Hazal – Bölüm 3

Gece Gündüz
A A

Hazal – Bölüm 3

Umut, henüz Hazal’la tanışmadığı bir dönemden; aslında kendine bile itiraf edemediği, yapayalnız hissettiği bir dönemden geçiyordu. Hayattan daha da soğuduğu, Mayıs ayının 16′sını 17′ye bağlayan bir cuma gecesinde Umut’un evinde arkadaşı Emre vardı. Umut’un bakışlarında bir gariplik seziliyordu; bir boşluğa, belirsizliğe bakıyor gibiydi.

Umut, çekyatta yavaş yavaş hızlanan titremeler yaşıyordu. Emre, madde bağımlılığından kriz geçirdiğini söyledi. Ambulans çağırmıştı, adres sorulduğunda da TV önündeki su faturasından okudu. Bu sırada Umut “Ambulansı arama” diyerek, istemsizce gülümsemeler eşliğinde kekeliyordu. Emre Umut’u sırtına aldı; apartmanın demir kapısına kadar, döner merdivenlerden dört kat aşağıya zorlukla taşıdı. Beş on dakika sonra ambulans mahalledeydi. Durumu birkaç saat sonra düzelmişti. Çıkışı yapılırken ücret ödenmesi gerekti; iki arkadaşın da parası yoktu… Sonra Emre, Umut’un ailesini şaşkına uğratacak ve kızdıracak bir telefon açtı.

Umut’un hali vakti yerinde olan -psikolog ve kitap yazarı- ablasını aradı. Olayı anlattıktan sonra “Endişelendik, korktuk ama şimdi durumu iyi!” diyerek konuşmasını sonlandırdı. Telefonda ablasının korktuğu belliydi.

Ablasının adı Bahar’dı, hastaneye geldiğinde Umut çok endişelenmişti. Bunun nedeni aslında Umut’un bankalara olan borçları için aylık ödediği iki bin lira paradan artık vazgeçecek olmasıydı. Bahar, haklı olarak şöyle düşünüyordu: “Demek ki Umut, paralarını buna yatırıyordu ve Umut’a para vermek, onu ölüme sürüklemekti!” Umut’u karşısında sapasağlam gördüğünde içi ferahladı ve tüm kızgınlığı sona erdi. Bahar, parayı vezneye tek başına gidip ödedi; ardından Umut’la Emre yanına geldi. Çıkış kapısına vardıklarında Emre onlarla vedalaştı.

Bahar ince düşünen, kibar bir kadındı. Uğraştığı alandan olsa gerek, olağanüstü sabırlıydı; kardeşine tek bir söz sarf etmeyecek kadar… Bu konuşmama Umut’u daha fazla üzüyordu ve ilerleyen günlerde göreceği gibi tek bir kuruş bile göremedi ablasından. Tam teşekkür etmeye yeltendi ki Bahar onun sözünü “Sen farklı yoldan gidiyorsun herhalde!” diyerek kesti; kinayeli ses tonuyla onun utancına ve pişmanlığına acımadığını belli etti. “Başının çaresine bakmayı bilir zaten” diye düşündü. Umut, ablası giderken hastanenin bahçesinde olduğu yerden kımıldamadan ümitsizce izledi. Eve gitmek için üç yüz metre kadar durağa yürüdü.

Yürürken aklını tonlarca karamsar düşünce doldurdu. Attığı adımlara bakarak yürüyordu, kaldırımın kenarında perişan bir köpekte kendini gördü; köpek yağmurdan sonra ıslanmış, açlıktan bitap düşmüştü. Gözlerinin içine baktı, içi cız etti; büfeden onun yiyeceği türden şeyler alıp önüne bıraktı ve yürümesine devam etti.

Kendini bir yere ait hissetmiyordu. Gittiği karanlık bir yoldu; yürürken bir yerden sonra gözleri artık adımlarına değil, ileriye doğru baktı. “Bu yolu nasıl aydınlatacağım?” diye sordu kendi kendine. Sonraki üç hafta boyunca, aldığı üç kuruş maaş ile borçların en düşük faizini ödeyerek kurtulmaya çalıştı ama daha çok çalışmak zorundaydı. Tüm bilgi ve becerisini ortaya koydu; etrafında ilgi duyan dört gence motosiklet kullanmayı öğretti. Aldığı para sürekli bankalara gidiyor, karnını doyurmak için yetmiyordu.

Fakat bu süreçte, iş yerinde daha kaba bir adam oldu. Kimseye merhamet duymayıp acımasızca eleştiriyordu, hatta Emre’yi bile…

Yaklaşan günlerde Hazal, Umut’la tanışacaktı. Umut, sinirine hâkim olmakta zorlanıyordu ve Hazal’ın karşısında kaba bir itibar bırakacaktı. Hazal, Umut’un evine iki hafta süre ile temizlik yapmak için gelip gidecekti ve ona karşı engel olamadığı bir aşk alevlenecekti.

Hilal Okur

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...