Hazal – Bölüm 8

Gece Gündüz
A A

Hazal – Bölüm 8

Hazal, yerde yatarken yaklaşık on dakika sonra gözlerini kımıldattı. Yanındaki nefes sesinden ürkerek gözlerini açtı ve gördü ki bir sokak köpeğiymiş… Hazal gözlerini açtığında onun yüzünü yalamaya başladı. Genç kız yerden kalkmayınca havlamaya başladı. Mahalle sakinleri endişelenerek camlara çıktılar. Fakat genç kız cadde tarafındaydı ve orada daire yoktu, yalnızca dükkânlardan ibaretti…

Bu sırada kendisine kızgın olan Umut, kendini sokağa atmıştı. Hava almak için dolaşıyor ve Hazal’ın nereye gittiğini umursamıyordu. İçinde ona olan sevgiyi, öfkesi ile bastırmaya çalışıyordu. Yumruğunu sıkıyor, ardından ona bir öfke ile tokat attığı aklına geliyordu ve bunun için yine çılgına dönüyordu. Köpeğin sesini işittiğinde ona işkence edildiğinden şüphelendi ve sesin geldiği caddeye hızlı adımlarla gitti. “Zaten biraz pataklamak için ellerim kaşınıyor!” diye söylendi.

Birkaç dakika yürüdükten sonra, hemen o sokağa dalmadı, önce köşeden gizlice baktı. “Yerdeki örtü gibi görünüyor.” diye düşündü. Sokak köpeği, onu köşede görünce koşarak yanına gidip bacaklarına sürtündü, ağlar gibi ses çıkardı. Umut yavaşça, örtü zannettiği yere önünde köpek ile ilerledi. Köpek ise atlayıp zıplıyor, yerinde durmuyordu. Önce genç kızın savrulmuş saçına baktı, sonra ceketinden Hazal olduğunu anladı. “Nasıl yani? Yok canım değildir!” diye geçirdi aklından. Eğilip, kızın başını kendine çevirdi: “Hazal,” diye ismini sayıkladı.

Korkudan elleri titremeye başladı, “Ne olur aç gözlerini, konuş benimle!” derken akan gözyaşları kızın yanağına değdi. Gözlerinden bir hareket bekler gibi “Ne oldu sana? Benim yüzümden mi oldu? Haydi, aç gözlerini benim her şeyim!” dedi. Damlayan kanları gördü nihayetinde, ambulansı aramak için telefon açtı.

Telefonu kapattığında, “Benimle kal,” dedi. “Bak, sen şahitsin, seni yanımda istediğimi söylüyorum. Bir yere gitmeni istemiyorum.” dedi. Hazal’ın bilinci bulanık, gördüklerini anımsamakta zorluk çekiyordu. Umut, göğsünde keskin bir saplantı hissetti. Sokak köpeği, Umut sayıklarken onun yanında dönüp duruyordu. Ambulans geldiğinde ise bir kenara çekildi.

Hazal, dikkatlice sedyeye taşındı. Ambulansa yerleştirilirken Umut, “Dikkatli olun, ne olduğunu bilmiyorum!” diye sesini yükseltti. Sonra ön koltuğa oturdu, arkada genç kıza maske ile hava veriliyordu. Umut ise ön tarafta, zifiri karanlığa dalıp içinden kendini suçlayıp duruyordu. “Sen,” diyordu, “Bu kıza en kötü hasarı veren kişi oldun!”

Hastaneye geldiklerinde ise iki saat süren bir ameliyat geçirdikten sonra Hazal, servise sağ salim kaldırıldı. Ailesi onu arkadaşlarında bildiğinden bu iki gün arayıp soran olmadı. Umut, serviste her gelen giden hemşireye ve doktora bahşiş veriyordu. Hazal’a, bu yüzden daha iyi bakılacağını varsaydı.

Serviste hep başında durdu Umut. Orada yattığı gün birlikte tüm bunların nasıl olduğunu konuştular. Hazal, sırasıyla korna çalan kişiyi, sonra uyumak için uzandığı yerde kendini alıp götürmek isteyen o iki adamı ve sonunda ise hayat kurtaran köpeği anlattı. Umut, onu dinlerken hiç susmak istemiyordu. Genç adam, “Kendini bu kadar yorma bakalım, benim de anlatacaklarım var hem! Bırak senin için ne kadar endişelendiğimi anlatayım!” dedi. Daha sonra odaya doktor geldi ve kısa bir muayeneden sonra: “Çok ucuz kurtarmışsınız, çok şanslısınız. Genel durumunuz çok iyi ve bugün çıkış işlemlerinizi yapabiliriz.” dedi. İki âşık rahat bir nefes aldılar, yüzleri gülüyordu.

Doktor odadan ayrılınca Hazal, baygınken duyduğu sözleri yarım olarak hatırladığını söyledi. “Haydi, tekrar söyle beni ne kadar sevdiğini!” dedi. Umut, sesini düzeltti, “Bütün şiirleri senin için okuyacak kadar çok seviyorum!” dedi.

Hilal Okur

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...