Korkaklar ve Ölüler – III

Gece Gündüz
A A

Korkaklar ve Ölüler – III

Sesimi iyice sertleştirerek “Kaç lira dedin birader?” diye sordum.

Necmi, hiç hazırlıklı olmadığım bir şey yaptı; “Öyle biraderli falan konuşma. Biranı al, s*ktir git; benim asabımı bozma!” dedi.

Bu çıkışın, normal şartlarda beni saldırganlaştırması ya da en azından sinirlendirmesi gerekirdi ama ikisini de yapmadı. Yalnızca üzdü ve kalbimi…

“Yok abi,” dedim “Yanlış anladın.”

Hissettiklerimi gizleyen bir gülümsemeyle, “Sen niye kızdın ki ya?” diye sordum.

Necmi, tüm öfkesiyle “Oğlum, sırıtma lan! Biranı al git, başımı belaya sokma benim!” diye çıkışınca ben, tamamen çözüldüm. Gözlerim doldu. Elim ayağım zangır zangır titremeye başladı. Bu titreme, parayı uzattığım elimden de rahatlıkla görülebiliyordu. Necmi, sertçe parayı elimden çekti. Çekiştirerek düzeltip kasaya yerleştirirken “Siz ne ayaksınız lan? Manitayla beraber mi yaşıyorsunuz?” diye sordu.

O an yapabileceğim birçok şey vardı. Hiçbir şey söylemeden çıkabilirdim. “Seni ilgilendirmez.” diyebilirdim. “Sen muhtar mısın birader?” diye sorabilir, “birader” kısmında vurgulu bir ton kullanabilirdim. Hiçbirini yapmadım. Yalnızca “Evet.” diyerek yılışık yılışık sırıttım.

Necmi, ağzını yamultarak güldü, “İlik gibi manitaymış ha!” dedi.

O an bile yapabileceğim birçok şey vardı. Hiçbir şey söylemeden hışımla çıkabilirdim. Düzgün konuşmasını isteyebilirdim. “Sen nasıl konuşuyorsun birader?” diye sorabilir, “birader” kısmında vurgulu bir ton kullanabilirdim. Hiçbirini yapmadım. Yalnızca, yılışık yılışık sırıtarak “Eyvallah.” dedim.

Necmi, bu eyvallah ile birlikte hem bana hem sevgilime hem evime hem de benliğime sahip oluyordu. Ben ise dükkânın orta yerinde durmuş, yılışık yılışık sırıtıyordum. Bir de üzerine kibarca gülümseyerek “İyi akşamlar.” dedim. Oysa daha öğlen sayılırdı. Necmi, bu temennime gözlerime bakmadan, kafasını sallayarak karşılık verdi. Para üstünü bile hatırlatacak cesareti bulamadım.

Bakkaldan çıktığımda halen tir tir titriyordum. Kafamı eğip eve doğru yürürken Necmi, bakkalın önünde aylak aylak dikilen arkadaşlarına, “Lan yavşak yavşak adamlar, taş gibi karıları s*kiyor ha!” diyor; ben, her şeyi duyuyor fakat sanki Necmi bunu, bana duyurmadan arkadaşlarına fısıldayarak söylüyormuş gibi yürümeye devam ediyordum. Necmi, onu duyduğumu biliyor fakat ben, bu gerçeği reddediyordum. Duymamış gibi yaptığımda, duyduğum gerçeğinin ortadan kalkacağına inanmak istiyordum.

Yolda yürürken hayalimde Necmi’yi dövüyordum. “Abi tamam, özür dilerim, vurma abi!” diye ağlıyordu. Ben, durmuyordum. “Bir daha biz dükkâna girdiğimizde, gözünü yerden kaldırmayacaksın lan!” diyerek daha çok vuruyordum. “Tamam abi, özür dilerim.” diyordu. “Benden değil ulan, hatundan özür dileyeceksin!” diyordum. Kadınım, başta gelmeye çekinse de zorla bakkala sokuyor, Necmi’ye özür dilettiriyordum. Necmi, kafasını kaldırmaya korkuyor, yere bakarak “Özür dilerim abla.” diyordu. “Dilersin tabii *mına koduğumun çocuğu!” diyerek hatunumu önüme katıp bakkaldan çıkıyordum. Ezgi, korkuyordu ama içten içe de bana hayran oluyordu. Ben yanında oldukça, kimsenin ona zarar veremeyeceğini biliyordu.

Hayallerim, evin kapısına vardığımda son buldu. Kapıyı açıp içeriye girdim. Ezgi, koltuğun ucunda misafir gibi oturmuş, ürkek bakışlarla beni süzüyor, ne olduğunu sormaya cesaret dahi edemiyordu…

(Devam Edecek)

İlker Eroğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...