Hazal – Bölüm 2

Gece Gündüz
A A

Hazal – Bölüm 2

Aylardan Haziran ve diploma günü gelip çatmıştı. Hazal ön lisans okuduğu üniversitesinde iyi bir not alarak mezun oldu. Ailesi onunla gurur duyuyordu ama kendine sorulsa okuduğu bölümü çok benimsemiyor, hatta küçük görüyordu. Diploma töreninde aklına hiç Umut gelmemişti, çünkü onunla tekrar görüşeceğinden emindi. Bundan emin olması kendini güçlü hissettiriyordu.

Geniş tiyatro sahnesinde diplomalar teker teker takdim edilirken, kendini bir film karesinde hayal etti. Etrafa neşe ile gülücükler saçıyordu, sahneden indiğinde arkadaşları ve ailesi ile bol bol resim çekildi. Eve vardıklarında topuklu ayakkabının yarattığı acıdan bezmişti. Odasında ayakkabısını çıkarırken, aynanın karşısında mavi elbisesi ve bukleli saçıyla ne kadar zarif olduğunu düşündü. Sonra “Kimsenin reddedemeyeceği güzellikte” dedi ve kendinden emin bir bakış attı.

Ertesi gün öğlen saat iki olduğunda Umut’un evine gitti. Umut kapıyı açtığı gibi hızla kendini odasında yatağa attı. Gözlerini yumarak çatallı sesiyle konuşuyordu. Hazal’ın on sekiz yaşından küçük olmasından şüphelenerek, kimliğini görmek istedi. Hazal çantasından çıkardığı turuncu nüfus cüzdanını yatağa fırlattı ve gözlerini onun üzerine dikti. Umut ad soyadına, yaşına ve nereli olduğuna baktı.

Hazal’a temizlik malzemelerinin nerede olduğunu tarif ettikten sonra, ondan çıkarken odanın kapısını kapatmasını istedi. Hazal sert bir şekilde kapıyı çarptı, banyoya gidip Vileda ve kovayı eline aldı. “İyi de ben hiç temizlik yapmadım ki!” diye mırıldandı. Bunu arkadaşlığın başlangıcı olarak görüyordu, bu yüzden sabırla katlanacaktı. Kova ile salona geçip onu bir kenara koydu. Sonra koltukların örtüsünü, yastıklarını düzeltti. Kareli siyah sehpanın üzerindeki tepsiyi, kuruyemiş artıklarını ve bira şişelerini kaldırdı.

Televizyonun alt rafında karışmış görünen kahverengi sepeti düzeltti. İçinde yarısı bitmiş ilaçlar, ağrı kesici krem, el kremi, boş not kâğıtları, çakmak, yara bandı ve ucu yazmayan kalemler vardı. En son Umut’un kartvizitini gördü. Uzak Doğu Dövüş Sanatları hocası olduğunu öğrendi. “İyi de karşıdakinin canını nasıl yakabilirsin?” diye sordu kendine. Salon toplanmış görünüyordu.

Salonu süpürdü. Ardından Vileda ile parkelerin üzerinden geçti. Koltuğun altına uzattığı Vileda minik bir şeye çarparak ince bir ses çıkardı. Hazal başını daha çok eğip baktığında mermi olduğunu anladı. İçinde korkuya dair bir his yoktu. “Ne güzel işte silah kullanma ehliyeti de var demek oluyor bu!” dedi ve kendini güvende hissetti.

Küçük mutfakta irili ufaklı bulaşıkları kendi elleriyle yıkadı, çünkü bulaşık makinesi bozuktu. Evde birçok yer bitmiş, yatak odası kalmıştı. Kapısını vurup yatak odasına girdi ve kibar bir ses tonu ile işinin bittiğini söyledi. Umut içtenlikle “Eline sağlık” dedikten sonra yataktan kalktı ve işe gitmek için hazırlandı. Bu sırada Hazal, yatağı topluyordu. Hazal, daha önce ev temizlemediğinden ötürü klozeti ilaçlamayı unutmuştu. Neyse ki Umut banyoya uğramamıştı. Evden çıkarken, parasını verdi ve kendinden beş dakika sonra çıkmasını istedi.

Hazal, koltuğun altında bulduğu mermiyi Umut’a söyledi. Ardından Hazal’ın düşünceleri bulunduğu mekândan hızla uzaklaştı ve merminin kullanıldığı yerlere uğradı: “Bir cinayet, belki bir intihar işte bu masada sabit duran mermilerden çıkardı!” diye düşündü. Umut, Hazal’ın yüzüne baktığında bu düşünceli bakışları anlamadı ve yeterince tanımadığından silahla aynı evde bırakmak istemedi. Ayakkabısını bağlamayı bırakıp, yatak odasındaki dolaptan silahı aldı. Gömleğinin altında pantolonun beline sakladı ve üzerine ince ceketini giyindi. Sonrasında yine ayakkabılarını bağlamaya koyuldu. Hazal onu izlerken düşüncelerini bir kenara bıraktı ve düşüncelerinde hâlâ bir depresyon belirtisi yoktu…

Hilal Okur

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...