Burada Vurulacak Bir Adam Vardı Onu da Ben Vurdum

Gece Gündüz
A A

Burada Vurulacak Bir Adam Vardı Onu da Ben Vurdum

Penceremin önünde öylece oturmuş yağmuru izliyordum. Saat hayli geç olmuştu. Mahallede ışıklar birer birer sönüyor, köleler hücrelerinde yataklarına geçiyorlardı.

Önce sokaktan birisi hızla koştu, peşindense dört beş kişi…

Sokağın köşesinde, kaçan çocuğu sıkıştırdılar, üzerine çullandılar.

Bağrışmalar, küfür, kıyamet… Ortalık inliyordu.

Mahalleye baktım, kimse cama çıkmıyordu. Oysa bir yerlerden müzik sesi ya da eğlenen insanların kahkahası gelse şimdiye kadar çoktan tüm mahalleli camlardan onlara lanetler yağdırıyor olurdu.

Öyle ki “ay bu ne terbiyesizlik gecenin bu saatinde”ler, “arayın arayın polisi arayın”lar, “kapatın ulan o müziği”ler havada uçuşurdu. Şimdi ise tüm pencereler sıkı sıkıya örtüktü ama orada olduklarını, her şeyi gördüklerini, her şeyi duyduklarını biliyordum. Pencerelerin, kapalı camların, örtük perdelerin arkasında bir siluet olarak onları görebiliyordum.

Camı açtım, kafamı dışarı uzattım ve “Hey, ne oluyor orada?” diye bağırdım. Oralı olmadılar. İki büklüm yerde yatmış, kollarıyla kafasını korumaya çalışan çocuğa vurmaya devam ediyorlardı.

Mutfak tezgâhın üzerinde duran ekmek bıçağını aldım, belime koydum ve aşağıya indim.

Sakin adımlarla yanlarına gittim ve “Ne oluyor burada?” diye sordum. Aralarından biri, bir yandan çocuğa vurmaya devam ederken bir yandan bana dönüp “Abi duvarlara yazı yazıyor bu.” dedi.

“Ne yazıyor?” diye sordum.

“Her yere ‘özgürlük’ yazıyor.” dedi ve dönüp çocuğa vurmaya devam etti.

“Bir baksana bana, bir şey söyleyeceğim, önemli…” dedim.

Sanki duymamış gibi tüm gücüyle çocuğa vurmaya devam etti. Uzanıp kolundan kendime doğru çektim ve “Bak bir bak, bir şey söyleyeceğim.” dedim.

Yumruk atmaktan nefes nefese kalmıştı. Soran gözlerle bana baktı. Bir an önce söyleyeceklerimi duyup sonra çocuğa vurmaya devam etmek istiyordu.

Belimden bıçağı çıkardım, tam çenesinin altından sonuna kadar soktum. O an bıçağın ucu, genzinin tam arkasında olmalıydı. Alıp verdiği nefes, bıçağın paslanmaz çelikten yüzeyine içeriden çarptıkça hayli komik bir sürtünme sesi çıkarıyordu. Bu sesin komikliğine gülmekten kendimi alamadım. Gülüşüm kahkahaya dönüştü. Diğerleri korkulu gözlerle beni izliyorlardı. Bıçağı soktuğum adamın dizlerinin bağı çözüldü. Onu şu anda ayakta tutan tek şey, çenesinden girmiş bıçak ve hemen çenesinin altında duran, bıçağın sapını tutan yumruğumdu.

Adamın arkadaşları, gördükleri manzaranın dehşetinden çil yavrusu gibi dağıldı.

Ben, az sonra ölecek adam ve sokaklara “özgürlük” yazan çocuk baş başa kaldık.

Bıçağımın ucunda, kocaman olmuş gözlerle bana bakan adama ben de uzun uzun baktım. Bıçağı hızla çekip soktuğum yerden, çenesinden çıkardım. Adam boş bir un çuvalı gibi yere yığıldı. Gırtlağından gelen hırıltıların dinmesini beklerken bıçağımı yağan yağmura tutup üzerindeki kanı temizledim. Bu sırada yerde yatan adamın gırtlağından akan kan, kaldırımın kenarından akan yağmur sularına karışarak, sokak lambasının da ışığıyla muazzam bir görüntü oluşturuyordu.

Yerde hâlen kafası kollarının arasında titreyerek yatan çocuğa elimi uzattım. Ürkekçe, uzattığım elimi tuttu. Çekip onu ayağa kaldırdım ve “Özgürlüğü duvarlara yazmaktan sakın vazgeçme.” dedim; “Bunlar bir gün uyanacaklar. Bugün değil ama bir gün… Uyandıklarında ilk gördükleri şey, duvarlardaki özgürlük olsun!”

Çocuk korkuyla kafasını salladı. Kafamla gitmesini işaret ettim. Sokağın sonuna doğru, yağmur altında koşmaya başladı. Koşuşu, vahşi bir tayın dümdüz bozkırlarda özgürce koşuşunu andırıyordu.

Dönüp yerde yatan adama baktım. Genzimi temizleyip cesedine tükürdüm ve elimde bıçak, geriye dönüp evime doğru yürümeye başladım. Kafamı kaldırdığımda pencerelerden birinden beni izleyen bir siluet gördüm. Elimdeki bıçağı tüm gücümle oraya doğru savurdum. Perde hızla örtüldü, siluet kayboldu.

Karanlık gökyüzüne baktım, yüzüme vuran yağmur damlalarına gülümsedim sonra da hücreme döndüm.

Işıkları kapattım, perdeyi örttüm.

İlker Eroğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...