Gizli Kalmış Sanat Tarihi

Gece Gündüz
A A

“Çekiştirip durmasana lan bulutumu.” diye bağırırken bir yandan da sigara içiyordum. Alaylı bir gülümsemeyle;

“Amma da nazlısın ha. Sen sahneye nasıl çıkıyordun?” dedi. Sinirle uzanmakta olduğum bulutumdan kalktım ve sert bir ifadeyle yüzüne baktım. Yüzüne bakınca onu tanımadığımı fark ettim. Uzun boyu, fuları ve bir sanatçıya yakışmayacak kadar yakışıklı olması dikkatimi çekmişti.

“Sen kimsin de beni sorguluyorsun ulan. Buraya nasıl geldin?” diye merak içinde kim olduğunu sordum.

“Ben, Genç Tiyatro Oyuncuları Örgütü kurucusu Katris Unluc. Çeşitli oyunları oynadım ve yönettim. Her sanatçı gibi ben de; ‘Kim ki sanat eseri üretir ve bu sanat eserini dünyaya tanıtabilirse, öldüğünde ruhu gökyüzünde sonsuza dek var olacaktır.’ diyen dinimizin vaadiyle geldim buraya.” diye karşılık verdi. Şaşkınlıktan kaşları kuş kanadı gibi harekete geçti.

Katris’in bulutların üzerine gelmesine şaşırmış olmam, en son aramıza katılan sanatçının iki binli yıllarda gelmesiydi. O gün yanıma hüzünle gelen Zevs Katorin; “Dünyayı bırakıp gelmek istemezdim ama hem benim zamanım dolmuştu hem de insanlar artık sanata ve sanatçıya ilgi duymuyorlardı.” demişti. O sözden sonra burada olan sanatçılarla Gorki’nin çay bahçesinde toplanmıştık. Ben hariç herkes Türk içkisi rakıyı içip kederlenirken, ben sanatın nasıl yok olmaya gittiğini düşünüyordum. Çünkü bir daha dünyada sanat ilgi görmeyecekti. Bu yüzden insanlar daha fazla canileşecek, kapitalist sisteme karşı direnebilen neredeyse kalmayacaktı. Bizler kötülüklerle artık karşılaşmayacak olsak da dinimiz gereği bir sanatçı ölse dahi, geride kalan insanları düşünmeden edemiyordu. O yüzden Katris’in gelmesi bütün umutlarımızı yeniden canlandıracaktı.

“İnsanlar nasıl? Sanata olan ilgileri arttı mı? Artık tiyatro sahneleri doluyor değil mi?” Heyecandan Katris’i soru yağmuruna tuttum. Ama Katris’in yüzünde hiç heyecan yoktu. Aksine yüzüne burukluk ve hüzün sahipti.

“Gel otursana neden anlatmıyorsun? Haydi, başla anlatmaya insanların nasıl bir yaşamda olduğunu merak ediyorum.” dedim. Katris boynunda duran fularını çıkartarak bulutumun bir köşesine oturdu.

“Benim de bulutum olacak değil mi? Artık ben de savaş görmeyeceğim. Bundan sonra sadece mutluluk var değil mi?” Benim sorularımı atlayarak konuşuyordu.

“Hayır, Katris ömrümüz hep aynı yaşta kalıp insanlığı düşünmekle devam edecek. Huzura ermiş olmamız onları umursamayacağımız anlamına gelmiyor.” dedim. Katris birden ayaklanarak öfke ile konuşmaya başladı.

“Onlar zır cahiller, istedikleri tek şey ceplerinin para dolması. Afrikalıların su içmeyi arzulaması gibi onlar kan içmek istiyorlar. Ben dinimizin söz verdiği gibi görevimi yerine getirdim. Bu yüzden bulutların üzerinde herkesten uzakta yaşamak istiyorum. Sonsuz sigara ve şarap içip kadınlarla sevişeceğim.” dedi ve tekrar oturdu.

“Madem insanları düşünmeyecektin, sen de o kan dökenlerden olsaydın. Hem sen beni nereden tanıyorsun? Neden geldin yanıma?” diye sert bir üslup takındım. Buluta iyice yerleştim. Ona yer vermek istemiyordum. Sonuçta o dinimizi çıkarcılık için kullanmış sanatı ödül için harcamıştı. Ondan ve onun gibilerden tiksiniyordum. Düşeceğini anlayınca bulutun içine biraz daha gömülmek için adım attı.

