Ben Dünyalıyım

Gece Gündüz
A A

Ben Dünyalıyım

Kimse kalmak istemiyor buralarda. Şehirde olan, köye gitmek istiyor; köyde olan, şehre. Ya da başka ülkelere falan. Hayatından memnun olan kimseye, hâlen rastlamış değilim. Herkeste, herkesi bırakıp gitme isteği. Ama kimsenin öyle “Giderken yanına alacağın üç şey?” sorusundaki üç şeyi, yanıtlayacak kadar çok istekleri de yok maalesef. Bir tek kendisini alsın herkes kâfi. İlk başlarda bana lüzumsuz geliyordu bu fikirler, kurulu düzeni bozmalar falan ancak şimdilerde ben de gitmek istiyorum buralardan. Temel şart cesaret fakat bir şeylerden kaçmak için gitmek ile yeni kaçamaklara kucak açmak için gitmek arasında dağlar kadar fark varmış. Bunu yeni öğrendim. Ayrıca ben, hiçbir şeyden kaçmıyorum.

Geçen gün bir ilana rastladım reklam panosunda. Hayatımı sorgulamama sebep olan, basit bir soru cümlesi. “Filanca ülkede yaşamak ister misiniz?” başlıklı bir ilan. Panonun karşısındaki nemli banka oturdum ve düşündüm bir müddet. En başına döndüm, doğduğum güne. Doğduğumda benim için “Dünyaya geldi.” dediklerini duyar gibiydim. Tabii ya! Dünyaya gelmiştim ben. Hatta “Nerelisin?” diye soranlara, “Ben Dünyalıyım.” diyorum artık. Bu gezegene gönderilmiştim besbelli. Hatta sınırları biraz daha zorlarsak evrene. Bu kokular, çiçekler, denizler… Görüp görebildiğim her şey, aslında benimmiş. Bunu da yeni öğrendim. Öyleyse benim rızam dışında, zamanın birinde, birileri tarafından çizilmiş hudutlar içinde yaşamak zorundalığında da olmamalıydım. Bir karar verdim ben de o bankta, aklıselim bir insan gibi. Gideceğim buralardan. Belli bir amaca değil de benliğime hizmet edermişçesine.

Mesela… Gezebildiğim kadar yer gezeceğim, tanıyabildiğim kadar insan tanıyacağım; çıkabildiğim kadar yükseklere çıkıp inebildiğim kadar derinlere ineceğim. Yani bu Dünyanın bana verdiği tüm nimetlerden, haddimi aşarak yararlanacağım. Yalnızca Afrika’da yetişen bir bitkinin tadına bakmadan etmeyeceğim mesela ya da yüzlerce metre yükseklikteki piramitlerin gölgesinde, rüzgârdan gözlerime kaçan kum tanelerini temizlemeden de etmeyeceğim. Gibi gibi… Sanırım ben, benim artık. Ayrıca geminin, yürüyen bir nesne olduğunu varsayarsak laf ile yürümeyen peynir gemilerini biliyorum. O sebepten buralardan gidiyorum.

Selametle.

Dipnot: Arkamdan bekliyorum.

Kemal Akçıl

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...