Bir Büro Masası

Gece Gündüz
A A

Bir Büro Masası

Hepimiz karakolda neler olup bittiğini az çok merak ederiz. Suçluların suçlu olduğunu nasıl anlarlar, o kişinin suçlu olduğunu anladıktan sonra neler konuşurlar, o kişiye neler yaparlar hep merak etmişizdir. Ben de merak ettim pek doğal olarak. Bu merakımı gidermek için, yıllarca karakolda görev yapmış bir büro masasıyla bu durumu konuştum. Bana epey bir anısını anlattı. İsterseniz onun anılarını benden değil de ondan dinleyin.

“Ben bir metre yüksekliğinde, iki metre uzunluğunda ahşap bir masayım. Aşağı yukarı on beş yıldır bu karakolda görev yapıyorum. Sadece durarak görev yapmak elbette yüksek makamlara yaraşır ancak ben de yüksek makamlı sayılırım. Ben buradayken kaç memur kaç amir eskittim kim bilir! E burada gördüklerim de pek çoğunuzun bilmeyip de merak ettiği şeyler. Yani bir nevi tecrübe diyelim. Zaten her şey gözümün önünde oluyor. Getirilen her kimse önümde duran koltuğa koyuyorlar ve konuşmaya başlıyorlar. Şimdi sizlere bunlar anlatacağım. Ancak o kadar tecrübeme rağmen çözemediğim bir durum var. Onların suçluluk anlayışıyla benim suçluluk anlayışım arasındaki fark.

Geçen ay bir adam getirdiler, bol bir gömlek ve bol bir pantolon giymiş, sakallı bir adamdı. Her zamanki gibi önümdeki koltuğa oturttular, çay bile verdiler ona. Aynen şunlar konuşuldu.

– Amirim, beyefendi hakkında tecavüz ihbarı var. Biz de getirmek zorunda kaldık.

– Ben hallederim, sen çık. Gelelim size beyefendi. Ne işle meşgulsünüz efendim?

– Ben bizzat, kendim bir hayır kurumunda başkan yardımcılığı yapıyorum efendim. Tecavüz falan ne münasebet. Hayır yani olduysa da bir sefer olmuştur. Bir seferden ne olacak? Siz bizi tanırsınız. Bizim soyumuz peygamberlere dayanır.

– Elbette efendim, elbette. Biz sizi bilmez miyiz? Memur arkadaşlar da bir yanlış anlama sonucu sizi buraya getirmişler. Lütfen kusurlarına bakmayın. Siz istediğiniz an çıkabilirsiniz.

– Elhamdülillah! Bir sefer kusur olabilir affederiz elbet.

Adam resmen elini kolunu sallayarak çıktı karakoldan. Bunun gibi bir örneğim daha var. Yine böyle gevşek bir adam getirdiler. Pis suratlı bir şeydi. Sakin sakin getirdiler, yine benim önümdeki koltuğa oturttular. Normal bir konudan konuşuyorlardı sanki, öyle sakindiler.

– Neden getirdiler seni buraya evladım? Ne yapmış olabilirsin?

– Vallahi bir şey yapmadım amirim. Siz bizi tanırsınız, bizim kimseye bir ayıbımız olmaz. Genç bir kız, öğrenci galiba, otobüse kısacık etekle binmiş. Baktım din elden gidiyor, tahrik de oluyoruz, tekmeyi salladım suratına. Sonuçta Müslüman’ız yani, böyle şeylere tepki göstermezsek halimiz duman olur. din iman elden gider.

– Anlıyorum evladım, haklısın ama bir daha böyle şeyler yapma tamam mı? Yaparsan çok kızarım bak.

– Tamam amirim, bir dahakine ben yapmam başka arkadaşlara yaptırırım.

Bu da elini kolunu sallayarak çıktı. Sanki suçlu değilmiş de çaya gelen misafirmiş gibi rahat rahat geldi gitti. Sinirden yüzeyim çürüyecek. Herkes böyle rahat gelip gitmiyor tabii. Burada zorlananlar da var. Hem de ne zorlanma! Sanırsın katliam yapılmış da tek suçlusu o, öyle bir zorlama! Genç bir çocuk getirdiler. Öğrenciymiş. Burada perişan ettiler çocuğu. Yürüyerek gelmedi zaten çocuk, sürüyerek getirdiler. Gömleği falan yırtılmıştı. Önüme attılar çocuğu.

– Amirim, eylemde yakaladık bunu. Barış ve özgürlük istiyoruz diye bağırıyordu.

– Demek barış ha! Demek özgürlük! Ulan daha ne özgürlük istiyorsun ha! Bu vatan ne çektiyse sizin gibiler yüzünden çekti zaten! Götürün şunu gözüm görmesin.

Gören de çocuk bir şey yaptı zannedecek. Ya bu en son gelen adamcağız ne olacak? Ben artık pes dedim! Tekmeleyerek getirdiler adamı önüme. Adamcağız ayakta zor duruyordu.

– Fabrikanın önünde birkaç işçiyle birlikte duruyordu. Yok güvenceleri yokmuş, yok insan gibi yaşamak istiyorlarmış. Biz de kolundan tuttuk getirdik amirim.

– Aferin iyi etmişsiniz. Yedikleri ekmeğe ihanet ha! Ulan o adam size iş vermese neyle geçineceksiniz? Eve ekmeği neyle götüreceksiniz? Biraz minnet öğrenin minnet! Bunlar hep komünist işi! Uyanın heeey uyanın! Vatanı mı böldürteceksiniz? Alın şunu be şuradan!

Benim görevim boyunca gördüklerim bunlardır. Anlattıklarımda ne eksik var ne de fazla. Ne gördüysem onu anlattım sizlere. Bunlara göre kim, neden suçlu anlayamadım. Akılla adaleti sağlamak arasında ilişki var mı, sorgulamaya başladım. Ben size olanları anlattım, siz de bana bunu açıklayın…

Kemal Kaçamak

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...