlatsak ya! Belki onlar bize bir çare olur.

– Çok doğru dedin Muhittin, dedim. Ancak bu işi yaparsan sen yaparsın. Okumuş etmiş insansın ne de olsa.

– Yooo orada durun bakalım. Benim şehirde okuyan çocuklarım var. O gazeteyle irtibata geçeyim de çocuklarımın başı dertten kurtulmasın öyle mi? Fikir benden halletmesi sizden arkadaşlar.

Yine aynı tablo. Yine herkes kafasını eğdi. Başımızda böyle bir bela varken çare bulamamak çok saçma. Mutlaka bir çare vardır bu beladan kurtulmak için. Kafamdan defalarca, ne olabilir diye geçirdim. Kendimi öyle kaptırmışım ki bağıra bağıra düşünmüşüm. Mahmut Amca cevapladı beni.

– Birleşmek olabilir.

– Birleşmek mi, dedim.

– Birleşmek ya! Birleşip muhtarlığın önünde toplanıp, muhtarlıktan ayrılmasını söyleyeceğiz. Birleşik gücümüz karşısında dayanamaz, bir şey yapmaya da cesaret edemez.

– Hay aklınla bin yaşa be Mahmut Amca! Hadi tüm köye haber salalım, gidelim muhtarlığın önüne.

– Evlat, dedi. Ben fikri verdim halletmesi sizden. Bu yaştan sonra içeri mi attırayım kendimi.

Bir başkası işim var olmaz, dedi. Berikisi eşim kızar yapamam, dedi.

– Ben anladım sizi, dedim. Ben anladım. Çare çok ama bizde bir şey eksik, sadece bir şey. Umarım siz de bunu anlarsınız.

Kemal Kaçamak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...