Korkaklar ve Ölüler – II

Gece Gündüz
A A

Hani kavgada birilerinin seni tutacağına güvenerek öne atılmak vardır ya, hah! İşte tam olarak öyle bir çıkıştı bu. Bunu, o an için kendime dahi itiraf edemiyordum ama Ezgi’nin, “Ya dur nereye? Saçmalama!” diyeceğine güvenerek böyle bir çıkışa cesaret ediyordum. Umduğum gibi olmadı. Ezgi, hiçbir şey demedi. Kapıyı açtım ve tek ayağımı kapıdan dışarıya attım. Bir an duraksayıp Ezgi’ye döndüm, “Bir şey demeyecek misin?” diye bağırdım. Ezgi’nin gözlerinde korku ve kararsızlık vardı. Bu hâli beni daha çok sinirlendirdi. “Kadınların ayarsızlıkları yüzünden, insanlar birbirlerini öldürüyor haberin var mı? Kadın dediğin; biraz giyimine, kuşamına, konuşmasına dikkat eder!” diyerek çıktım ve ardımdan kapıyı çarptım.

Daha merdivenlerden inerken içimi büyük bir korku kapladı. Oysa az önce Ezgi’nin karşısında bir yırtıcıdan farksızdım. Merdivenlerin sonuna yaklaşırken kendimi cesaretlendirmeye çalışıyordum. Necmi’nin dükkânına kararlılıkla dalacak ve terbiyesizliğinin hesabını soracaktım. Böylelikle Necmi, benim kadınıma asılmanın ne büyük bir hata olduğunu anlayacak, bir daha dükkânına girdiğimizde gözlerini yerden dahi kaldıramayacaktı.

Apartmandan çıkıp hızla bakkal dükkânına yöneldim. Hışımla kapıdan içeriye daldım. Necmi kendinden emin bir tavırla, “Buyur kardeş, bir şey mi baktın?” diye sordu. Kaşlarımı çattım, gözlerimi gözlerine diktim. Necmi’nin gözlerinden yine o yakıcı ısı çıkıyordu. Bu ısıya dayanmaya çalışarak gözlerimi sabit tuttum. Bir an önce gözlerini kaçırmasını umuyordum çünkü cesaretimin sonuna gelmiştim. Gözlerini biraz daha kaçırmayacak olursa ben kaçıracaktım.

Necmi, gözlerini kaçırmadı. Dahası, “hayırdır” manasında gözünü kırparak pasif saldırıya bile geçti. Bakışlarında, bu pasif saldırıyı büyük bir memnuniyetle aktife de çevirebileceğine dair çok net bir anlam vardı. Ben ise buna karşılık olarak yapılabilecek en yanlış şeyi yaptım; gözlerimi kaçırdım… Tekrar göz göze gelince de gülümsedim. Böylesi bir restleşmede gözlerinizi kaçıramazsınız. Hele hele kaçırıp bir de üstüne gülümseyemezsiniz. Bu bir geri çekilme ve üstünlük kabulüdür ki aynı gün içinde bunu iki kez yapmak, en hafif tabiriyle ahmaklıktır. Zaten boyun eğdiğiniz birinin karşısına bir kez daha çıkıp gereksiz yere bir kez daha boyun eğmek, yalnızca karşı tarafı daha da pervasızlaştırır.

Sert bir ton vermeye çalıştığım sesimle: “Bira!” dedim “Sekiz tane bira alayım oradan.” Cümlenin bitmesine yakın sesim kendiliğinden kısıldı. Sesimi böyle yutmamda, Necmi’nin hâlen gözümden çekmediği ateşten bakışlarının da etkisi vardı. Necmi, tezgâhın ardından siyah bir poşet çekti. Poşeti havada kamçı gibi şaklattı ve küçümser bir ifadeyle “Al.” diyerek bana uzattı. O an sanki beynim kısa devre yaptı. Önce poşete hamle yaptım, sonra neden olduğunu anlamadığım bir şekilde elimi geri çekip boş boş etrafa bakındım. Necmi, tonunu biraz daha sertleştirerek, “Dolap dışarıda birader, alırsın oradan.” deyip poşeti suratıma çarpar gibi tezgâha fırlattı. Önünde duran hesap makinesinin tuşlarına hızla basarak hesap yaptı ve “Kırk sekiz lira.” dedi. Önce elimi cebime attım, sonra vazgeçip dolaba yöneldim, ardından tekrar Necmi’ye döndüm. Evet, bu adam kesinlikle beynime kısa devre yaptırıyordu. “Dur,” dedim, “Birayı alayım da sonra ödeyeyim.” Kendimi ilk kez kontrolü ele alıyormuş gibi hissediyordum ama bu hissiyat çok uzun sürmedi; Necmi’nin alaycı bir tonda “Haydi al bakalım.” demesiyle silinip gitti.

Dolabın önünde biraları poşete doldururken artık içinde bulunduğum durumdan kurtulmam gerektiğini ya da en azından bir şekilde eşitlemem gerektiğini düşünüp cesaretimi yeniden topladım. Elimde poşet, kollarımı da biraz kabartarak sert adımlarla tekrar bakkaldan içeri girdim…

(Devam Edecek)

İlker Eroğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...