Kalem

Gece Gündüz
A A

Kalem

Sinirliydi. Tüm yazdıklarını karaladı. Müsvedde defterinin kenarına kalemini bırakıyordu ki kalem, iki parmağının arasından ayrılmadı. Diğer eli çekip almaya uğraşsa da girişim başarısız oldu. Bu sefer desteğe dişleri katıldı; kalemin başını dişleri ile ısırıp çekmeye uğraştı. Fakat bir anda kalemin kapağı soluk borusuna kaçtı ve acı içinde öksürttü. Olduğu yerde çırpınırken kendi sırtına vurmaya çalıştı fakat her vuruşta kapak, kalbine doğru ilerliyordu. Son bir vuruş ile sola doğru kayıp kalbine yerleşti.

Genç için artık öksürme geçmiş, yüzündeki kırmızılık son bulmuştu. Kendine geldiğinde elindeki kalemin avucunun içinde kıpırdadığına şahit oldu. Kalem, santimetrelik hareketlerle tüm ele hâkimiyet sağladı. Bir ağırlık hissettirerek defterin üzerine eli getirdi. Deftere iyice abanarak “Benden korkma, ben bir özne değilim. Sana hiçbir şey yapamam. Görevim yalnızca her satıra değen dokunuşlarla kalbine dokunmak…” diye yazdı. Sonra gencin elinde ağırlık yapmayı bırakıp defterin üzerine düşüverdi.

Neye uğradığına bir hayli şaşıran genç, biraz hava almak istedi. Elinin titrediğini masasından kalkınca fark etti. Yüzünün rengi sararmıştı. Su içme isteği uyandı. Mutfağa gittiği sırada aynı kalemin yerde kıpırdanışlarını gördü. Gözlerini ovduktan sonra fal taşı gibi açıverdi. Yeniden gördüğüne şaşırarak duraksadı ve rafa yöneldi. Bir bardak çıkarıp sürahiden doldurmaya başladı. Sonra titreyen eline alarak yavaşça yudumladı. Bunları bir kenara bırakıp aşağıda, yerde duran gazeteye kalemin bir şeyler yazdığını gördü. Yukarıdan okumak için mesafe yetersizdi. Eğildi; çömeldi ve okudu. “Artık biriktirdiklerim gizli kalmayacak.”

Genç, “Sen neden bahsediyorsun?” diye sordu. Kalem, şöyle yazarak cevapladı: “Ben, pasif bir araç olmaktan sıkıldım. Haykırmak, bağırmak istiyorum. Sesimin çıkmasını istiyorum. Biten bir mürekkep ile yaşamım tükensin, sonu gelsin istemiyorum!”

“Evet, bunları istemek en doğal hakkın ama bunlar senin doğanda yok… İmkânsız bir şey istiyorsun. Üzgünüm, yardımcı olamayacağım…”

“Peki ya benim yazdıklarım, bir ses bulsa… Sen tümcelerimi seslendirsen ve onlar kendilerinde ışık bulsa… İnsanlar dinlese, bazen okusa ve anlatsa kelimeler mutlu olur. Kelimelerin duyguları var ve onlar keşfedilmeyi bekliyor…”

Gazetede artık yazacak yerin kalmadığını fark eden genç, kalemi dikkatle yerden aldı. Ellerindeki soğukluğun artık güvenle ısındığını fark etti. Kalemi odasındaki masaya götürecek, defterin üzerine koyacaktı. Giderken düşünceleri birbirini kovaladı. Kalemin söyleyeceklerini, bu kadar zaman boyunca içinde saklamasına acıdı. Kalemi bu nedenle kendisine benzetti. Sonra kalbine giden kapağı aklına geldi. Kaleme “Birlikte yaşayacağız, birlikte yazacağız!” diye fısıldadı.

Hilal Okur

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...