Teras

Gece Gündüz
A A

Teras

Elimde kâğıt ve kalemle, on katlı binanın terasından yazıyorum bu satırları. Başım dönüyor; başım öylesine dönüyor ki düşmemek için bir yeri tutamıyorum! Betonun üzerindeyim; ayaklarımı dış tarafa saldım, oturuyorum. Aşağıdan otomobil sesleri geliyor. Aşağıya bakmayı denedim ve çok korktum; ama bu manzara, insan bedenlerine bürünmüş yalancı yaratıklar kadar korkunç gelemezdi! Tam da o yaratıklardan dolayı, bu bir veda mektubu, beni affedin…

Birkaç dakika sonra, burada nefes almamak da var! Kırılmış kolum, bacaklarım ve kafatasımla yerde yatıyor olacağım… Kanlar içindeki bana, acıyacaklar. Hâlbuki kendileri, tüm bedenleri ile acınacak hâldeler…

Öncelikle onları tanımanızı istiyorum. Kalpleri, simsiyah bir alevdir; kimse orada barınamaz. Dilleri ise sımsıkı düğüm olmuş ve ne dedikleri hiçbir zaman anlaşılmaz! Gözleri mi? Gözleri ise çok değişiktir; büyük ve kapkaradır; ruhsuzdur. İşte bu zalimlerle aynı yeryüzünde olmak bana ağır geliyor!

Onlar dursun bir kenarda ki bir kenara koyamıyorum; burada öleceğim için en çok anneme üzülüyorum. Gözyaşı akıtacak hiç durmadan; ah benim zavallı anneciğim!

Yine de içimdeki acıyı ve korkuyu alt etmek istiyorum! Aşağıya bakmak için tekrar bir cesaret buluyorum kendimde; evet, kararlıyım bu sefer! Başım dönse de kafamı çevirmiyorum ve giden arabalara gözüm takılıyor; onların ne kadar hızlı geçip gittiklerini düşünüyorum. Bedenimi onların altında parçalanmış hayal etmekte zorluk çekiyorum… Başımın dönmesi durdu, çünkü bu kâğıda yazdıklarımı düşünüyorum…

Sonra yine bakıyorum; ellerinde poşetlerle bir kadın, manavdan ayrılıyor. Bir araba, yoldan yürüyen bir adamı kornaya basarak uyarıyor. Kaldırımda bir çocuk, babasının elinden tutmuş, onun adımlarına uyum sağlamaya çalışıyor. İki yaşlı adam ise bu sokağa daha yeni ayak basıyorlar. Bu iki yaşlı adam ve çocuğun hatırına, -yaşlı adamları hüzünlendirmemek ve çocuğu korkutmamak için- kendimi aşağıya atmadan önce gitmelerini bekliyorum…

Doğanın ise beni öldürmek istemediğini fark ediyorum; beni engellemek için heyecanlanıyor kalbim! İçimden haykırmaya yelteniyor: “Hayatta kal, kalmak zorundasın!” diye.

O da ne? Bir melodi duyuluyor; bulunduğum binanın en üst katından geliyor. O dairede oturanı tanıyorum; o, genç bir müzisyen. Sanki şarkı sözleri, benim bu son anlarım için özenle seçilmiş… Piyanodan gelen ritimle, onun sesine kaptırıyorum kendimi. Şöyle duyuluyor şarkı:

“Alın beni, lütfen kurtarın! Bakın melekler, bir zindan burası!
Sevginiz olmadan, yaşayamam; nefes alamam.
Mum ışığı sönerken onun yanında, kimse bilmeden öleceğim…
Bir yatağım, bir kitabım ve yanımda -Ah, hayır benim, sevgilim yok ki!-
Ve yanımda bir mum ışığı ile öleceğim!”

Genç kız, kendisine yöneldi ve şöyle dedi: “Dikkatlice kalk buradan! Bu yalnız yüreğin yanına git! Siyah alevlerin, düğümlenmiş dillerin canı cehenneme!”

Doğruca onun dairesine indi ve kapısını çaldı. Müzisyen, piyano sesinden duymadı. Genç kız ise terasa geri gitti; çünkü bir planı vardı. Genç adamın dairesinin tavanına açılan terasta, bir cam gözüne çarptı.

O camdan içeriye baktı; genç müzisyenin, camın tam da aşağısında çaldığını gördü. Heyecanlanarak, terasa bırakılmış halat yardımı ile kendini bu camdan baş aşağı salıverdi. Genç adam, müzikten mest olmuş bir şekilde, gözleri kapalı çalıyordu. Onun dudak hizasına başı gelen genç kız, bir anda öpücük kondurdu.

Müzisyen, bunu bir hayal olarak düşünüyordu. Genç kız, kendisini hayata bağlayan bu adama karşı müteşekkir hissediyordu… Piyanonun üzerinde bir mum yanıyordu.

Genç adam gözlerini açtığında, bunun bir hayal olmadığını görerek sevindi. Genç kızı öpmeye devam etti ve piyano üzerinde duran mumu söndürdü. Çünkü o mum ışığı ile ölmeyi, genç kızı terk etmeyi istemiyordu. Genç kız, “Başım dönüyor…” dedi ve halatı bırakarak dikkatlice genç adamın yanına oturdu. Genç adam, şarkı sözlerini söylemeye devam etti. Fakat genç kız, bir kahkaha attı ve şarkı sözlerini kendine göre söyledi:

“Almayın beni hemen! Bakın melekler, bir orkestra burası!
Sevginiz olmadan da yaşayabilirim; nefes alabilirim.
Mum ışığı yanarken, mumu terk etmeyeceğim…
Bir yatağım, bir kitabım ve yanımda -İşte, sevgilim de burada!-
Ve bir mum ışığı ile buradan ayrılmayacağım!”

Hilal Okur

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...