Ayı Boğulursa Simit Atarız

Gece Gündüz
A A

Ayı Boğulursa Simit Atarız

Yalnızlığa karşı, karşı konulamaz özlemler duyduğum zamanlarda… Yani, yıllar önce… Yalnızlığın bir tercih, bir kaçış ya da bir varış noktası olduğunu düşündüğüm zamanlarda; ben de yalnızlık güzellemeleri yaptım, hepinizin yaptığı kadar. Ya da bilmiyorum… Belki ben, sizden biraz daha fazla yapmışımdır.

Arkadaşlarla dışarı çıkılan bir gece, “Ben bir tuvalete gideyim.” diyerek yanlarından ayrılmış, mekânın kapısından çıkıp evime gelmişimdir. Bunlarda bir sorun yok. Bunları siz de yapmışsınızdır. Ya da bilmiyorum… Belki siz yapmamışsınızdır.

Ben yaptım. Öylece orada durup iç sıkıcı sohbetlere, vasat mizaha, o an popüler olan ama çok yakın, elini uzatsan tutabileceğin kadar yakın bir gelecekte geçerliliğini yitirecek konulara, olgulara, temalara, imgelere, simgelere dair canhıraş savunmaları dinlemektense ya da sabrın tükendiği yerde ağız dolusu bir “s*ktir” çekmektense kalkıp gitmek, hem herkes için daha hayırlı hem de benim için daha mantıklı gelmiştir.

Hani her şeyin bir kötü yanı vardır ya… Her iyinin içinde biraz kötü, her kötünün içinde biraz iyi vardır teranesi. Ya da bu terane, buranın mı teranesi? Belki de bu, başka bir yılgınlığın efsanesi. Bilemiyorum… O yüzden bildiklerimden bahsediyorum. Çok fazla şey bilmediğimden, çok fazla şey de anlatamıyorum. Kendi kendime, kafamın içinde sürekli anlatıyorum ama birinizi yolda çevirip anlatamadıktan sonra “Ben ne anlatıyorum ki?” demeden edemiyor insan. Edemez insan, edilmez. Edilgin çığlıkları kolay kolay işitemez.

Neyse… Çok dağıldı. Artık toparlamalıyım yoksa burası da beynimin içine döner. Bazı beyinlerin içi, beyni olmayanların içi için fazlaca sıkışıktır. Sıkışık yerlerde kimse rahat edemez çünkü rahatlık, boşluktadır. Yalnız, boşluğun içinizde değil dışınızda olması şarttır.

Yalnızlığa karşı, karşı konulamaz özlemler duyduğum zamanlarda… Yani, yıllar önce… Yalnızlığa, ben kaçıyorum zannediyordum. Sonra anladım ki yalnızlığa kaçan ben değilim; var olan yalnızlığı varlığınızla işgal eden sizlersiniz ve ben, her kaçtığımda aslında benim olan yalnızlığı size bırakıyor, yeni bir yalnızlığa gidiyorum. Benim gittiğim yalnızlığa, peşimden siz de geliyorsunuz.

İstiyorsunuz ki hayatı anlamlandırdığınız her şey… Ne bileyim? Bir marka kimliği veya bir marka, otuz saniye ile iki dakika arası bir video klip ya da ekrana çıkmış konuşan bir geri zekalı, bir promosyon ya da bir pazarlama stratejisi ya da herhangi bir hayat tarzı yanılsaması diyalektiği… Diyalektiğin burada kullanılma nedeni, hayat tarzınızın eytişmesi değil, bilakis benimkinin karşı komşusunda düzenli ziyaretlerde eğleşmesi.

Karıştı değil mi? Toparlayayım: Varlığınızı da alın, s*ktirin gidin!

İlker Eroğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...