Kurak Topraklar Da Çiçek Verir

Gece Gündüz
A A

Kurak Topraklar Da Çiçek Verir

Rakamları ve kelimeleri de bünyesinde bulunduran üç katlı rafın, en üst katına yerleşmiş safi duygudan ibaret dünyanın, bu biçimini sadece insanın bozduğunu düşünüyorum. Doğa; yetinmeyi bilir, yeniden yeşermesini bilir, eşitliği bilir, adaleti bilir, yardımseverliği bilir. İçinde yaşayan tüm canlılara kendine biraz ilgi göstermeleri durumunda yiyecek ve içecek buyur eder. Doğa emekli olmayı beklemez dur durak bilmeyen bir gücü ve işine olan aşkı vardır. İnsan gibi karşılık bekleyerek sunmaz güler yüzünü, istemeyenin bile çantasına doldurur miraslarını.

Oysa insan; ziyan eder, kirletir, keser, açgözlülük eder ve çalar. İnşaatçısı malzeme azaltır, oduncusu odunu ıslatır, kravatlısı medyaya perde çekerek uyutur, yazarı şeffaf suyu mavi eder. Bir tek farkı bilinci olmasına rağmen diğer canlıları sadece ders kitaplarında var eder. Barutunu ne sadece doğaya ne cansızlara ne başkalarına çevirir, kavgasından haklı çıkamazsa kendine de çevirir. İnsan için şans birdir, yeri geldiği zaman ya duygunun peşinden gider ya da nesnelerin. İnsanı doğa kadar güzel bir varlık yapacağına en çok inandığım duygu aşktır.

Aşk duygusunu hissetmiş insan, ruhsal olarak; saklamayı, temizlemeyi, korumayı, gülmeyi, kaburgasından çıkabilmeyi öğrenir. Gözlerinin önüne tebessümü koyarak yaşamaya başlar. Aşk duygusuna ulaşamayanlardan kaçıp kendini, aşkın bizzat kendisi olduğunu düşündüğü bilinçsiz varlıkların yanına atar. Gönlünü mutluluk akıtan çeşmenin altına koyup doldurmaya çalışır. Tabii bu aşk duygu aşkı, bir de maddelere varmak için duyulan kibri arttıran ekonomi aşkı var. Ekonomi, kanımca ruhtan ayrı maddelere bağlı yaşamdır. İnsanların lüks içinde veya yoksulluk içinde yaşamalarını belirleyen faktörlerin en başında gelen, rakamlardan oluşan kâğıtlardır. Bu kâğıt kimde az ise doğadan o kadar fazla beklenti halinde olur.  Beklenti, duyguya âşık olan insanlar içindir, ekonomiye âşık insan zaten beklentiyi elinde bulundurur. Kâğıda sahip olanlar yoksul insanların faydalanacağı doğayı da sahiplenerek kendilerine özel mülk ilan ederler.

İnsan canının çektiğine ulaşamıyorsa zaman ilerledikçe o istek kendini unutturacaktır. Zenginlik sürekli açlık hissiyatı verirken yokluk yutakta birikenlerden dolayı doygundur. Cebi delikler, kendini duygu yoğunluyla geliştirir ve yırtık gönlünü maneviyatla yamar. Ceketini yardımcısına taşıttıranlarınlar ise keselerinin ağzını açmaya devam eder. Lakin zenginlerin içlerinde birileri var ki onlar da maneviyatı gözlerler, o kişiler doğduklarında yanında bakıcısı bulunanlardır.

Aşk duygusuna dil değdiren makyajlı ya da saçı taralı birey zamanla, üzerinde yük etmesin, zaten aşkın ağırlığı büyük diye parayı az kullanmaya başlar. Belki de aşktır insanı kâğıtlardan uzaklaştıran. Nesnelere karşı direnen tek ruh ve tek vücut olunmasını isteyendir. Gönlü bir kere zengin ettiğinde sonrası için eksilme yaşatmaz, ekonomi gibi. Kalpte dizilen domino taşları içinde demirden yapılmış tek parçadır. Yine de aşk zenginleri dahi maneviyata götürse de, maneviyatı güçlü olması gereken bireylerden genç olanları kâğıtlara koşar. Çünkü ihtiyaçtan fazlası zevk verir. Kendilerini özgür seçimle paraya doğru ittirseler de aşk duygusunu hissettikleri anda ne para bilecekler ne de ekonomi.

Var olsun her mevsimde esen aşk.

Kadir Gürdemir

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...