“Siz benim tanışmak istediğim en iyi tiyatro oyuncususunuz Sayın Çivgorf. Riels Çivgorf, ünlü tiyatro oyuncusu ve yazarı, 1551 doğumlu… Değeri, öldükten sonra anlaşılan sanatçılardan birisi… Hakkınızda tüm bilgiye sahibim. Ben sizin sayenizde sanatçı oldum. Size minnettarım.” dedi. Farkında değildim ama beni övmesi için biraz daha konuşsun diye ağzının içine bakıyordum. Çünkü burada hiç sıradan insan yoktu. Herkes birbirine hava atıyordu. Her ne kadar şaka yaptıklarını söyleseler bile. Katris beni övdükçe ona daha çok kanım ısınmaya başlamıştı. Sanki biraz önce insanların sanat için ne yaptıklarını merak eden ben değildim. Katris adeta içimdeki gerçek kişiliği ortaya çıkarıyordu. Yoksa ben de mi onlarca yıl sadece egom için sanat yapmıştım? Gittikçe korkmaya başlıyordum. O yüzden Katris’e sakin bir şekilde susması için işaret ettim. Sonuçta ben dinime bağlı bir insandım ve dinim mütevazı olmayı emrediyordu.

Katris tekrardan ayağa kalktı sanki birilerini arıyormuş gibi başını sağa sola çevirmeye başladı.

“Kafka’yı, Dostoyevski’yi, Theodoros Angelopoulos’u, Aziz Nesin’i, Andrey Tarkovski’yi ve daha nicesini şu an görebilme şansım var mı?” dedi. Belli ki popüler olmuş sanatçıları daha çok seviyordu. Bana olan ilgisinin azaldığını görünce biraz kıskandım. Belki de beni, popüler olabilmiş yazarlarla kendini tanıştırmam için kullanıyordu. Sanatçı olsa da sonuçta o da bir insandı. Üstelik dinin gereklerini sadece bulutların üzerinde yaşamak için yerine getirmiş bir sanatçıydı.

“Hayır, biz sanatçılar her ne kadar bulutların üzerinde yaşasak da insanların akıllarına gelince onların kafalarında beliriyoruz. O yüzden ne Gorki’yi ne de başka bir sanatçıyı görmek çok zor, sürekli yeryüzündeki insanların kafalarında dolaşıyorlar. Ne zaman insanlar uyursa sanatçılar da buraya ancak öyle gelebiliyor.” dedim. Dinimizin gerekliklerini bilmediği açıkça ortadaydı. Kesinlikle bulutlarda yaşamak için sanatçı olmuştu. Bense onu görünce dünyada hala sanat ve sanatçının yetiştiğini umut ederek konuşmaya başlamıştım. Oysa şimdi görüyordum ki umudum boşunaymış.

“Seni tanrıya şikâyet edeceğim, sen burada olmayı hak etmiyorsun.” dedim. Şaşırarak yüzüme baktı. Hem boyunun uzun olması hem de ayakta durması yüzünden, söylediğimden biraz çekindim. Onu şikâyet edecek oluşum hiç hoşuna gitmedi. Ama bir yandan da dinin isteklerini yerine getirdiği için kendine olan güvenci gözlerinden okunuyordu.

“Beni şikâyet edişin sadece ikimizin arasını bozar. Eminim ki tanrı da bana hak verecektir.” diye beklediğim savunmasını yaptı.

“Ama…” dedim, “Sanat gönülsüz yapılırsa bu sanat olmaz ki. Senin yaptığın sadece dini kullanmak; yani çıkarcılık dolayısıyla burayı hak etmiyorsun. Bulutlarda sadece yaptığı sanatla vicdanını rahatlatmış sanatçılar kalır.” diye ekledim.

“Sana hak vereceğimi sanıyorsan yanılıyorsun. İnsanların hepsi artık çıkarcılık üzerine yaşıyor.” diyerek gitti.

Kadir Gürdemir

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...