Elektrik İdaresinden İsmet

Gece Gündüz
A A

Elektrik İsmet, yine yollara vurmuştu. Buz gibi havada yayan dolaşıyordu. Omzundan sarkan heybede, borcunu ödememiş abonelerin adres bilgileri duruyordu. Elektrik İsmet, her sabah böyle yayan çıkıp bütün şehri arşınlıyordu. Akşam idareye döndüğünde, şirket eline yeni bir liste tutuşturuyordu. İsmet işte her gün böyle sabah çıkıyor, dolanıyor, idareye geri dönüyordu.

Çıkışta elinde yeni listesi, oturduğu çamur deryasına varması akşamı buluyordu. İsmet, akşamları yürümüyor, otobüse biniyordu. Otobüsün camına kafasını yaslıyor, camın buğusunu silip ışıkları bir bir yanan evlere bakıyordu. Elektriğini kestiği evleri hatırlayınca canı sıkılıp gözlerini kapatıyordu.

İsmet, her akşam mutlaka kahveye uğruyordu. Kendisiyle dalga geçen eşraftan yılınca çayını da yarım bırakıp evinin yolunu tutuyordu. Ona “Elektrik” lakabını da zaten kahvedekiler takmıştı. İsmet’i pek sevmiyorlardı. Bu sevgisizliğin nedeni İsmet’in yaptığı iş idi. İşinin elektrikleri kesmek olduğunu biliyorlardı ama bozuldukları bu değildi. Onlar, İsmet’in bir işi olmasını hazmedemiyorlardı.

Elektrik İsmet, yine yollara vurmuştu. Buz gibi havada yayan dolaşıyordu. Omzundan sarkan heybede, borcunu ödememiş abonelerin adres bilgileri duruyordu. Heybesinden bir abone kâğıdı çekti. Kaldırıp gözlerine tuttu. Hemen ilerideki apartmanın 3 numarasıydı. Apartman kapısını yokladı; açıktı. İçeriye girip elektrik panosunu açtı. Az sonra elektriği kesecek ve 3 numaradaki kadın, genel bir kesinti sanıp hayıflanacaktı. Neden sonra kadının aklına, apartman boşluğunun otomatını kontrol etmek gelecek; apartmanın ışıklarının yandığını görünce durumu anlayacaktı. Son bir umut, yine de elektrik panosunu açıp bakacak; elektriğin borçtan kesildiğine emin olacaktı. Dolu gözlerle evine dönecek; koltuğa oturup kaderine ağlayacaktı.

İsmet, tam keskiyi dayamış, kabloyu kesip atıyordu ki 3 numaranın kapısı açıldı. İsmet irkildi. Elektrik keserken böyle çok dayak yemişti. Yaşlı Adam, İsmet’e gülümsedi. İsmet de ona gülümsemeye çalışarak karşılık verdi. Hâlen temkinliydi.

Adam, yaşlı mı görünüyordu yoksa yaşlı mıydı; İsmet anlayamadı. Saçı sakalı kırdı ama gülüşü, yirmilerinde ya vardı ya yoktu. Bazı insanlara gülmek çok yakışıyordu.

“Ne yapıyorsun?” diye sordu yaşlı adam, “Elektriğiniz… Borcunuz varmış da…” diye geveledi İsmet.

Yaşlı Adam: Elektriği mi kesiyorsun?

İsmet: Ee-Evet, ama borcunuzu ödediğiniz gibi gelir açarım hemen.

Yaşlı adam, gömlek cebinden bir sigara çıkardı, ağzına tutturdu. Merdivenlere sakince oturup cebinden çıkardığı çakmakla sigarasını yaktı, keyifle apartman boşluğuna üfledi.

Yaşlı Adam: Ne kadar tuhaf değil mi?

İsmet: Nasıl Abi?

Yaşlı Adam: Borcu olanların elektriğini sana kestiriyorlar. Çok tuhaf. Bu ne gibi biliyor musun? Mezbahada koyunu, başka bir koyuna kestirmek gibi. Sen, işte o eli bıçaklı koyunsun.

İsmet, elinde keskiyle kalakalmış, yaşlı adama bakıyordu. Yaşlı adam devam etti: “Senin işin çok zor elektrikçi, çok zor. Seni boğazladığın koyunların çığlıklarına mahkûm ediyorlar. İşin pisini sana yaptırıyorlar.”

İsmet: Abi borcunuzu ödediğiniz gibi açarım ben elektriğinizi.

Yaşlı Adam: Benim borcum yok ki… Kim diyor borcum olduğunu?

İsmet, elindeki kesme ihbarnamesini yaşlı adama doğru uzatır gibi oldu.

İsmet: Abi idareden…

Yaşlı Adam: İdare söylüyor değil mi? İdare… Yuvadaki yavru kuşlar gibiyiz. Gagalarımızı açıp kursağımıza bir lokma yiyecek bırakılmasını bekliyoruz. Gagamızı açıyoruz ama idare öyle bedavaya bırakmıyor lokmayı. Kursağımızdan söküyor lokmaları, sonra bize geri dağıtıyor. Kursağımız boşsa eğer çığlıklarımıza aldırmadan zaten tok olanları beslemeye devam ediyor.

İsmet: Abi ben cahil adamım, anlayamadım ama borcu öderseniz hemen…

Yaşlı Adam: Neyi anlamadın elektrikçi. “Sen de bizimle aynı yuvanın içindesin. Sen de kocaman açıyorsun gaganı bomboş kursağınla…” diyorum. Senin bizden bir farkın var ama… Sen, bizim çığlıklarımızı dinliyorsun. İdare çığlık sevmiyor. İdare kursaktaki lokmaları seviyor. Gagasının ucuyla onları kursaklarımızı kanata kanata kazımayı seviyor. Yuvadaki kardeşlerinin çığlıklarını da sana dinletiyor.

İsmet: Abi ben kesmeyeyim elektriğinizi. “Kapı kapalıydı, giremedim.” derim ama siz de ödeyin borcunuzu olur mu?

Yaşlı Adam: Yok, yok… Anlayamıyorsun sen elektrikçi, kes elektriği kes…

İsmet: Abi fazlası elimden gelmez, hesabını idareden sorarlar.

Yaşlı Adam: Hep bunu yapıyor idare biliyor musun elektrikçi? Elektriğimizi kardeşimize kestiriyor; sırtımıza sopayı kardeşimize vurduruyor; malımızı, mülkümüzü, toprağımızı kardeşimize talan ettiriyor. Hep bunu yapıyor.

İsmet: Ama abi borcu ödemeyince…

Yaşlı Adam: Elektriğin borcu mu olur elektrikçi? Yaşamanın borcu mu olur? Nefes almanın, gülmenin, sevmenin, nasiplenmenin… Kursağındaki lokmanın borcu mu olur?

İsmet: Abi benim aklım bunlara ermez. Ben kesmiyorum elektriğinizi şimdilik ama borcunuzu ödemezseniz önünde sonunda kesilir.

Yaşlı Adam: Anlamıyorsun elektrikçi. Kes elektriği, kes! Kör makas, sırtında kırılan sopa acıtmıyor canını; o makası, o sopayı tutan el acıtıyor anlamıyor musun? Onu tutan elin, kardeşinin eli olduğunu bilmek acıtıyor. O yüzden kes bütün elektrikleri. Kes ki meşalelerimizle aydınlatabilelim geceyi.

İlker Eroğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...